Sömürgeciler Afrika’dan, asırlarca, yer altı, yer üstü zenginlikleriyle beraber insan cevherlerini de köleleştirip, Avrupa’ya ve Amerika’ya taşıdılar. En başta birinci tercihleri Müslümanlardı. Onları zorla götürüp, din değiştirmeye mecbur ediyorlardı. Şu anda bile, o günlerden kalmış ve Hristiyanlaştırılmış olanlar dahi domuz etine karşı bir tiksinti duyar. Bu, onların Müslüman atalarının genlerinden geçmiş bir miras gibidir.

1930’lu yıllarda Amerika’da Elijah Muhammed, Master Ford Muhammed’den aldığı bilgilerle Afrika menşelilere Müslümanlığı anlatmıştır. Ama İslâmiyetin evrenselliğinden çok, milliyetçi bir anlayışla… Böylece Afrika menşeli bu mağdur ve mazlum topluma bu faaliyet yeni bir ufuk göstermiş, anlayışta, giyimde, kuşamda, hayata bakışta güzel bir silkinme ve kendine gelme yolu açmıştır. Çünkü Malcolm X diyor ki: “Benim soyadım niçin ‘X’? Çünkü ben bilmiyorum ben kimim, ben neyim? Bunu ancak X ifade edebilir.” Amerika’daki her beyaz, nereden geldiğini, kim olduğunu bilir. Ama onlar Afrika’nın hangi ülkesinden geldiklerini, kimler olduklarını bilmezler. Köle olarak getirilen ailelerinden zorla alınmış ve bilinmez yerlerde köklerini bilmeden büyütülmüşlerdir. Uzun zaman süren bu uygulamadan sonra da artık her şeyi unutmuşlardır. Onun için bu mânada onlar gerçek Amerikalılardır. Çünkü gidecekleri başka ülkeleri yoktur…