<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İtibar Kale &#8211; Çağlayan Dergisi</title>
	<atom:link href="https://caglayandergisi.com/yazar/itibar-kale/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://caglayandergisi.com</link>
	<description>Aylık İlim ve Kültür Dergisi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 18 Mar 2025 06:15:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.2</generator>

<image>
	<url>https://caglayandergisi.com/wp-content/uploads/2017/03/16x16Mavi-1.png</url>
	<title>İtibar Kale &#8211; Çağlayan Dergisi</title>
	<link>https://caglayandergisi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Müzik ve Zekâ</title>
		<link>https://caglayandergisi.com/2020/11/01/muzik-ve-zeka/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Çağlayan Dergisi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2020 08:39:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://34.207.235.27/?p=145228</guid>

					<description><![CDATA[Müzik bir sanattır. Sanat, hislerimizin varlıkla münasebetinin takibi, yorumu, seslendirilişi ve bu sunuşların enfüsîâlemimizde asıl kaynağına doğru kanat çırpmasını resmetmektir. Sanatkâr “Eşyadan herhangi bir unsur ve kâinattan herhangi bir televvün karşısında, duygularına akan ve ruhunu saran ilhamları birbirine bağlayarak, kaynaştırarak ve bütün nomen ve fenomenleri bir araya getirip, her şeyi bir küll halinde bize takdim [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Müzik bir sanattır. Sanat, hislerimizin varlıkla münasebetinin takibi, yorumu, seslendirilişi ve bu sunuşların enfüsîâlemimizde asıl kaynağına doğru kanat çırpmasını resmetmektir. Sanatkâr “<em>Eşyadan herhangi bir unsur ve kâinattan herhangi bir televvün karşısında, duygularına akan ve ruhunu saran ilhamları birbirine bağlayarak, kaynaştırarak ve bütün nomen ve fenomenleri bir araya getirip, her şeyi bir küll halinde bize takdim edebilen bir </em>metafizik kahramanıdır.”<a href="applewebdata://87E18404-8D77-47F4-8CEA-A1D21606B911#_edn1" name="_ednref1">[1]</a></p>
<p>Müzik anlayışı ve eserlerindeki farklılıklar, bir toplumun yapısının, tarihinin, kültürel değerlerinin ve coğrafyasının sanata ve böylelikle müzik diline yansımasından kaynaklanır.<a href="applewebdata://87E18404-8D77-47F4-8CEA-A1D21606B911#_edn2" name="_ednref2">[2]</a> Zamanla toplumun içinde bulunduğu şartlar ve kültür değiştiği gibi, müzik de yüzyıllar içinde değişime uğrar. İnsanları müziğe bağlayan ve onun hem oluşumunu hem de tüketiminin devamını sağlayan şey, kişinin hisleri üzerinde oluşturduğu etkiler olmuştur. Hatta günümüzde de zaman zaman “ruhun gıdası” olarak adlandırılan müzik bir ihtiyaç olarak görülür.</p>
<p>Müziğin sosyal hayatta bazı fonksiyonları vardır: Film ve reklamlarda kullanılan müzik, arzu edilen mesajları vermede yardımcı olur. Tüketicinin satın alma davranışını yönlendirmeyi hedefleyen alışveriş sektörünün, duygulara hitap etme etkisini artırabilmek için marketlerde ve alışveriş merkezlerinde müzikten yararlanıldığı görülür. Restoranlarda, asansörlerde, bekleme odalarında veya çeşitli terapilerde müzik, rahatlatıcı bir unsur olarak kullanılır. Bazen stadyumlarda, sahne gösterilerinde ve konuşmalarda, müziğin heyecan ve birliktelik duygusu oluşturma etkisinden faydalanılır. Eğitimde müzik; oluşumu, tüketimi ve zekâyla olan ilişkisiyle araştırma konusu olmuştur.</p>
<p><strong>Mozart Etkisi </strong></p>
<p>1991 yılında Fransız bilim adamı Alfred Tomatis, <em>Neden Mozart?</em> adlı kitabında ilk defa “Mozart etkisi” terimini kullanmıştır. Bu konuda 1993’te <em>Nature</em> dergisinde yayımlanan ve büyük bir ilgi gören araştırma sonuçlarına göre, klasik müzik yardımıyla beyin; afak ve enfüs ilişkisine dair daha derin analizler yapmaktadır.<a href="applewebdata://87E18404-8D77-47F4-8CEA-A1D21606B911#_edn3" name="_ednref3">[3]</a> Müzik eleştirmeni ve müzisyen Don Campbell, “Mozart etkisi” teriminin patentini alarak bu hipotezin tarifini genişletmiş ve diğer müzik türlerinin de sağlığa, zekâya ve sıra dışı düşünmeye olumlu etki ettiğini öne sürmüştür.<a href="applewebdata://87E18404-8D77-47F4-8CEA-A1D21606B911#_edn4" name="_ednref4">[4]</a></p>
<p>Mozart etkisi keşfinin en büyük başarısı ticarî alanda olmuştur. İlerleyen yıllarda yapılan araştırmalarda, müzikle ilgilenen fertlerin ve özellikle müzik eğitimi alan çocukların, uzun vadede daha başarılı olduğu tespit edilmişse de anlık müzik dinlemeyle zekâ artışı arasında bir ilişki görülmemiştir.<a href="applewebdata://87E18404-8D77-47F4-8CEA-A1D21606B911#_edn5" name="_ednref5">[5]</a></p>
<p>Diğer bir çalışmada da müzik eğitiminin zekâ artışı için kestirme bir yol olmadığı, hatta abartılı biçimde beklentilere yol açtığı gösterilmiştir.<a href="applewebdata://87E18404-8D77-47F4-8CEA-A1D21606B911#_edn6" name="_ednref6">[6]</a></p>
<p>Almanya’da yapılan, “Müziğin çocukların kişilik gelişimindeki etkisi” başlıklı bir araştırmada,<a href="applewebdata://87E18404-8D77-47F4-8CEA-A1D21606B911#_edn7" name="_ednref7">[7]</a> müziğin olumlu etkileri ele alınmış ve bunlar şu şekilde sınıflandırılmıştır:</p>
<p><strong>Müziğin Zihn</strong><strong>î</strong><strong> Faaliyetlere Etkisi</strong></p>
<p>Ders çalışırken enstrüman çalma ve müzik dinleme gibi faaliyetler, kısa vadede çalışma isteğini artırabilir. Bu etki sadece klasik müzikte değil diğer müzik türlerinde de görülür. Müziğe bağlı nörolojik değişiklikler, ancak yıllarca temrin yapan müzisyenlerin beyninde görülmektedir. Aynı sonuç, haftada yalnızca bir kere müzik dersi alan öğrencilerde elde edilememiştir.</p>
<p><strong>Müziğin Duygusal ve Sosyal Etkileri</strong></p>
<p>Müziğin en ciddi etkileri, hisler ve sosyal ilişkiler üzerinde görülmektedir. Çocukların müzik derslerinde beraberlik duygusunun geliştiği ve motivasyonlarının arttığı gösterilmiştir. Profesyonel bir sanatçı tarafından değer verilme ve destek görme de bu tesiri artırmaktadır.<a href="applewebdata://87E18404-8D77-47F4-8CEA-A1D21606B911#_edn8" name="_ednref8">[8]</a></p>
<p><strong>Müzik Eğitimi ve Performans Artışı </strong></p>
<p>Müzik eğitimine ağırlık verilen ilkokullarda, çocuklar arasındaki dışlanma oranı, diğer okullara oranla daha düşüktür. Müzikle meşgul olan çocukların sosyal davranışları, muhakeme güçleri ve tecrübelerinden ders çıkarabilme özellikleri dikkat çeker. Sebep-sonuç bağlantılı düşünme kabiliyetleri gelişir ve mucitlik imtihanlarında müzikle ilgilenmeyen çocuklara göre daha başarılı olurlar.<a href="applewebdata://87E18404-8D77-47F4-8CEA-A1D21606B911#_edn9" name="_ednref9">[9]</a></p>
<p><strong>Sanata Erişim ve Sanatla Meşguliyet </strong></p>
<p>Bir araştırmada müziğin şiddete karşı etkili bir araç olduğu ispatlamış ve bunun sonucunda suç işlemiş gençlerle çalışmalara başlanmıştır. Bu kapsamda, bir hapishanedeki 60 genç öğrenci, profesyonel yapımcı ve sanatçılarla birlikte beste ve film çekimleri yapmıştır. Projenin sonunda gençler eserlerini bir festivalde sunmuştur.<a href="applewebdata://87E18404-8D77-47F4-8CEA-A1D21606B911#_edn10" name="_ednref10">[10]</a></p>
<p>Benzer bir çalışmada da sanata erişim ve sanatla meşguliyetin, kültürel farklılıklara rağmen birliktelik duygusunu pekiştirdiği ve sosyal insicama olumlu katkı sağladığı görülmüştür.<a href="applewebdata://87E18404-8D77-47F4-8CEA-A1D21606B911#_edn11" name="_ednref11">[11]</a></p>
<p><strong>Müziğin Zekâ ile İlişkilendirilmesi </strong></p>
<p>Üzerinde asırlardır çalışılan zekânın soyut bir mahiyeti vardır, bu yüzden hep merak edilen, çerçeveleri çizilmeye çalışılan ve sorgulanan bir özelliği olmuştur. Zekâ farklı şekillerde ele alınmış ve ölçülmeye çalışılmıştır.<a href="applewebdata://87E18404-8D77-47F4-8CEA-A1D21606B911#_edn12" name="_ednref12">[12]</a></p>
<p>Çocuk gelişimi alanında yaptığı çalışmalarla bilinen İsviçreli psikolog Piaget, geleneksel zekâ anlayışına karşı çıkarak, zekânın, zekâ testinden alınan puan olmadığını iddia etmiştir. O<em>, </em>zekâyı değişime ayak uydurma ve kendini yenileme gücü olarak tanımlamıştır. Ona göre zihin bir sindirim sistemi, bilgiler de besin maddeleridir. Algılanan bilgiler, besin maddelerinin organizmayı değiştirdiği gibi zihinsel fonksiyonları değiştirir ve geliştirir.<a href="applewebdata://87E18404-8D77-47F4-8CEA-A1D21606B911#_edn13" name="_ednref13">[13]</a></p>
<p>Ananevî yaklaşımlar zekâyı tek yönlü ele alır. Aslında bu bazı çelişkilere yol açabilir. Mesela, zekâ testinde doğru cevaplar vererek yüksek puan elde eden bir fert, sosyal hayatında iletişim sorunları yaşayabilir. Diğer yandan çok başarılı bir müzisyen de zekâ testinden pekâlâ çok düşük puan alabilir. Bu durumlarda duygusal ve sosyal zekâ ihmal edilmiş olur.</p>
<p>Müzikle zekânın doğrudan ilişkilendirilmesi neticesinde, insan zekâsının performansı ve derinlikleri göz ardı edilebileceği gibi, müziğe yanlış ve abartılı ölçüde değer verilmesi de söz konusu olabilir. İnsan farklı derinlikleri olan bir varlıktır. Kendine ihsan edilen akıl kuvvesi ve diğer manevî latifelerle istidatlarının inkişafı söz konusudur. Böylelikle insanın iç âlemine ve sonsuza yolculuğu başlar. Bu yolculukta mazhar olduğu ilhamları hayra kanalize edebilmesi ve kendisini ve kâinat kitabındaki sırları keşfetmesi, insanı aklın, zekânın ve diğer fakültelerinin kemâline ulaştırır. Görünen ve duyulan her şeyi, bir harmoni dizisine yerleştirme ihtiyacı hissedilir. Kelamî ve tekvinî ayetler, mânâ dolu mesajlar, beyan ihtiyacını doğurur. Fıtrî her eserde derin bir mânânın mührü vardır. Marifet, İlahî isimler ve sıfatların cilvelerinde derinleşerek mânâyı okuyabilmek ve okutabilmektir. İdrak kabiliyetinin saflaşmış hâli ve kemâli marifetullahtır.</p>
<p><strong>Müzik, Niyet ve Nazar</strong></p>
<p>Esbaba nazar ederken <strong>“Müessir-i Hakikî zihne ve fikre gelmelidir<em>.</em>”</strong><a href="applewebdata://87E18404-8D77-47F4-8CEA-A1D21606B911#_edn14" name="_ednref14">[14]</a> <strong>Ancak o zaman farklı derinlikleri olan insan, kabiliyetlerini inkişaf ettirir ve her şey bir anlam kazanır</strong><strong>.</strong><a href="applewebdata://87E18404-8D77-47F4-8CEA-A1D21606B911#_edn15" name="_ednref15">[15]</a></p>
<p>İnsanın müzik anlayışı, sadece zekâyla veya zihni faaliyetlerle sınırlı değildir. Kâmil iman ve hakikat aşkı, insanın manevîderinliklerinde ve kâinatta yaptığı yolculuklarda ve sanatla meşguliyetinde, Sâni-i Zülcelâl’in sıfat ve esmasına ayna olmayı gerektirir.</p>
<p>Müziğe sadece zekâyı artırma niyetiyle yaklaşmak, basit menfaatler uğruna hakikatin güzelliğinden mahrum kalmak demektir. Özelikle klasik müzik alanında aktif olan sanatçılar, yüksek beklentilerin doğurduğu bir rekabet ve baskı ortamında eğitimlerini ve çalışmalarını sürdürmek zorunda kalırlar. Bu şartlarda istidatları inkişaf ettirmek zor olabileceği gibi sanatın, servet ve şöhrete ulaşmaya alet edilmesi de ihtimal dâhilindedir.</p>
<p>“Her nimete, o nimet cinsinden şükürle mukabele, bir kadirşinaslık ifadesidir.”<a href="applewebdata://87E18404-8D77-47F4-8CEA-A1D21606B911#_edn16" name="_ednref16">[16]</a></p>
<p>Müzik zekâyla ilişkilendirilecekse dahi “ruhumuzdaki kabukları kırmaya ve görünmeyeni, uzaklardaki bir müziği hatırlarcasına, cisimden uzak ve tutkuyla düşünmeye”<a href="applewebdata://87E18404-8D77-47F4-8CEA-A1D21606B911#_edn17" name="_ednref17">[17]</a> hizmet eden bir araç olmalıdır.</p>
<p><strong>Dipnotlar</strong></p>
<p><a href="applewebdata://87E18404-8D77-47F4-8CEA-A1D21606B911#_ednref1" name="_edn1">[1]</a> fgulen.com/tr/eserleri/kavramlar/sizinti-kasim-1996-cilt-18-sayi-214-sanat-dusuncesi-ve-metafizik</p>
<p><a href="applewebdata://87E18404-8D77-47F4-8CEA-A1D21606B911#_ednref2" name="_edn2">[2]</a> www.sanatsal.gen.tr/muzik-kavrami-ve-tanimi</p>
<p><a href="applewebdata://87E18404-8D77-47F4-8CEA-A1D21606B911#_ednref3" name="_edn3">[3]</a> de.wikipedia.org/wiki/Mozart-Effekt</p>
<p><a href="applewebdata://87E18404-8D77-47F4-8CEA-A1D21606B911#_ednref4" name="_edn4">[4]</a> hpd.de/node/4539</p>
<p><a href="applewebdata://87E18404-8D77-47F4-8CEA-A1D21606B911#_ednref5" name="_edn5">[5]</a> A.g.e.</p>
<p><a href="applewebdata://87E18404-8D77-47F4-8CEA-A1D21606B911#_ednref6" name="_edn6">[6]</a> Bastian, Hans Günther. (2000). <em>Musik(erziehung) und ihre Wirkung</em>. Schott, Mainz.</p>
<p><a href="applewebdata://87E18404-8D77-47F4-8CEA-A1D21606B911#_ednref7" name="_edn7">[7]</a> Die Wirkung von Musik auf die Persönlichkeitsentwicklung von Kindern www.bundestag.de/resource/blob/412142/09914ea6936cf67d170265dae087cb2d/WD-9-060-07-pdf-data.pdf</p>
<p><a href="applewebdata://87E18404-8D77-47F4-8CEA-A1D21606B911#_ednref8" name="_edn8">[8]</a> Felten, Michael. (2006). <em>Spaß an der Ernsthaftigkeit</em>. Die Deutsche Schule, 98.</p>
<p><a href="applewebdata://87E18404-8D77-47F4-8CEA-A1D21606B911#_ednref9" name="_edn9">[9]</a> Bastian, a.g.e.</p>
<p><a href="applewebdata://87E18404-8D77-47F4-8CEA-A1D21606B911#_ednref10" name="_edn10">[10]</a> www.pressebox.de/inaktiv/bundesverband-musikindustrie-ev-berlin/Die-SchoolTour-geht-in-den-Knast/boxid/102365</p>
<p><a href="applewebdata://87E18404-8D77-47F4-8CEA-A1D21606B911#_ednref11" name="_edn11">[11]</a> MUS-E, Yehudi Menuhin Stiftung Deutschland.</p>
<p><a href="applewebdata://87E18404-8D77-47F4-8CEA-A1D21606B911#_ednref12" name="_edn12">[12]</a> Bümen, Nilay. (1999). Eğitimde yeni yönelimler: Çoklu zekâ kuramı ve eğitim, <em>Eğitim ve Bilim</em>, cilt. 15, s. 164–172.</p>
<p><a href="applewebdata://87E18404-8D77-47F4-8CEA-A1D21606B911#_ednref13" name="_edn13">[13]</a> A.g.e.</p>
<p><a href="applewebdata://87E18404-8D77-47F4-8CEA-A1D21606B911#_ednref14" name="_edn14">[14]</a> Nursî, Bediüzzaman Said. (2007). <em>Mesnevî-i Nûriye</em>, İstanbul: Şahdamar Yayınları, s. 44.</p>
<p><a href="applewebdata://87E18404-8D77-47F4-8CEA-A1D21606B911#_ednref15" name="_edn15">[15]</a> “Bir Nefes 8”, Herkul Nağme. www.youtube.com/watch?v=XrVY-GoWei4</p>
<p><a href="applewebdata://87E18404-8D77-47F4-8CEA-A1D21606B911#_ednref16" name="_edn16">[16]</a> Gülen, M. Fethullah. (2011). <em>Ölçü veya Yoldaki Işıklar</em>, İstanbul: Nil Yayınları, s. 135.</p>
<p><a href="applewebdata://87E18404-8D77-47F4-8CEA-A1D21606B911#_ednref17" name="_edn17">[17]</a> Zweig, Stefan. (2012). <em>Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu</em>. Çev. Ahmet Cemal, İstanbul: İş Bankası Kültür Yayınları.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mânâ-yı Harfî Penceresinden  Buber’in Diyalog Felsefesi</title>
		<link>https://caglayandergisi.com/2020/04/01/mana-yi-harfi-penceresinden-buberin-diyalog-felsefesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Çağlayan Dergisi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2020 07:09:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://34.207.235.27/?p=143480</guid>

					<description><![CDATA[&#160; Yeni tanıştığımız kimselere veya büyüklerimize “siz” diye hitap etmek bir saygı ifadesi olarak görülür. Türkçede olduğu gibi, birçok dilde, bu gibi durumlarda, “sen” yerine “siz” ifadesi kullanılmaktadır. İsveç, Norveç ve Yunanistan gibi ülkelerde ise samimi olunmayan kişilere dahi “sen” şeklinde hitap edildiği olur. Bu durum, dilin yapısı ve kültürel farklılıklar gereği karşımıza çıkmaktadır.[1] “Sen [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Yeni tanıştığımız kimselere veya büyüklerimize “siz” diye hitap etmek bir saygı ifadesi olarak görülür. Türkçede olduğu gibi, birçok dilde, bu gibi durumlarda, “sen” yerine “siz” ifadesi kullanılmaktadır. İsveç, Norveç ve Yunanistan gibi ülkelerde ise samimi olunmayan kişilere dahi “sen” şeklinde hitap edildiği olur. Bu durum, dilin yapısı ve kültürel farklılıklar gereği karşımıza çıkmaktadır.<a href="applewebdata://1F12CB0C-2D74-4310-8C63-266928EC9582#_edn1" name="_ednref1">[1]</a></p>
<p>“Sen ve siz” kullanımına dair farklılıkların, kültürel antropoloji ve toplum dilbilimi açısından daha yakından incelenmesi gereken ilgi çekici sebepleri vardır. Ancak burada odaklanmak istediğimiz nokta, bu ayrımı yaparken, muhatabımızla olan ilişkimize yüklediğimiz “yakınlık” veya “uzaklık” duygusunun tezahürüdür. Her halükârda, doğru hitap şeklinin kullanılması, iletişim dili açısından temel seviyede bir beklentidir. Fakat doğru zamanda “sen” demek, karşımızdaki insana bir şekilde yakın olduğumuzu hissettirmek anlamına gelir. “Sen”, “siz”de var olan bazı duvarları yıkar. “Sen” denilen yerde “ben” duygulara daha açık olur.</p>
<p><em>“Yolculuğum sendeki öze isabet ettiğinde (sana vâsıl olduğumda), ben ancak ben olurum.”</em><a href="applewebdata://1F12CB0C-2D74-4310-8C63-266928EC9582#_edn2" name="_ednref2">[2]</a> Bu cümle, Avusturyalı filozof, teolog, pedagog ve yazar Martin Buber’e aittir. 1878’de Viyana’da dünyaya gelen Buber, diyalog felsefesiyle ilgili eserler vermiştir. Bunlardan en bilineni, <em>Ben ve Sen</em> (<em>Ich und Du</em>) adlı kitabıdır. Diyalog kavramına yüklediği anlam ile Buber’in çalışmaları, birçok disiplin açısından dikkate değer görülmüştür.<a href="applewebdata://1F12CB0C-2D74-4310-8C63-266928EC9582#_edn3" name="_ednref3">[3]</a> Buber, II. Dünya Savaşı’nda Yahudi dindaşlarıyla birlikte zulme maruz kalmıştır. O sıralar devletlerin ve milletlerin beslediği düşmanlığın aksine; diyalog, insan-insan, insan-kâinat ve insan-Yaratıcı ilişkileri hakkında fikirler üretmiştir.<a href="applewebdata://1F12CB0C-2D74-4310-8C63-266928EC9582#_edn4" name="_ednref4">[4]</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Diyalog Felsefesi </strong></p>
<p>Buber’in diyalog felsefesinin ana hatlarını anlayabilmek için, önce düşüncenin anahtar kelimelerini açıklamak gerekir. Buber, varoluşçu bir anlayışa göre, hürriyeti sınırsız bir hareket alanı olarak değil, daha ziyade fertlerin kendi sorumluluğunu üstlenmesi olarak tarif eder. Mucitlik veya sıra dışı eserler verme ise, şahsi yeteneklerin geliştirilmesi ve ferdî başarıdan ibaret değildir. Bir olayın gerçekleşmesi, eşyanın şekillenmesi, kısacası belli bir vakitte, bir şeyin meydana gelişi ile ortaya çıkar. Buber için realite, karşılaşmalardan oluşan<strong>, </strong>yaşanan bir hayattır ve nihilizmin savunduğu, “her şeyin anlamdan ve değerden yoksun olduğu” fikrine muhalif olarak, bir şeyin sadece zihnî bir temsil olmadığını, somut bir gerçeklik olduğunu savunur.<a href="applewebdata://1F12CB0C-2D74-4310-8C63-266928EC9582#_edn5" name="_ednref5">[5]</a></p>
<p><strong>Ben-O ve Ben-Sen İlişkisi</strong></p>
<p>Buber’in felsefesinin özünde “ilişki” kelimesi bulunmaktadır. Ona göre kurduğumuz ilişkiler ikiye ayrılır: ben-o ilişkisi (uzaklık prensibi) ve ben-sen ilişkisi (yakınlık prensibi). En temel ilişki seviyesi ise Yaratıcıyla olan ilişkidir.<a href="applewebdata://1F12CB0C-2D74-4310-8C63-266928EC9582#_edn6" name="_ednref6">[6]</a></p>
<p>“Ben”, “o” ile tecrübeler dünyasında karşılaşır. “O”nu analiz eder, sınıflandırır, yargılar, diğer tecrübeleriyle, yani farklı “o”nlarla karşılaştırır, sahip olur, kullanır. “O” tamamen bir nesne haline gelir. “O” binlerden herhangi biridir, asla biricik değildir. “Ben” bu karşılaşmada, gerçekliği kendi zihninde inşa eder ve kendisine mal eder. Gerçeklik de sahip olunan ve kullanılan bir şey haline gelir. Kendisini “o”ndan ayrı tutar. “Ben” için kaçınılmaz bir yalnızlık söz konusudur, zira meyil ettiği hiçbir şeyle gerçek karşılaşmayı ve ilişkiyi yaşayamaz; bu da onu nesnelerin hâkimi ve sahibi olma tutkusuna sevk eder. İstikametsiz olması sebebiyle içi boş bir hürriyet içinde yabancılaşır ve parçalanır. “Ben”, “o” ile ilişkisinde hür değildir. Hürriyet ancak gerçek ilişkiyle doğar. “Ben” şahsî bir çıkarı için “o”nu kullanır. “Ben-o” ilişkisi ego merkezlidir. Böyle bir ilişkide, hırs, anlamsızlık ve güvensizlik hâkimdir.<a href="applewebdata://1F12CB0C-2D74-4310-8C63-266928EC9582#_edn7" name="_ednref7">[7]</a></p>
<p>“Ben”, “sen” ile ilişki dünyasında karşılaşır. “Sen” bütün varlığıyla olandır. “Sen” bir bütündür. Varlığa, dünyaya, gerçekliğe iştirak eder. Böyle bir ilişkide tam bir diyalog gerçekleşir. İki varlık birbirine bütün varoluşuyla hitap edip cevap verir. Birbirlerine kendilerini tüm varlığı ile sunarlar ve böylelikle gerçek bir iletişim ve etkileşim ortaya çıkar. Hakikat, bu ilişki içinde zuhur eder. Buluşmanın ahenginde hakikate katılım oluşur. Bu noktadan sonra istikamet, meyil ve hürriyet söz konusudur. Artık buluşma, karşılaşma ve diyalog fıtrî bir hâl alır.<a href="applewebdata://1F12CB0C-2D74-4310-8C63-266928EC9582#_edn8" name="_ednref8">[8]</a></p>
<p>“Ben” her “sen” dediğinde, aslında “Ebedî Sen”e talip olur. Ona seslenir. Zaten her “ben-sen” ilişkisi, “Ebedî Sen”le olan ilişkiden doğmuştur. Böylece O’ndan geldiği gibi sonunda O’na varır. <em>“İnsan, Tanrı’yla bir dostuyla konuşur gibi konuşur. İnsan Tanrı’yla diyalog kurmaya açık bir varlıktır. Tanrı’nın bu diyalogdaki cevabı ise bütün yaratılıştır; Tanrı konuşur ve bütün bir kâinat konuşur.” </em><a href="applewebdata://1F12CB0C-2D74-4310-8C63-266928EC9582#_edn9" name="_ednref9"><sup>[9]</sup></a></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>“Nitekim her insan ve kâinat bir ‘sen’dir. ‘Sen’ denildiği takdirde, ‘ben’ varoluşun bir parçası haline gelir. Mademki diyalog, her ‘sen’de ‘Ebed</em><em>î Sen’in bulunduğu ilişkidir, o halde diyalog, varlığın devamıdır, ilişkiler ağının ve insanlığın temel şartıdır.</em>”<a href="applewebdata://1F12CB0C-2D74-4310-8C63-266928EC9582#_edn10" name="_ednref10">[10]</a></p>
<p><em> </em></p>
<p><strong>Mana-yı Harf</strong><strong>î ve Mana-yı İsm</strong><strong>î Pencereleri</strong></p>
<p>İnsan yaşadığı sürece bir ilişki ağı içindedir. Her an hem insanlarla ve diğer canlılarla hem de nesneler ve kanunlarla bir ilişki içindedir. Kudret kelimelerini okumanın en önemli usulü, onlara mana-yı harfî merceği ile bakmaktır.</p>
<p>“İsim”, tek başına bir mana ifade eder. Mana-yı ismî ile bakmak, bir şeyi kendisine ve maddî sebeplere atfetmek ve sebepler perdesinin arkasındaki derin manaları ve hikmetleri göz ardı etmek demektir. “Harfler” ise tek başına bir mana ifade etmezler. Onlar bir lafzın ötesinde bir manaya işaret ederler. Mana-yı harfî ile bakmak, parmağa değil parmağın işaret ettiğine dikkat etmektir.</p>
<p>Mesela bir çiçeği, seküler bir botanikçi nazarıyla incelemek, ona sadece bir çiçek olarak değer vermek, ondan nasıl basit çıkarlar elde edeceğini düşünmek, ona mana-yı ismî ile bakmaktır. Fakat onda tecelli eden Cemal, Kemal, İlim ve Kudret gibi sıfatları, onda tezahür eden Mukaddir, Mülevvin, Hay ve Kayyum gibi isimleri okumak ve bu okumayla; Kendini tanıttırıp sevdirmek isteyen faal ve kudretli bir Zât’ı tanıyıp sevmeye gayret etmek, ona mana-yı harfî ile nazar etmektir.</p>
<p>Buber’in diyalog felsefesi, mana-yı harfî ve mana-yı ismî penceresinden ele alınabilir. “Yakınlık ve uzaklık prensibi”, mana-yı harfî ve mana-yı ismî mefhumlarını çağrıştırmaktadır Hayatındaki olayları “ben-o” ilişkisiyle veya mana-yı ismî nazarıyla değerlendiren bir kimse, yakınlık değil uzaklık yaşar. Lafzı görür, manaya intikal edemez. Nakışla meşgul olur, Nakkaş’ı tanıyıp sevemez.</p>
<p>Mana-yı harfiyle nazar ise, “ben-sen” ilişkini hatırlatır. Mesela, kişinin bir nimetle karşılaşmasına “ben-sen” zaviyesinden bakacak olursak, yenilen lokma ile yiyen kişi, bütün varlıklarıyla karşılaşır. Bu ilişki, lokmanın, yiyen kişiye, üzerinde tezahür eden bütün İlahi isimlerle yansıması sonucu gerçekleşir. Bu da derin bir tefekküre, insanı gerçekten doyuran ve kalbini tatmin eden bir tecrübeye vesile olur. O anda lokmanın yaratılış gayesini gerçekleştirmiş olmasıyla, Kendini tanıttırmak ve sevdirmek isteyen gizli Zat’ın esmasının fark edilmesiyle “ben-sen” ilişkisi ebedîleşir. Nimet, şükrünün eda edilmesiyle birlikte sonsuzluğa akar. Şükreden kişiye sonsuzluk kapıları açılır. Şükürle birlikte Rahman’ın iltifatı hissedilir.</p>
<p>Yakınlığa vesile olan “ben-sen” ilişkisi ve mana-yı harfî ile mevcudata nazar alışkanlığı, insanı karamsarlıktan, abesiyetten, yabancılaşmadan ve yalnızlıktan kurtarır. Böyle bir insan, “Kul oldum, hür oldum” der.<a href="applewebdata://1F12CB0C-2D74-4310-8C63-266928EC9582#_edn11" name="_ednref11">[11]</a> “Hürriyet Sen’de olmak, Sen’inle olmaktır” der. Böyle bir “ben”, Sen’de tekrar tekrar kendini bulur.</p>
<p>Buber’in diyalog felsefesi, kişiye mesuliyet yükleyerek, Yaratıcıyla derin bir ilişkiye girilmesi gerektiğine dikkat çeker. Ona göre kemâle ermek, tam olabilmek, “ben” (veya kul) olmak, ancak Ebedi Sen’e yönelme ile gerçekleşebilir. İnsanı, hayatı ve kâinatı mana-yı harfî ile okumak da bu kemâle vesiledir. Hayatımızın saadet içindeki kemâli, kalbimizin göz bebeğinde, O’nun nurunun yansımasını yerleştirmektir.<a href="applewebdata://1F12CB0C-2D74-4310-8C63-266928EC9582#_edn12" name="_ednref12">[12]</a> Rabbimizi tanımak ve O’na yakınlaşmak için dünyadan soyutlanmak değil, her şeyi harf harf okumak gerekmektedir.</p>
<p><strong>Dipnotlar </strong></p>
<p><a href="applewebdata://1F12CB0C-2D74-4310-8C63-266928EC9582#_ednref1" name="_edn1">[1]</a> Du oder Sie? In diesen Ländern sind Sie automatisch “Duzis” (2016). www.aargauerzeitung.ch/leben/leben/du-oder-sie-in-diesen-laendern-sind-sie-automatisch-duzis-130519476</p>
<p><a href="applewebdata://1F12CB0C-2D74-4310-8C63-266928EC9582#_ednref2" name="_edn2">[2]</a> Orijinal metin: “Am Du werden wir erst zum Ich.”</p>
<p><a href="applewebdata://1F12CB0C-2D74-4310-8C63-266928EC9582#_ednref3" name="_edn3">[3]</a> www.judentum-projekt.de/persoenlichkeiten/geschichte/buber/index.html</p>
<p><a href="applewebdata://1F12CB0C-2D74-4310-8C63-266928EC9582#_ednref4" name="_edn4">[4]</a> buber.de/de/biographie</p>
<p><a href="applewebdata://1F12CB0C-2D74-4310-8C63-266928EC9582#_ednref5" name="_edn5">[5]</a> Tüzer, A. (2018). <em>Varoluşçu Düşünür Martın Buber’in Diyalog Felsefesi ve Bu Felsefi Yaklaşımın Eğitim Açısından Uzanımları</em>. www.researchgate.net/publication/325540441</p>
<p><a href="applewebdata://1F12CB0C-2D74-4310-8C63-266928EC9582#_ednref6" name="_edn6">[6]</a> Buber, M. (1973). <em>Das Dialogische Prinzip</em>. Verlag Lambert Schneider.</p>
<p><a href="applewebdata://1F12CB0C-2D74-4310-8C63-266928EC9582#_ednref7" name="_edn7">[7]</a> A.g.e.</p>
<p><a href="applewebdata://1F12CB0C-2D74-4310-8C63-266928EC9582#_ednref8" name="_edn8">[8]</a> A.g.e.</p>
<p><a href="applewebdata://1F12CB0C-2D74-4310-8C63-266928EC9582#_ednref9" name="_edn9">[9]</a> Krş. Simson , E. (2013). Martin Buber ve Tanrı Tutulması. www.salom.com.tr/arsiv/haber-85936-martIn_buber__ve_tanri_tutulmasi_.html</p>
<p><a href="applewebdata://1F12CB0C-2D74-4310-8C63-266928EC9582#_ednref10" name="_edn10">[10]</a> A.g.e.</p>
<p><a href="applewebdata://1F12CB0C-2D74-4310-8C63-266928EC9582#_ednref11" name="_edn11">[11]</a> fgulen.com/tr/fethullah-gulenin-kursu-akademi-yazilari/fethullah-gulen-2011-kursuleri/18941-Fethullah-Gulen-Kul-Oldum-Hur-Oldum</p>
<p><a href="applewebdata://1F12CB0C-2D74-4310-8C63-266928EC9582#_ednref12" name="_edn12">[12]</a> Bediüzzaman Said Nursi, <em>Sözler</em>, İstanbul: Şahdamar Yayınları, 2010, s. 137.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
