Allah, herşey için bir kader tayin etmiştir. Her canlı doğar, büyür ve eceli gelince ölür. Bu durum, kâinattaki değişmez bir kanun, yani Sünnetullahtır. Canlılar için böyle olduğu gibi devletler için de böyledir. Her devlet için bir doğumdan bahsedildiği gibi, bir gelişme ve ölümden de söz edilir. Tarih sahnesine çıkan herbir devlet kendisi için takdir edilen hayatı yaşamış ve sonuçta tarihin sayfaları arasında yerini almıştır. Kimi hayırla yâd edilirken kimi ise nefretle ve yaptıkları zulümlerle hatırlanmıştır.

Tavırlar Nazariyesi

İbn Haldun, Mukaddimeisimli eserinde, devletlerin çöküş sürecini tahlil eder. Ona göre devletler bir organizma gibi doğar, büyür, gelişir ve ölürler. Devletlerin bu şekilde çöküşüne giden yolu tavırlar nazariyesiyle izah eder. Bu nazariyeye göre, bir devletin ömrü beş devreden oluşur:

Birinci Devre(Oluşum):Zafer, başarı, galibiyet ve istila dönemidir. Hükümdar bu dönemde tebasıyla tek bir vücut gibidir. Tebaası onu sever, o da tebaasını sever ve onlara kaldıramayacakları işleri yüklemez.

İkinci Devre (Güçlenme):İstibdat dönemidir. Bu dönemde hükümdarda benlik duygusu ortaya çıkar ve yaşadığı lüks ve debdebeli hayata aldanır. Tebaasına karşı güveni azalır. Kendisine şirin gözüküp dalkavukluk yapanları yanına almaya başlar.

Üçüncü Devre (Gelişip Yükselme):Hükümdardagörülen olumsuz davranışlar bu devrede daha da belirginleşir. Hükümdar tebasını artık hiçe saymakta ve sadece ordusuna güvenmektedir. Devlet, çeşitli nimetler içinde yüzmektedir ve ilim ve sanatta ilerlemenin doruk noktasına ulaşılmıştır.

Dördüncü Devre (Duraklama):Kanaat, hoşgörü ve barış içinde yaşama dönemidir. Bu dönemde diplomatik ilişkilere ağırlık verilir ve diğer devletlerle barış içinde yaşamanın yolları araştırılır. Yöneticiler, tebadaki çözülmenin farkındadırlar, ancak alışkanlıklarından da taviz vermezler.

Beşinci Devre (Gerileyip Çökme): Bu devreye devletin israf ve yağma edilme dönemi da denilebilir. Bu durum yöneticilerle sınırlı kalmamış halka da sirayet etmiştir. Devlet, rayından çıkmış bir trene benzer. Artık şifa bulamayacağı müzmin bir hastalık devleti kuşatmıştır ve sonunda yıkılıp çökmesi mukadderdir.