Hafta içindeki iş yorgunluğunu atmak için sahilde yürüyüşe çıkmıştı. Tatlı tatlı esen rüzgârın sesine, köpürerek kıyıya çarpan dalga sesleri eşlik ediyordu. Biraz yürüdükten sonra deniz kenarındaki banka oturdu ve etrafı seyretmeye başladı. Güneşin altında parıl parıl bir deniz, beyaz kanatlarını açarak suların üstünde süzülen martılar… Her şey o kadar güzeldi ki!.. Tam deniz kokusunu almaya başladığı anda sahile vuran yosunlar ve onları toplayan insanlar dikkatini çekti. O güne kadar pek önem vermediği, hatta denize girdiğinde üzerine değmesinden tiksindiği, tam bitkiye de benzemeyen bu yeşil parçaları, acaba neden topluyorlardı? Yerinden kalktı, yürüdü, yaklaşınca selam verdi. Konuşmaya başladılar. Konuştukça şaşırıyor ve hayretler içinde kalıyordu. Çünkü, bunların bitkiler için gübre, hastalıklara karşı ilaç, gıda endüstrisi için ham madde olduğunu ilk defa duyuyordu.

Paylaş
Sonraki İçerikAFRİKALI AMERİKALILAR