Geçen ağustos ayında ruhunun ufkuna yürüyen kadim dostum Sabri Çolak hocamıza dair bazı hatıralarımı paylaşmak istiyorum.

Sabri Çolak’ı, Hizmet’le tanışmadan önce, sarılık hastalığına yakalandığı bir dönemde tanıdım. Üniversitede herkes onun çok nezih biri olduğunu ve fazla ömrü kalmadığını söylüyordu. Henüz tanışmadığımız halde ziyaretine gittim. Vücudu kehribar sarısı gibi sararmıştı. Doktorlar, üzerinde yeni bir ilaç deniyordu. “Ben ölsem bile bu yeni ilaçla insanlar kurtulacaksa, o ilacı bende deneyin” demiş. O dönemde ona içim ısınmıştı.

Erzurum’da kaldığım 40 yıl boyunca kendisiyle birlikte çok şeye şahit olduk. Sabri Hoca çok mütevazı biriydi. Kendi ifadesiyle, “Geçimini bileğinin gücü ile kazanan Yusufelili duvarcı ‘Ehmet’ ustanın oğlu”ydu.

Sabri Hocanın ağabeyleri Hasankale’de demirci ustasıydı. Bileği çok kuvvetli olan Sabri Hocayı, ilkokulu bitirince, yanlarına çırak olarak alırlar ve tahsiline bir yıl ara verir. İlkokuldaki hocaları devreye girer. “Bu çocuk üstün zekâya sahip. Vatan için, millet için mutlaka okuması gerekir” diyerek ağabeylerini ikna ederler ve Pasinler Ortaokuluna kaydolur. Mezun olunca, girdiği bir imtihanı kazanarak Erzurum Lisesinde yatılı tahsil görmeye başlar.

Erzurum Belediye Başkanlığı da yapmış olan Prof. Dr. Ersan Gemalmaz’a bir şahıs “Erzurum Lisesinin yetiştirdiği en başarılı kişi siz misin?” diye sorar. Ersan Bey, “Erzurum Lisesinin en başarılı mezunu Sabri Çolak’tır” diye cevap verir.

Sabri Bey, TÜBİTAK bursuyla liseyi bitirir ve o yıllarda mühendisliğe olan rağbetten dolayı İTÜ Kimya Mühendisliği Bölümüne burslu olarak kaydolur.

Üniversitede okuduğu ilk yılda, bir hocası, bir problemi çözemez. “Bir yerde hatamız var, ama nerede?” der. Sabri Bey el kaldırarak, “Hocam, şuraya kadar doğru, ondan sonrası yanlış” der ve o kimya problemini çözer. Daha sonra şu ilaveyi yapar: “Hocam, bu uzun bir yoldur. Şu metodu uygulasaydınız, daha kısa yoldan çözerdiniz.” Hocası, “Sen nerelisin ve hangi liseyi bitirdin?” diye sorar. “Hasankaleliyim ve Erzurum Lisesini bitirdim” cevabını alınca, “Erzurum’dan böyle biri çıkar mıymış?” diye hayrette kalır.