Bal arısı (Apis mellifera) sevk-i İlahi ile çiçeklerden topladığı nektarı, kendisine bahşedilen mekanizmalarla modifiye edip peteklere bal olarak yerleştirir. Kerim Rabbimiz, zehirli bir böceğin eliyle bize şifalı ve tatlı balı ikram eder.

Bal, çoğunluğu karbonhidrat (%76) ve su (%20) olan 200’den fazla bileşenden ve ayrıca amino asitler, vitaminler, mineraller, organik asitlerler ve enzimler gibi diğer birçok maddeden oluşur. Yüksek biyolojik aktivite potansiyeli sebebiyle bal, eski çağlardan beri, yara bakımı, enfeksiyon kontrolü, karın ağrısı, deri ve göz hastalıklarının tedavisinde kullanılmıştır. Bu sebeple Sümerler, Babilliler, Mısırlılar, Yunanlılar, Romalılar, Kızılderililer, Çinliler, Türkler, Araplar ve diğer milletlerin ilaçlarla ilgili ilk dönem kitaplarında baldan sıklıkla bahsedilmiştir.

Bilhassa son yirmi yıldır, bilim insanları ve sağlık çalışanları, balın potansiyel kullanım ve faydalarını araştırmaktadır. İcra edilen hücre testleri, hayvan çalışmaları ve klinik deneyler yardımıyla; yaralar, kanser, şeker ve astımın yanı sıra kalb damar hastalıklarıyla nörolojik ve sindirim sistemiyle ilgili hastalıkların kontrolü ve tedavisinde balın faydaları konusunda önemli tespitler yapılmıştır.

Tıbbîkullanıma uygun ballar, yüksek biyoaktivite potansiyeline sahiptir. Bu potansiyel; çiçek kaynağına, coğrafîkökenine ve hasat süresine bağlı olarak farklılık gösterir. Dünya çapında tıbbî maksatlar için kullanılan en yaygın bal türleri; Manuka, Tualang, Gelam, Ulmo, açelya, meşe, kestane, akasya, kekik ve orman balıdır.

Yara Tedavisinde Bal

Yaralanmalarda doku bütünlüğü tahrip olur. Bu tahribat; kazalar, ameliyatlar veya şiddete maruz kalma gibi sebeplerden kaynaklanabilir.[i]İyileşme süresine bağlı olarak, yaralar akut veya kronik olarak sınıflandırılır. Genellikle akut yaralar önemli komplikasyonlar olmaksızın kısa ve tahmin edilen bir süre içinde iyileşir. Kronik yaraların iyileşmesi çok daha uzun sürer ve enfeksiyon veya dokunun yeterince kan alamaması durumu olan “iskemi” gibi farklı komplikasyonlar ortaya çıkarır. Kronik yaralar çoğunlukla şeker, tromboz ve felç gibi kronik hastalıklardan kaynaklanan basınç (yatak yaraları), diyabetik, atar ve toplardamar yaraları olarak gruplandırılabilir.[ii]Yara iyileşmesi süreci genellikle dört safhaya ayrılır: homeostaz veya dengenin korunması hali (birkaç saniye veya dakika), iltihap (3–5 gün), çoğalma (4–14 gün) ve yeniden yapılanma (8 gün ila 1 yıl).[iii]

[i]Martinotti, S.; Ranzato, E., “Honey’s healing history”, Cellular and Molecular Mechanisms of Honey Wound Healing, Hauppauge: Nova Publishers Inc., 2014.

[ii]www.woundcarecenters.org/article/wound-basics/different-types-of-wounds.

[iii]Miguel, M. G. ve ark., “Honey as a Complementary Medicine”, Integrative Medicine Insights, 2017 12: 1–15. DOI: 10.1177/1178633717702869.