Yaklaşık 8 milyon 700 bin canlı türünün olduğu muhteşem bir dünyada yaşıyoruz. Bilim insanları her yıl ortalama 2500 yeni tür bulmakta ve bu sayının 10 milyon kadar olacağı tahmin edilmektedir.

Her canlıya kendisine has vücut, sistem ve organlar, hayatta kalabilmesi ve kendini koruyabilmesi için farklı unsurlar ve gıdasını elde edebilmek için çeşitli imkânlar takdir ve ihsan edilir.

İnsanlar çevre etkisi veya yanlış beslenme gibi sebeplerle hastalandıklarında doktorlara başvururlar. Onların tavsiye ettiği ilaçları kullanarak şifa bulmaya çalışırlar.

Peki, tabiatta yaşayan sayısız hayvan nasıl şifa bulur?

Hayat şartlarına uygun olarak hayvanlara ihsan edilen vücut özellikleri veya hususi olarak yaratılan metabolizmalar, onları dış ortam şartlarına karşı korur. Bizim sonradan keşfettiğimiz bazı bitkiler de onlar için ilaç olabilmektedir. Özellikle son zamanlarda keşfedilen şifalı ot, kabuk, yaprak, kök, çiçek veya bitki sapları gösterdi ki insanoğlunun tüketmediği yabani bitkiler veya bitkilerin sap ve yaprak gibi bölümleri, birçok rahatsızlığa faydalıdır. Ceviz yaprağı, kiraz sapı, mandalina kabuğu, narçiçeği, kereviz kökü gibi ürünleri satan market ve bunlara olan talep hızla artmaktadır. Bu bitkilerden bazı örnekler: acı bakla, acı yonga,acıağaç, baldıran, balıkotu, bamya çiçeği, banotu, çakşır otu kökü, çamfıstığı, çamsakızı, çam tere,çekem, çemenhatmi, hatmi çiçeği, havacıva, iğde çiçeği,kâfur, kakule, kantaron, karabaş otu, keten tohumu, keten yağı,kına ağacı, kınakına, kızılcık, nazar otu,nergis, nilüfer, oğulotuveokaliptüs.

Rabbimizin Şafi İsminin tezahürüne hizmet eden bitkiler hayvanlar tarafından yenmekte ve onlara şifa vesilesi olmaktadır.

Bazı hayvanlarla ilgili hususîşifa vesileleri ve koruyucu mekanizmalar ise şu şekildedir: