<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dr. Nilüfer Demir &#8211; Çağlayan Dergisi</title>
	<atom:link href="https://caglayandergisi.com/yazar/dr-nilufer-demir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://caglayandergisi.com</link>
	<description>Aylık İlim ve Kültür Dergisi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 17 May 2023 18:28:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.2</generator>

<image>
	<url>https://caglayandergisi.com/wp-content/uploads/2017/03/16x16Mavi-1.png</url>
	<title>Dr. Nilüfer Demir &#8211; Çağlayan Dergisi</title>
	<link>https://caglayandergisi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İstiğfar ve Apoptoz</title>
		<link>https://caglayandergisi.com/2021/11/01/istigfar-ve-apoptoz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Çağlayan Dergisi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Nov 2021 20:52:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tıp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://34.207.235.27/?p=180350</guid>

					<description><![CDATA[İnsanoğlu dünya hayatına bir bedenle gelir, fani dünyada bu bedenle yaşar, tecrübelerini biriktirir, kısa veya uzun bir ömür sonunda da bu bedeni arkada bırakarak dünyaya veda eder. Bedenimiz bize emanettir; emanete nasıl bakmamız gerektiğini, emanete ihanetin hem bu dünyada hem de ahirette karşımıza ne tür sonuçlar çıkaracağını bilmemiz gerekir. İnsan, Cenâb-ı Hakk’ın kendisine ihsan ettiği [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanoğlu dünya hayatına bir bedenle gelir, fani dünyada bu bedenle yaşar, tecrübelerini biriktirir, kısa veya uzun bir ömür sonunda da bu bedeni arkada bırakarak dünyaya veda eder. Bedenimiz bize emanettir; emanete nasıl bakmamız gerektiğini, emanete ihanetin hem bu dünyada hem de ahirette karşımıza ne tür sonuçlar çıkaracağını bilmemiz gerekir. İnsan, Cenâb-ı Hakk’ın kendisine ihsan ettiği fıtrat-ı asliyeyi dünyadaki imtihanlar boyunca, vefatına kadar korumakla mükelleftir.</p>
<p>İnsanın maddî ve manevî anatomisi birbiriyle etkileşim hâlindedir. Birindeki bir kusur, hastalık veya sıkıntı diğerine yansır. Kâinatın İftihar Tablosu Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), “<em>Şunu iyi biliniz ki bedende bir et parçası vardır ki o sıhhatli olunca beden de sıhhatli olur; o bozulunca beden de bozulur. İşte o kalbdir!</em>”<a href="applewebdata://6E3CB08D-0C51-43B0-AAA3-7BE4DD023115#_edn1" name="_ednref1">[1]</a>buyurmaktadır.</p>
<p>Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi, “Kalb” başlıklı yazısında, gönül ve yürek olarak da tanıdığımız kalbin başlıca iki mânâda kullanıldığını belirtir. Birinci mânâ olarak kalbin, göğsün sol tarafında, çam kozalağına benzeyen, ihtiva ettiği harika karıncık ve kulakçıkları, bütün his ve duygulara merkeziyeti, bütün damarlara ve damarcıklara merciiyeti ve insan uzuvları arasında bizatihî müteharrik olma gibi imtiyazı, bir motor gibi çalışması ile hayatî bir organ olduğunu ifade eder. İkinci mânâ olarak kalbin, maddî kalbin melekûtî buudu ve aynı zamanda, şuur, idrâk, ihtisas, akıl ve irade gücünün de merkezi bir latife olduğunu, tasavvufçuların ona “hakikat-i insaniye” filozofların da “nefs-i nâtıka” dediğini dile getirir.<a href="applewebdata://6E3CB08D-0C51-43B0-AAA3-7BE4DD023115#_edn2" name="_ednref2">[2]</a></p>
<p>Kalb merkezli olan bu iki buudumuz birbirine benzer. İkisinde de bir muafiyet (immün) sistemi olduğunu söyleyebiliriz. Hayatımız boyunca edindiğimiz tecrübeler, maddî ve manevî varlığımıza karşı olan muamelelerimiz, sıhhat veya hastalık hâllerine sebep olur.</p>
<p>Tertemiz fıtratımız; Rabbimizi bilmek, yakından tanımak ve sevmek için yaratılır. Manevî immün sistemimizin güzel çalışabilmesi, bu fıtrata uygun yaşamaya bağlıdır. Ruhumuza ve kalbimize özen gösterdiğimiz ölçüde manevî immün sistemimiz dışarıdan gelen her türlü marazî hâle karşı güçlü ve donanımlı olacaktır. Ancak kalbimize günah oklarının saplanmasına izin veriyorsak, koruyucu hekimliğin gerektirdiği gibi, riskli ortamlardan uzak kalamıyorsak, hastalıklara karşı gerekli tedbirleri almıyorsak, bunlar kalbî hayatımızda deformasyonlara sebep olacaktır. Böyle bir bozulma yaşayan insanın yeniden formuna girebilmesi, yani aslî fıtratına dönebilmesi ise ancak istiğfarla mümkündür. Her bir günah, insanı Allah’tan uzaklaştırır ve onu küfre yaklaştırır. Günahlardan kurtulma ve kalbde oluşan lekeleri silme ancak istiğfarla mümkün olur.<a href="applewebdata://6E3CB08D-0C51-43B0-AAA3-7BE4DD023115#_edn3" name="_ednref3">[3]</a></p>
<p>İstiğfar mekanizması doğru işlediği ölçüde, Rabbimiz sonsuz keremiyle bizi temizleyecek, manevî hayatımızın istikamet üzere devamını sağlayacaktır. Üstad Bediüzzaman Hazretleri, “<em>Demek dua ve tevekkül, meyelân-ı hayra büyük bir kuvvet verdiği gibi, istiğfar ve tevbe dahi, meyelân-ı şerri keser, tecâvüzatını kırar</em>.”<a href="applewebdata://6E3CB08D-0C51-43B0-AAA3-7BE4DD023115#_edn4" name="_ednref4">[4]</a> buyurur. İstiğfar bir yıkanma kurnamız, bir şifa vesilemiz ve bir korunma kalkanımızdır. Hatta Üstad Hazretleri, istiğfar ile insandaki şer işleme kabiliyetlerinin yerini hayır işleme kabiliyetlerinin alabileceğine dikkat çekmiştir.<a href="applewebdata://6E3CB08D-0C51-43B0-AAA3-7BE4DD023115#_edn5" name="_ednref5">[5]</a></p>
<p>Burada şunu da ifade etmek gerekir ki her insanın fıtrat-ı asliyesinde ve vicdanında Allah’ı bilme istidadı olsa bile, kişinin imtihanla kemâle ermesi için hem hayra hem de şerre kullanılabilecek meyelânlar vardır. İşte burada İlahî emir ve yasaklar, insana ikinci bir fıtrat vermek üzere indirilmiştir. Dolayısıyla bir kimse, fıtratındaki imtihan vesilesi olan meyilleri, Cenab-ı Hakk’ın emirlerine itaat ederek hayra yönlendirebilir.</p>
<p><strong>Apoptoz</strong></p>
<p>Rabbimizin maddî bedenimizi korumak için koyduğu kanunlar, muhteşem bir denge ile vücudumuza yerleştirilmiştir. İmmün sistemimiz, hastalıklara engel olmak için muazzam ordusuyla çalışmakta, hasarlı hücreler hemen ortadan kaldırılmakta ve arızalar, vücudumuza yerleştirilmiş kontrol mekanizmalarıyla giderilmektedir. Bu mekanizmalar arasında “apoptoz” dikkat çeker. Apoptoz, hasar görmüş veya organizma için tehlikeli olabilecek hücrelerin programlanmış bir şekilde yok edilmesidir. Mesela virüsle enfekte hücreler bu yolla ortadan kaldırılır. Hasarlı DNA da apoptoz yolu ile etkisiz hâle getirilir. Hücrenin DNA’sında görülen muhtemel mutasyonlar, kanser gelişimine sebep olabilecekleri için, bu hasarlı hücrelerin apoptoz yolu ile öldürülmesi büyük önem taşır.<a href="applewebdata://6E3CB08D-0C51-43B0-AAA3-7BE4DD023115#_edn6" name="_ednref6">[6]</a><sup>,<a href="applewebdata://6E3CB08D-0C51-43B0-AAA3-7BE4DD023115#_edn7" name="_ednref7">[7]</a></sup></p>
<p>Apoptoz birçok patolojik ve fizyolojik olayda ciddi bir rol oynar. Fizyolojik olayların başında hücrelerin yapımı ve yıkımı gelir. Deri, bağırsak epiteli, kan hücreleri, karaciğer gibi hücre yapım ve yıkımının hızlı olduğu dokularda, yaşlanan hücreler apoptozla ortadan kaldırılır ve yeni hücrelere yer açılır. Bazı kalb hastalıkları, şeker (diyabet) gibi otoimmün hastalıklar, Alzheimer gibi nöro-dejenaratif bozukluklarda apoptoz dengesinin bozulmasının müessir olduğu gösterilmiştir.<a href="applewebdata://6E3CB08D-0C51-43B0-AAA3-7BE4DD023115#_edn8" name="_ednref8">[8]</a><sup>,<a href="applewebdata://6E3CB08D-0C51-43B0-AAA3-7BE4DD023115#_edn9" name="_ednref9">[9]</a>,<a href="applewebdata://6E3CB08D-0C51-43B0-AAA3-7BE4DD023115#_edn10" name="_ednref10">[10]</a></sup></p>
<p>Bu mekanizma ile insan, sağlıklı ve dengeli bir şekilde yaşama imkânı bulur. Bu dengedeki bir bozukluk; hastalıkların ortaya çıkmasına, hasarlı DNA’ların çoğalarak kanserlerin görülmesine sebep olur. Bedenimizde vazifesini sağlıklı bir şekilde yerine getiremeyen hücrelerin yükü ve hücrelerdeki hasar nispeti arttıkça, tıpkı gaflet ve günahlarla dengesi bozulan ve deformasyona uğrayan manevî buudumuz gibi, maddî bedenimiz de sağlığını yitirir.</p>
<p>İstiğfar ve apoptoz mekanizmaları, manevî ve maddî sağlığımızın devamı için bize bahşedilmiş birer lütuftur. İstiğfarı hayatımıza kattığımız müddetçe, belki de manevî arınmanın yanında, maddî hastalıklarımıza da şifalar bulacağız. Modern bilimleri ve dinî ilimleri birlikte yoğurmuş hekimler olarak hastalarımıza gerçek şifanın yollarını gösterebilmemiz, “<em>Ey kendi hastalıklarını teşhis edebilen doktor</em>.”<a href="applewebdata://6E3CB08D-0C51-43B0-AAA3-7BE4DD023115#_edn11" name="_ednref11">[11]</a> hitabına mazhar olarak dünyamızı da âhiretimizi de mamur edebilmemiz ümidiyle…</p>
<p><strong>Dipnotlar</strong></p>
<p><a href="applewebdata://6E3CB08D-0C51-43B0-AAA3-7BE4DD023115#_ednref1" name="_edn1">[1]</a> Buhârî, Îmân, 39; Müslim, Müsâkât, 107.</p>
<p><a href="applewebdata://6E3CB08D-0C51-43B0-AAA3-7BE4DD023115#_ednref2" name="_edn2">[2]</a> M. Fethullah Gülen, <em>Kalbin Zümrüt Tepeleri-1</em>, İstanbul: Nil Yayınları, 2005, s. 83.</p>
<p><a href="applewebdata://6E3CB08D-0C51-43B0-AAA3-7BE4DD023115#_ednref3" name="_edn3">[3]</a> Tirmizî, Tefsir-u Sûre (83), 1.</p>
<p><a href="applewebdata://6E3CB08D-0C51-43B0-AAA3-7BE4DD023115#_ednref4" name="_edn4">[4]</a> Bediüzzaman Said Nursî, <em>Sözler</em>, İstanbul: Şahdamar Yayınları, 2010, s. 509.</p>
<p><a href="applewebdata://6E3CB08D-0C51-43B0-AAA3-7BE4DD023115#_ednref5" name="_edn5">[5]</a> A.g.e. s. 342.</p>
<p><a href="applewebdata://6E3CB08D-0C51-43B0-AAA3-7BE4DD023115#_ednref6" name="_edn6">[6]</a> B. Erdoğan. Apoptozis mekanizmaları: tümör gelişiminde fas-fasl bağımlı apoptozis. <em>Akciğer Arşivi</em>, 2003, 4:165–174.</p>
<p><a href="applewebdata://6E3CB08D-0C51-43B0-AAA3-7BE4DD023115#_ednref7" name="_edn7">[7]</a> S. Nagata. Apoptosis by death factor. <em>Cell</em>, 1997, 88:355–365.</p>
<p><a href="applewebdata://6E3CB08D-0C51-43B0-AAA3-7BE4DD023115#_ednref8" name="_edn8">[8]</a> J. Estaquier ve ark. Programmed cell death and AIDS; significance of T-cell apoptosis in pathogenic and nonpathogenic primate lentiviral infections. <em>Immunology</em>, 1994, 91:9431–9435.</p>
<p><a href="applewebdata://6E3CB08D-0C51-43B0-AAA3-7BE4DD023115#_ednref9" name="_edn9">[9]</a> M. Gürbilek ve ark. Diabetes mellituslu hastalarda hastalık süresinin eritrosit membranı Na+ /K+ -ATPaz enzim aktivitesi, lipid peroksidasyonu ve DHEA(S), glukoz, lipid düzeyleri üzerine etkisi. <em>Turkish Journal of Biochemistry</em>, 2004, 29 (3):237–242.</p>
<p><a href="applewebdata://6E3CB08D-0C51-43B0-AAA3-7BE4DD023115#_ednref10" name="_edn10">[10]</a> D. Mcphie ve ark. DNA synthesis and neuronal apoptosis caused by familial alzheimer disease mutants of the amyloid precursor protein are mediated by the p21 activated kinase PAK3. <em>The Journal of Neuroscience</em>, 2003, 23 (17): 6914–6927.</p>
<p><a href="applewebdata://6E3CB08D-0C51-43B0-AAA3-7BE4DD023115#_ednref11" name="_edn11">[11]</a> Bediüzzaman Said Nursî, <em>Barla Lahikası</em>, İstanbul: Şahdamar Yayınları, 2010, s. 61.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çörek Otu</title>
		<link>https://caglayandergisi.com/2020/10/03/corek-otu-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Çağlayan Dergisi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 2020 20:49:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://34.207.235.27/?p=145071</guid>

					<description><![CDATA[Üç buçuk yıl aradan sonra, her şeyin bir anda elimizden alınıp yeniden, hem de daha güzeliyle, her şeyin Sahibinden birer lütuf olarak yağdığını idrak etmiş olarak çok sevdiğim işime dönmüştüm. Belki her gün O’nun kudretinin ne kadar büyük olduğunu idrak etmekle, “Sen O’nunla (celle celâluhu) olduktan sonra her şey seninledir.” düsturunu hatırlatmakla geçiyordu. Bulunduğum şehrin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üç buçuk yıl aradan sonra, her şeyin bir anda elimizden alınıp yeniden, hem de daha güzeliyle, her şeyin Sahibinden birer lütuf olarak yağdığını idrak etmiş olarak çok sevdiğim işime dönmüştüm. Belki her gün O’nun kudretinin ne kadar büyük olduğunu idrak etmekle, “Sen O’nunla (celle celâluhu) olduktan sonra her şey seninledir.” düsturunu hatırlatmakla geçiyordu.</p>
<p>Bulunduğum şehrin orta büyüklükte bir hastanesinde yoğun bakım uzmanı olarak çalışıyordum. Bu dönemde dünya, zahirî olarak küçük, tesiriyle yeryüzünü sarsan Korona pandemisi ile imtihan oluyordu. Ben de ister istemez bu hâdisenin içinde bulunuyorum. Kendimi ve ailemi koruma duygusu ile bir yandan aslî tedbirleri alıyor diğer yandan da çözüm adına ne yapılabilir diye düşünüyordum. Efendimizin (sallallâhu aleyhi ve sellem) tavsiye buyurduğu çörek otundan bu vesileyle istifade etmeye başladım.</p>
<p>İki ayrı şekilde rivayet edilen hadis-i şerife göre, Resȗlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) buyurdular ki: “<em>Ölüm dışında hiçbir hastalık yoktur ki çörek otunda onun için bir deva bulunmasın.”</em> <em>“Çörek otu ölümden başka her derde devadır. </em><em>Bu siyah tanecik ölüm hâriç bütün hastalıkların şifasıdır</em>.”<a href="applewebdata://872861C2-E669-4606-85B5-65083AE30B1F#_edn1" name="_ednref1">[1]</a> Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi, <em>Sonsuz Nur</em> adlı eserinde, meselenin ilmî planda tahlilini o sahanın uzmanlarına bıraktığını ifade ederken bu konunun tıp ve farmakoloji sahasında çalışma yapanların dikkatini çekmesi gerektiğini belirtmektedir. Efendimizin (sallallâhu aleyhi ve sellem) doğruluğuna ve vahiyle müeyyed olduğuna iman edenler, O’nun hiçbir sözünün, davranışının ve uygulamasının, fetanetten süzülmeden ve vahyî bir tasdikten geçmeden insanlığa sunulmadığına inanırlar. Dolayısıyla O’nun yaptığı her tavsiye, bizler için bir hedef olmalı ve o konuda çalışma gayretimizi kamçılamalıdır. Tıbb-ı Nebevî’ye dair bunun gibi pek çok konunun değerlendirmeye tâbi tutulması ve hayatımıza hayat olması adına bu sünnetler hatırlanmalıdır.</p>
<p>Çörek otunun <em>(Nigella sativa)</em> sağlığa müspet tesirlerini gösteren çalışmalar, uzun bir süredir yapılmaktadır. Araştırmaların sadece başlıklarını belirten listeler bile sayfalar dolusudur. Modern biyokimya, organik kimya, sitoloji (hücre bilimi) ve fizyoloji metotlarıyla yapılan çalışmalarda, çok enteresan neticeler tespit edilmiştir.</p>
<p>Bu çalışmalardan birinde çörek otunun, immün (bağışıklık) sistemimizde vazifeli askerler mesabesindeki hücrelerden olan proinflamatuar (iltihap gelişimini kolaylaştıran) <em>T helper-1</em> hücrelerine baskılama yaparak IL-6, TNF-α, NO adlı proteinlerin salınımını azalttığı ve <em>Natural Killer</em> (fıtrî öldürücü hücre) olarak bilinen ve kemik iliğimizden salınan koruyucu hücre sayısında ve “anti-inflamatuar” dediğimiz iltihap gelişimini önleyici etkide artış yaptığı gösterilmiştir.<a href="applewebdata://872861C2-E669-4606-85B5-65083AE30B1F#_edn2" name="_ednref2">[2]</a> Diğer bir çalışmada, kanımızda sürekli belli bir miktarda bulunması gereken ve yabancı maddeleri tanıyarak yok eden hücreler olan makrofaj ve nötrofillerin sayısında artış meydana getirdiği, bunları üretmek için kemik iliğinde faaliyet artışına vesile olduğu ve immunmodülatör (bağışıklık artırıcı) olarak vazife eda ettiği gösterilmiştir. Otoimmün hastalıklar olarak bilinen, immün sistemin vücudun kendi hücrelerini hedef olarak algıladığı hastalıklar için ise çörek otu, bu tesirlerin aksine, otoimmüniteyi ortadan kaldırarak yine bu hastalıklarda koruyucu ve atakları önleyici katkı sağlamaktadır.<a href="applewebdata://872861C2-E669-4606-85B5-65083AE30B1F#_edn3" name="_ednref3">[3]</a></p>
<p>Son zamanlarda artan alerjik hastalıkların yoğunluğu, bu konuda çalışan hekimlerin aklına çörek otunun alerjik hastalıklarda ne gibi tesirleri olabileceği sorusunu getirmektedir. Besin alerjisi ile gelen hastalarda bağırsaklarda mast hücre olarak bilinen ve alerji semptomlarının ortaya çıkmasına sebep olan hücrelerin sayısında azalma yaptığı ve böylece besin alerjisine bağlı ortaya çıkan rahatsızlıkları azalttığı gösterilmiştir.<a href="applewebdata://872861C2-E669-4606-85B5-65083AE30B1F#_edn4" name="_ednref4">[4]</a> Alerjik astım için de durum farklı değildir. Ayrıca atak döneminde, belirtileri dikkat çekici seviyede azalttığı, solunum fonksiyon testlerinde iyileşme sağladığı, koruyucu olarak da atak sayısında bariz düşüşlere vesile olduğu tespit edilmiştir.<a href="applewebdata://872861C2-E669-4606-85B5-65083AE30B1F#_edn5" name="_ednref5">[5]</a></p>
<p>Bir başka çalışmada, çörek otunun akciğerlerdeki enfeksiyonları azaltıcı ve koruyucu tesirleri incelenirken, akciğerlerdeki iltihabı azalttığı, “alveol” olarak bilinen ve solunum işimizi yapan akciğerlerimizin en uç kısımlarındaki hava keseciklerindeki ödemi ve akciğer dokusunun bozularak fonksiyonun azalmasına sebep olan tabloyu <em>(fibrosis)</em>önlediği görülmüştür. Özellikle akciğerlerin iç yüzeyini saran hava ile sıvının temas yüzeyindeki gerilimi azaltarak hava keseciklerinin büzüşmesine ve birbirine yapışmasına engel olan sürfaktan maddenin artmasına sebep olması sayesinde, nefes almakta zorlanan yoğun bakım hastaları için altın değerinde olan bir etki gösterdiği ispatlanmıştır.<a href="applewebdata://872861C2-E669-4606-85B5-65083AE30B1F#_edn6" name="_ednref6">[6]</a></p>
<p>Çörek otunun karaciğerde koruyucu etkisi de vardır. Bilindiği gibi karaciğer, vücudumuzun temizleyici ve toksinlerden arındırıcı bir laboratuvarıdır. Pek çok zararlı atık, yabancı madde ve toksin; karaciğerde mükemmel dizayn edilmiş temizleme yolları ile vücuttan atılır. Çörek otu kanserojen olarak kabul edilen maddelerin karaciğer yolu ile atılımını kolaylaştırır ve antioksidan etki gösterir.<a href="applewebdata://872861C2-E669-4606-85B5-65083AE30B1F#_edn7" name="_ednref7">[7]</a></p>
<p>Asrımızın en yaygın hastalıklarının başında gelen kalb ve damar hastalıkları ile şeker (diyabet) hastalığı için de çörek otundan istifade edilecek çok faydalı hususlar vardır. Bir çalışmada kalb krizi üzerinde koruyucu tesirlerinin olduğu,<a href="applewebdata://872861C2-E669-4606-85B5-65083AE30B1F#_edn8" name="_ednref8">[8]</a> bir başkasında da çörek otu veya yağı alındığında, insülin seviyelerinin, karbonhidrat metabolizmasının ve açlık glikoz seviyesinin normale döndüğü görülmüştür.<a href="applewebdata://872861C2-E669-4606-85B5-65083AE30B1F#_edn9" name="_ednref9">[9]</a></p>
<p>Çörek otunun eskiden beri bilinen diğer bazı hususiyetleri ise şu şekildedir: Çörek otu özsuyu ve yağının; böceklere, virüslere ve bakterilere karşı tesirli olduğu tespit edilmiştir. Tohumlarında az miktarda B1, B2 ve B6 vitamini; proteinlerin yapı taşı olan aminoasitler; iz elementler olarak bilinen ve organizmada pek çok önemli metabolik faaliyette rol alan demir, kalsiyum, magnezyum, çinko ve selenyum gibi mineraller de vardır. Bir araştırmada, çörek otunun çeşitli kanser hücrelerini öldürücü ve tümöre özel antikorların üretimini uyarıcı hususiyetlere sahip kılındığı tespit edilmiştir. Ayrıca, çörek otunun normal hücrelere zehir tesiri yapmadığına dair araştırmalar da bulunmaktadır. Çörek otu tohumunda bulunan ß-sitosterol; salgı aktivitesini artırma ve kandaki kolesterol seviyesini düşürme gibi hususiyetlerle donatılmış bir moleküldür. Bu molekülün; prostat büyümesini önleyici, idrar söktürücü, tansiyon düşürücü, süt artırıcı, iştah açıcı, adet söktürücü gibi çok yönlü tesirleri olduğu konusunda tespitler vardır.</p>
<p>Yağının kepeğe ve saç dökülmesine karşı fayda sağladığı, içindeki uçucu yağ asitlerinin; bakterilere, mantarlara ve tenyaya (bağırsaktaki şerit olarak bilinen kurtlara) karşı tesirli olduğu tespit edilmiştir.</p>
<p>Koruyucu olarak çörek otunun alınmasında nasıl bir usul takip edilmesi gerektiği ve alınacak miktar hususunda bir netlik olmasa da tavsiye edilen tüketim şekli, ahşap veya porselen bir havanda ezilerek bal veya zeytinyağı ile karıştırılması ve sabahları aç karnına alınmasıdır. Ayrıca dişleri iyi olan kimseler, iyice çiğneyerek de tüketebilirler.</p>
<p>Yolundan yürümekle şereflendiğimiz Rehber-i Ekmel (sallallâhu aleyhi ve sellem) kim bilir daha hangi maddî ve manevî rahatsızlıklarımıza tedavi reçeteleri sunmuştur. Yeter ki O’nun izinden gitmeye devam edelim.</p>
<h1>Dipnotlar</h1>
<p><a href="applewebdata://872861C2-E669-4606-85B5-65083AE30B1F#_ednref1" name="_edn1">[1]</a> Buharî, Tıbb 7; Müslim, Selam 89, (2215); Tirmizî, Tıbb 5, (2042), 22, (2071).</p>
<p><a href="applewebdata://872861C2-E669-4606-85B5-65083AE30B1F#_ednref2" name="_edn2">[2]</a> Pichette, A. ve ark. Antioxidant, anti-inflammatory, anticancer and antibacterial activities of extracts from nigella sativa (black cumin) plant parts. <em>J Food Biochem, </em>2012; 36(5): 53.</p>
<p><a href="applewebdata://872861C2-E669-4606-85B5-65083AE30B1F#_ednref3" name="_edn3">[3]</a> Mohamed, A. ve ark. Amelioration of chronic relapsing experimental autoimmune encephalomyelitis (cr-eae) using thymoquinone-biomed 2009. <em>Biomed Sci Instrum, </em>2009; 45: 274–279.</p>
<p><a href="applewebdata://872861C2-E669-4606-85B5-65083AE30B1F#_ednref4" name="_edn4">[4]</a> Duncker, S.C. ve ark. Nigella sativa (Black Cumin) seed extract alleviates symptoms of allergic diarrhea in mice, involving opioid receptors. <em>PLoS One, </em>2012; 7(6): e39841.</p>
<p><a href="applewebdata://872861C2-E669-4606-85B5-65083AE30B1F#_ednref5" name="_edn5">[5]</a> Boskabady, M.H. ve ark. The possible prophylactic effect of Nigella sativa seed extract in asthmatic patients. <em>Fundam Clin Pharmacol, </em>2007; 21(5): 559–566.</p>
<p><a href="applewebdata://872861C2-E669-4606-85B5-65083AE30B1F#_ednref6" name="_edn6">[6]</a> Kanter, M. Effects of Nigella sativa seed extract on ameliorating lung tissue damage in rats after experimental pulmonary aspirations. <em>Acta Histochem </em>2009; 111(5): 393–403.</p>
<p><a href="applewebdata://872861C2-E669-4606-85B5-65083AE30B1F#_ednref7" name="_edn7">[7]</a> Zafeer, M.F. ve ark. Cadmium-induced hepatotoxicity and its abrogation by thymoquinone. <em>J Biochem Mol Toxicol, </em>2012; 26(5): 199–205.</p>
<p><a href="applewebdata://872861C2-E669-4606-85B5-65083AE30B1F#_ednref8" name="_edn8">[8]</a> Nemmar, A. ve ark. Contrasting actions of diesel exhaust particles on the pulmonary and cardiovascular systems and the effects of thymoquinone. <em>Br J Pharmacol ,</em>2011; 164(7): 1871–1882.</p>
<p><a href="applewebdata://872861C2-E669-4606-85B5-65083AE30B1F#_ednref9" name="_edn9">[9]</a> Salama, R.H. Hypoglycemic effect of lipoic acid, carnitine and Nigella sativa in diabetic rat model. <em>Int J Health Sci, </em>2011; 5(2): 126–134.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
