Aort cerrahisi alanında dikkat çekici çalışmalara imza atan Prof. Dr. Said Işık, başarısının sırrını anlattı.

Tıp eğitiminin ne kadar meşakkatli olduğunu biliyoruz. Bu alanda yol alırken öğrenciliğiniz nasıl geçti? Çalışma disiplinini nasıl kazandınız?

Çalışma disiplini her zaman ve her alanda çok önemlidir. Planlı çalışma olmadan sonuç elde etmek adeta imkânsızdır. Yapılacakların planlanması ve iş akışının düzenlenmesi, çözümleri kolaylaştıran en önemli faktörlerdir. Bir iş ne kadar zor olursa olsun, planlandığı takdirde aşamalı olarak yapılır ve üstesinden gelinebilir.

Eğitim hayatımda ve sonrasında planlı çalışmaya ve disipline hep önem verdim. Üstesinden gelmem gereken işlerle alakalı bilgi sahibi olmanın en önemli çözüm yolu olduğunu bilerek, eksiklerimi okuyarak ve eğitimler alarak tamamlamaya çalıştım. Hâlâ bir kısım eğitimler almaya devam ediyorum.

İlkokuldan beri devam ettirdiğim bir alışkanlığım ve yetiştirdiğim arkadaşlarıma en önemli tavsiyelerimden birisi not defteri kullanmaktır. Bugüne kadar not aldığım defterlerimin sayısını bilmiyorum. Şu anda bile odamda 10 defterim olduğunu söyleyebilirim. Bundan 20 yıl evvel doçentliğe hazırlık sürecimde, 50’ye yakın defter doldurduğumu hatırlıyorum. Defterlerimden çalışarak birçok arkadaşım doçent olmuştu. Her gördüğüm gence ve sizlere de tavsiyem bu olsun. Yazmaya alışın, özet çıkarın ve her zaman kendinize ait bir arşiviniz olsun. Talebenin her günü bir değildir. Bazen eşref saati olur, bazen de başka saatleri. Mühim olan kötü saatlerini uzatmadan hemen eşref saatine dönebilmektir.

Cerrahların bir ameliyatta saatlerce uğraş verdiği biliniyor. Böylesi zorlu ve ehemmiyetli bir meslekte geçen yıllarınız var. Bize unutamadığınız hatıralarınızdan bahseder misiniz?

Doktorluk zor bir meslek. Cerrahlık da ciddi fedakârlık isteyen bir alan. Yaklaşık 36 yıldır tıbbın, 28 yıldır da cerrahî çalışmaların içinde bulunuyorum; binlerce hatıram var.

Dört yıl önce, hukuksuzluklar sonucunda cezaevine girmiştim. Bir süre sonra tahliye edildim. Cezaevinden çıktıktan bir gün sonra, sabahleyin üniversiteye gittim. O saatlerde beni hastaneden aradılar ve bir ameliyat için beklediklerini söylediler. Aslında böyle bir ameliyattan haberim yoktu. Acilen hastaneye gittim ve ameliyata girdim. Ameliyat başarılı geçti. Sonrasında duydum ki hastanın oğlu bir gün önce, “Keşke hocam da bu ameliyata girseydi.” demiş. Ben de anladım ki o temiz insanın duası vesilesiyle tahliye edilmişim.

Aile fertlerinizin doktor olduğunu biliyoruz. Bu mesleği tercih etmek isteyen gençlere neler önerirsiniz?

Ben bir doktorla evlendim; doktor olmayanlara da tavsiye ederim. En azından sağlık problemlerinizde daha hızlı çözüm bulabilirsiniz! Kızım da tıp doktoru, böylece “tıp sanatı” evde üç kat yaşanıyor. Hekimlik mesleğini tercih etmek isteyen gençlere şunu tavsiye edebilirim: Hangi mesleği tercih ederseniz ediniz, yapacağınız işi sevmelisiniz; yoksa siz de hayrını göremezsiniz muhataplarınız da… Bir ameliyatta saatlerce ayakta kalırsınız. Geceniz, gündüzünüz belli değildir, ama işinizi severseniz insanlara faydalı olursunuz. Onlar bir kere “Allah razı olsun hocam.” dediğinde dünyalar sizin olur. Bediüzzaman Hazretleri, hekimlik mesleğini hem bir bilim hem de Rabbimizin isimlerini yansıtan bir sanat olarak tarif eder. Bu sanatı, önce sanatkâr olmak isteyenler seçmeli. Meslek seçerken de vicdanınızın sesini dinleyin. Vicdan her zaman doğruyu söyler.

Aynı zamanda makaleler yazdığınızı biliyoruz. Birikiminizi yazı yoluyla da insanlara aktarıyorsunuz. Bu nasıl bir duygu?

Biraz mecburiyetten oldu denilebilir. Küçüklükten beri bir şeyler karalamışımdır. Yazı yazmayı zaten severdim. Arkadaşlarım birkaç konuda yazı yazmamın faydalı olacağını ifade etti. Benim için kolay olmadı, ama elimden geleni yapmaya, nasıl yazılması gerektiğini öğrenmeye çalıştım. Önemli bir noktaya dikkatinizi çekeyim: Bir sayfa özgün bir yazı yazmak için 100 sayfa okumanız gerekir. Kendi alanınız dışındaki meselelerden bahsetmek istiyorsanız araştırma yapmak daha da önemlidir. Son olarak belirtmek isterim ki herhangi bir meselede merak, okuma, gözlem, tefekkür, müzakere ve muhabbet eksikse, o konuda kök salıp ekolleşmek mümkün değildir.