İslâm dünyasının sahip olduğu inanç ve akide zenginliğine ait güzellikleri bütün dünyaya tanıtmak ve anlatmak için yapılan çalışmalarda, bu dinin evrensel özelliğinin, insan fıtratına, ruhuna, vicdanlara, akla ve mantığa uygunluğunu göstermek önemli bir esastır. Ancak bütün bunların yanında çağımızda çok önemli bir temel düstur haline gelen, hatta biraz abartılarak sorgulanamaz bir tabu haline getirilen bilime uygunluk ve makuliyet, fıtrata, vicdana ve mantığa uygunluktan daha çok öne çıkan bir vaziyete gelmiştir.

Elbette yüzlerce âyetiyle ve hadis-i şerifleriyle ilmin önemine dikkat çeken, ilmi teşvik eden İ Nisan 2017 | Sayı 1 | ÇAĞLAYAN 41 İslâmın bu asırda bilimin kazandırdıklarını inkâr etmesi ve bilim düşmanlığı yapması dü- şünülemez. Zaten gündemde olan asıl tartış- ma bilimden değil, bu elde edilen bilimin yorumundan kaynaklanmaktadır. İslâmın müspet bilimlerle hiçbir zaman sıkıntısı olmamıştır. Sadece belli dönemlerde bazı insanların subjektif ve dar nazarlarla yaptıkları yorumlarla yanlış neticelere vararak ortaya koydukları bilime karşı çıkışlar vardır, fakat bunlar mevzii kalmış ve küçük grupların dışında İslâm dünyasında bir bilim düşmanlığı olmamıştır.