Soru: Yeni bir ülke, yeni bir dil ve yeni bir kültür… Bir anda, farklı bir dünyada, yeniden doğmuşum gibi bir hisse kapılıyorum. Bu yeniliklerin içinde yaşamaya çalışırken kendi hayat tarzımım ve inançlarımın bu yeni dünya içinde kaybolup gitmesinden korkuyorum. Bu yüzden kendimi çevreme kapatıyorum. Dil öğrenmekte zorlanıyor, okulda iletişim kurmaktan çekiniyorum.

Cevap: Bazen değişiklikler, güzellikler yanında bazı zorlukları da getirir. Yeni olan her şey başlangıçta bizim için yabancıdır, hatta bazen bizim için bir tehdit gibi gözükebilir. Neyle karşı karşıya olduğumuzu bilirsek bir tehlike olup olmadığını değerlendirebiliriz. Yaşadığımız ülkenin dilini öğrenmek, inancını tanımak, değerlerine âşina olmak, bu yeni kültüre entegre olmamızı ve yabancılık hissetmememizi sağlar.

Yeni bir ülkede yaşamak için hayat tarzımızı tamamen değiştirmek gerekir mi? Size ait olanları değiştirmek yerine çeşitlendirmek bir alternatif olabilir.

“Artık kendi dilimi kullanamıyorum.” yerine, “Yeni bir dil öğrenerek entelektüel ve sosyal hayatımı zenginleştiriyorum.” diye düşünebilirsiniz.

“Yaşadığım ülkenin kültürü bana garip geliyor.” demek yerine, “Ne tür erdemli değerlerinden istifade ederek hayat tarzıma derinlik katabilirim?” diye gözlem yapabilirsiniz.

“Çok farklı inançlara sahibiz.” yerine, “İnançlarımızdaki ortak noktalar nelerdir?” diye düşünebilirsiniz.

Yeniyi kabul etmek için var olanı reddetmek zorunda değiliz. Hayatının daha renkli ve çok boyutlu olması dileğiyle…