Kâinat çapındabirgeçittörenivukubuluyor. Hâl dilleriyle dev kitleler, tarihin vicdanî nazar güzergâhından geçerek tekmil veriyor.

Önce insanlık âlemi beliriyor, ardından milletler fark ediliyor. Derken; Yahudi, Hristiyan, Müslüman gibi semavî din mensupları giriyor görüş alanına. Bir süre sonra da farklı kimlik sahipleri sahneye çıkıyor ve teftiş alanından sırayla geçmeye devam ediyor.

İnsanlık âleminin geçiş sürecinde; evrensel görüntü tespit sistemiyle, tarihe kayıt düşülüyor her an. Tarihin bütün detayları arşiv odasında; en gizli, ince noktalarıyla kayıt altında. İstenilen zaman, arzu edilen gruplar ya da kişiler her yönüyle incelenmeye ve teftişe açık.

İbret arşivindeki bazı tarihî tablolar dikkatlere sunuluyor:

İnsî şeytan konumlu güruh ya da kişilerin iç dünyaları apaçık gözüküyor. Film karesine benzeyen kayıtlarda; isyan, menfaat, zulüm, işkence çizgilerinin tercih edildiği anlar, açık seçik tespit edilmiş. Bu bed güruh ve kişilerin fotoğraflarında şiddet koyulukları değişiyor sadece. Kara, kap kara, ziftleşmiş ruhlar…

Şeklen İslamî görüntüsüyle dikkat çeken ama iç dünyalarısimsiyah, hakkı kuvvete boğduran zalim fotoğrafları beliriyor. Hâl-i hazırdaki zalim ve diktatör tipleme örnekleri, nazarları tarihteki benzerlerine yönlendiriyor. Meşhur Emevî valisi Zalim Haccac’ın ibret kareleri görülüyor: Dindar görünümlü bu zalim; güç kuvvet eline geçince, insafı ve İslamî ölçüleri bir yana bırakıp kendisine kayıtsız şartsız boyun eğmeyenlere her türlü zulmü yapar. Enes ibn-i Mâlik ve meşhur muhaddis ve müfessir Said ibn-i Cübeyr dâhil olmak üzere, emrine girmeyen ve emellerine hizmet etmeyen birçok âlime işkenceler yaptırır, zindanlara attırır ve birçoğunu öldürtür. Esma bint Ebu Bekir es Sıddık, oğlu Abdullah öldürülünce; Zalim Haccac’a şöyle demişti: “Efendimiz, ‘Sakif’ten bir yalancı, bir de bozguncu çıkacak,’ diyerek iki kişiye işaret etmiştir. O yalancının Müseylime olduğu anlaşılmıştır. İşte o zalim bozguncu da sensin.”