Namaz ibadetinin rükünleri arasında yer alan secdenin diğer rükünlere göre ayrı bir hususiyeti vardır. Âlimlerimiz namazda secdeyi insanın ulaşabileceği zirve olarak kabul etmektedirler. Abdest, kıyam, kıraat ve rükû gibi diğer rükünler aslında ona ulaşmak için birer basamak hükmündedirler. “Rabbine secde et ve O’na yaklaş”[i]buyurularak secde ile yakınlaşma emredilmiş olması da bu manayı ifade etmekte ve güçlendirmektedir. “Kulun Rabbine en yakın olduğu an secde halidir. Secde ettiğinizde duayı çoğaltın”[ii]nurlu beyanı da bu hakikate apaçık işaret etmektedir.

 

Kur’ân’da, müminlerin vasıflarının Tevrat’ta nasıl geçtiği belirtilirken: “…Onların alameti yüzlerindeki secde izi, secde aydınlığıydı” buyurulur. Yani ahirzamanda gelecek Son Peygamber’in ümmeti, o kadar ibadete düşkün olacaktır ki rükû ve secde onların en bariz özelliği haline gelecektir. Nihaî manada da secde, kendine has varidatını onlara kazandıracak ve yüzlerine aksederek onları güzelleştirecek ve her birini birer secde güzeli haline getirecektir. “Gece namazı çok olanın, gündüz yüzü güzel olur”[iii] beyanı da bu hakikatin farklı bir ifadesi olarak yorumlanabilir.

 

Müminlerin secdeleri, onların kalb ve ruh hayatı üzerinde çok etkili olduğu gibi yüzlerini de güzelleştirmekte, onları daha da gökçek hale getirmektedir. Bu, secdeye ait varidatın onların hem yüzlerine hem özlerine kazandırdığı manevî bir güzelliktir. Bu gökçekliği, Cenâb-ı Hak, melekler ve ruhanîler gördükleri gibi hakiki müminler de sezip hissedebilirler. İbn-i Abbas’ın ifadesiyle, bu alamet, ”Zahiren görülebilecek bir izden ziyade İslam çehresi, Müslüman karakteri, vakar ve tevazuu” olarak da anlaşılabilir. Zira kişinin şahsiyetini temsil eden simasıdır.

 

Bu “secde izi alındaki nasır değil, kalbin yüze aksetmesinden, siretin surete yansımasından kaynaklanan canlılık, cazibe, imrendiricilik ve nuraniyettir.”[iv] Bu nuraniyet ve güzellikler, ahirette de aynen devam edecektir.[v]

 

 

[i]Alak, 96/19.

[ii]Müslim, Salât, 215.

[iii]İbn Mace, İkamet, 174.

[iv]M. Fethullah Gülen, Ümit Burcu (Kırık Testi-4), İstanbul: Nil Yayınları, 2011, s. 251.

[v]Bkz. Al-i İmran, 3/106; Abese, 80/38.