Cemaat, Arapça menşeli bir kelimedir. “Cem etmek”, toplamak demektir. Bu anlamda “cami” kelimesi, Müslümanların ibadet amacıyla toplandıkları yer demektir. Sözlüklerde cemaat kelimesinin karşılığı olarak, dinîibadeti yerine getirmek için bir araya gelen topluluk, tasavvuf ve benzeri hareketlerde, belli bir görüş ve inanca sahip grup, sosyolojiye göre ise üyelerinin ortaklaşa paylaştıkları bir şeye dayanan, özel olarak oluşturulmuş bir “sosyal ilişkiler ağı” yer almaktadır. Prof. Dr. Hasan Onat, “Türkiye’de Cemaatler ve Kimlik” başlıklı makalesinde cemaati, sosyal hayatın tabiîakışı içerisinde şekillenen, insanların herhangi bir zorlamaya tâbi olmaksızın katıldıkları, birtakım temel ihtiyaçların karşılanmasını kolaylaştıran, meşruiyetini gelenekten alan, iletişimin yüz yüze olduğu, sözlü kültürün etkin bulunduğu bir oluşum şeklinde tanımlamaktadır. Bu tanımlarda dikkat çeken nokta, ortaklaşa paylaşılan değerler etrafında bir araya gelme durumudur.

Osmanlı döneminde, dinîmensubiyetler “Müslüman cemaat”, “Ermeni Cemaati” örneklerinde olduğu gibi “cemaat” kavramı ile belirtiliyordu. Günümüzde de “cemaat” kavramı, hemen dinîbir çağrışım yapmaktadır. Küreselleşme süreci, cemaati yeniden ön plana çıkarmıştır. Cemaatler, hem insanların aidiyet ihtiyaçlarını karşılamakta, iş, eş, aş imkânı sağlamakta; hem de insanların kimliklerinin belirlenmesinde etkin olmaktadır. Modernitenin ve aşırı sekülerleşmenin bunalttığı insanlar, zaten var olan cemaatlerin mevcudiyetini yeniden keşfetmek durumunda kalmışlardır.

Türkiye’de yasal olarak kurulan siyasîpartilerin faaliyetleri bile cemaat mantığı ile yürütülmektedir. Partilere mensubiyet, çoğu zaman bir cemaate mensubiyetten farksızdır. Partiler, taraftarlarının aidiyet ihtiyaçlarını bile karşılamaya taliptirler. Hemen her partinin bir yardım kuruluşu vardır. Bazı cemaatler, siyasîpartilerin şemsiyesi altında, kendi yandaşlarına muhtelif menfaatler sağlayabilmektedir.