Tez canlı veya sıkılgan değilseniz yapboz, sevdiklerinize her parçasında emeğiniz olan bir hediye sunma imkânı veren, eğlenceli bir hobidir.

Parça sayısı 5000’i bile bulabilen yapbozların kare, daire veya başka bir şekil hâlinde hazırlanan çeşitleri mevcuttur.

Yapboz yaparken birkaç noktaya dikkat etmekte fayda vardır. Bir yapboz ne kadar çok renk öbeği ihtiva ediyorsa parçaların gruplandırılması ve birleştirilmesi o kadar kolay ve hızlı olur. Parçaları dört sınıf halinde gruplandırabiliriz: çerçeve (kenar) parçaları, benzer renkteki parçalar, kesim şekillerine göre parçalar ve dikey veya yatay olarak yerleştirilecek parçalar.

Tasniften sonra, referans görevi yapması için ilk önce çerçeve hazırlanmalı, yani kenardaki parçalar birleştirilmelidir. Belli bir yol izlemeden işin içinden çıkmak zor olacaktır. Yapacağınız her yapbozda kendinize özgü teknikler geliştirebilirsiniz.

Keçeli kumaştan yapılan “yapboz halısı”, üzerine koyduğunuz parçaları tutar. Alternatif olarak düz ve sert mukavva da kullanabilirsiniz.

Yapbozun zorluğu, üstündeki resme göre değişir. Uygun renk ve içerikte bir yapboz seçilmesi, sabırlı ve meraklı olunması hâlinde, ilk kez deneyecek olanlar bile 1000 parça ile başlayabilir.

Genellikle kutunun içinden çıkan yapıştırıcı ile parçaları yapıştırarak yapbozu bir tablo gibi muhafaza etmek mümkündür. Yapıştırıcı azar azar, nazikçe yayılarak yapbozun tamamına yedirilmeli ve kuruması için üç dört saat beklenilmelidir.

Bitmiş yapbozlar rutubetten etkilendiği için zaman zaman havalandırılmalıdır. Biten eserimizi çerçeveleyerek de saklayabiliriz. Ara sıra nemli bir bezle çerçevenin tozunu almak yeterli olacaktır. Yapboz çerçevesinde cam kullanılacaksa, ışığı yansıtmayan bir cam türü tercih edilmelidir. Çerçeveyi astığınız yer doğrudan gün ışığı almamalıdır ki yapbozun renkleri solmasın.

Bir yapbozu yaparken bütün parçaların ön yüzleri görünür hâle getirilir, parçalar birleştirilirken zorlama yapılmaz ve bütün parçalar kullanılır, yani boşluk bırakılmaz. Mânâ dünyamızı inşa ederken de ele aldığımız unsurların iç yüzlerini keşfetmeli ve bunları insicamlı bir şekilde, mantık boşluğu bırakmadan birleştirebilmeliyiz. Bu da ancak merak, sabır ve hakikat aşkıyla gerçekleşir.