İnsan ve diğer canlılar arasında, öğrenme ve öğrendiklerini uygulama bakımından çok ciddi farklar vardır. İnsan, dünyaya geldiği andan itibaren, bir öğrenme sürecine girer ve bu süreç, onun bu dünyayı terk ettiği ana kadar devam eder. Diğer canlılarda ise bu süreç, canlının türüne göre değişkenlik göstermekle beraber, doğumdan sonra çok kısa sürer ve derhal hayatın gerçekleriyle yüz yüze gelir. Ömrü boyunca yapması gerekenler kendisine daha önce talim edilmiş gibi, sevk-i İlahî ile hayatını sürdürür.

Hâl böyle olunca, insanoğlunun dünyaya öğrenmek ve öğrendiklerini pratiğe dökmek için gönderildiğini anlıyoruz. Görme, gözetme, eğitim ve kontrol işini, insanın doğumundan okula gidinceye kadar ailesi, sonra okul, sonra çalıştığı kurumlar ve genelde de toplum devam ettirir. İnsan, hayatının hiçbir safhasında başıboş bırakılmaz. İçinde yaşadığı cemiyete, kurum ve kuruluşlara karşı sorumlulukları vardır; yerine getirmediği durumlarda da bunların müeyyidelerine katlanmak zorundadır.

Bunun bir gereği olarak, üniversitelerde “sürekli eğitim merkezleri” bulunur. Buralarda herkesin kendi konusu ile ilgili son gelişmelerin kursları verilir, pratikleri yaptırılır. Yani bilgiler güncellenir. Hemen her sahada, herkes için, her zaman ve her yerde yapılması gereken bir vazife olan bu sürekli eğitim olmadan dünyayı takip etmek de mümkün değildir.

Sürekli eğitim veya hayat boyu öğrencilik, sadece fen bilimleri, mühendislik ve tıp gibi alanlarda değil, sosyal bilimlerde ve sosyal davranışlarda da geçerlidir. Zaman ve mekâna bağlı olarak değiştirilmesi gereken davranış biçimleri, söylem ve hareket tarzları vardır. Özellikle son yıllarda, bilim ve teknolojinin baş döndürücü bir hızla geliştiğine şahit oluyoruz. Herkesi çok yakından ilgilendiren bu gelişmeler, tabiî olarak sosyal davranışları ve söylem tarzlarını da etkilemektedir. Akıllı cep telefonlarıyla, zaman kaybı olmadan dünyanın her tarafıyla anlık işlemler yapılabilmektedir. İşte bütün bunlardan dolayı, her yaş için sürekli eğitim veya hayat boyu öğrencilik kaçınılmaz olmuştur. Herhalde “zamanının dilini konuşmak” veya “zamanının çocuğu olmak” da böyle bir şeydir.

 

Paylaş
Önceki İçerikGül Devri
Sonraki İçerikİNSAN MUAMMASI (3)