Mümin bilirve inanır ki dilden dökülen bütün sözler kaydedilir.

Az konuşur, öz konuşur, sükûtu altın bilir.

Dil var, kayıtlardan haberi yoktur, konuşmayı ganimet bilir.

Asar-keser, sayar-söver emreder.

Dil var, imanın nurlu eline teslim.

Dil var hevanın elinde derbeder!

 

Dil var, Bismillah der, söze başlar. Besmeleyi her hayrın başı bilir.

Dil var, söze “ben, ben” diye başlar. Benliği her işin başı bilir.

Dil var enesi de kendisi de dengeli!

Dil var enesi de çenesi de şeddeli!

 

Dil var sözü âlemlere rahmet, yeryüzüne bereket.

Dil var, işi-gücü kahr u lanet, insanlığa adavet.

Dil var, merhamet, dil var şefkat!

Dil var, öfke, dil var şiddet!

 

Dil var, kendisinden dökülen sözler yağ ile bal.

Dil var, sahibinin sırtında büyük bir yük, büyük bir vebal.

Dil var, kaymaklı-ballı!

Dil var hastalıklı-vebalı!

 

Dil var, konuşmaya başladığında salya akıtır.

Dil var, söze-sohbete başladığında hikmet dağıtır.

Dil var zehirli!

Dil var, hikmetli!

Zehirden, hikmet damıtır.

 

Dil var, söz verir sözünde durmaz.

Dilin kemiği yoktur. Öylesine söylemiştir.

Dönüp ardına bakmaz.

Dil var, vaadini namus bilir, borç bilir.

Ölse sözünü yerine getirir vaadinden caymaz.

Dil var, vefasız, namert!

Dil var sözünün eri, mert!

 

Dil var, her şeyi fesada verir, ifsad eder her şeyi fitne-fesatta boğar.

Dil var, cümleleri lütf u ihsandır.

Fesada verilen her şeyi, hikmetle ıslah eder, aşk u şevkle coşar.

Bin defa düzeni bozulsa “vira bismillah” der, binbir ümit yeniden başlar.

Dil var, fesatçı-ifsatçı!

Dil var, hikmetle ıslahçı!

 

Dil var, acıdır, yılan gibi ısırır, akrep gibi sokar ve bundan zevk alır.

Dil var, tatlıdır, yılanları bile deliğinden çıkarır, terbiye eder, ehlîleştirir.

O da bundan zevk alır.

Dil var, yılan!

Dil var, insan!

 

Dil var, kibir, gurur ve ucb içinde “Allah der, inşaallah der”, dava güder.

Herkese caka satar, kendini kıble bilir, başka Kâbe tanımaz, bilmez.

Dil var, ihlas ve huşu ile “Allah” der, “Hû” der inler.

Rızadan gayrı bir şey talep etmez, istemez.

Dil var, bir ömür boyu ihlas demiş!

Dil var, bir ömür boyu iflas etmiş!

 

Dil var, malayaniyatta, süfli, kirli, daim oyunda-oynaştadır.

Dil var, zikr-i müdamda, miraçta, daim sohbet-i Canan’dadır.

Dil var kirli mi kirli!

Dil var nurlu, zikirli!

 

Dil var, yalan virdidir, yalansız-dolansız yaşayamaz, yapamaz.

Susması da yalandır, konuşması azap üstüne azap.

Dil var, yalanı bir “lafz-ı kâfir” bilir, ağzına almaz, şakasına bile yaklaşmaz.

Doğruluk şiarıdır, dövülse de sövülse de kesilse de bundan şaşmaz.

Dil var, Ebû Bekri’s-Sıddık!

Dil var, Müseylemetü’l-Kezzab!

 

Dil var, edep nedir, hayâ nedir bilmez, utanmaz.

Alay eder, hakaret eder, aşağılar usanmaz.

Dil var, kötülüğe kötülükle karşılık vermez, mukabele-i bilmisil yapmaz.

Mahcubiyetten lal kesilir, haklı da olsa, Allah için konuşmaz.

Dil var arsız-pervasız!

Dil var, hatasız-günahsız!

 

Dil var, haksızlık karşısında sus-pustur, dilsiz şeytan kesilir.

Dil var, haksızlıklar karşısında, gürül gürül hakkı müdafaa eder,

kükreyen aslan kesilir.

Dil var, mazlumun yanında aslandır!

Dil var zalimin yanında şeytandır!

 

 

Dil var iftiracıdır, doğruluk nedir, kul hakkı nedir bilmez.

Zalimdir, bir de zulme taraftar eroğlu erler(!)

Dil var, iftiralar karşısında;

‘Bu, bizim kardeşlerimiz hakkında büyük bir bühtandır’ der,

zulüm karşısında yıldırımlar gibi gürler.

Dil var iftirada yarışır, zalim bir de cahil!

Dil var hakkı müdafaa şanıdır, âlim bir de ehil!

 

Dil var, bunca zulümler karşısında dut yemiş bülbüle döner,

susar, sünepeleşir, korkar, tir tir titrer.

Dil var, haksızlığa tahammülü, zulme rızası yoktur.

Şehadete göz diker.

ve; “Rabbim Allah’tır diyen bir yiğidi mi öldüreceksiniz?” diye mazluma kol-kanat gerer.

‘Hayır! Hayır! ‘Bu cinayeti işleyemezsiniz’ der, canını ortaya koyar.

Dil var, dünyaya aldanmış nefsani, şeytani!

Dil var, Hakk’a adanmış Rabbani mi Rabbani!

 

Dil var, gıybet eder, aşağılar, lakap takar, yan yatar, batar.

Hiç oralı bile değildir, endişe etmez, korkmaz.

Akıbetinden emindir.

Dil var, günde yüz defa tövbe ve istiğfarla kendini aklar, paklar.

Fakat hâlâ endişesi derindir, içinde binbir korku saklar.

Dil var, ölmüş kardeşinin eti ona haz!

Dil var, günde bin istiğfar ona az!

 

Elhasıl;

Eğrilik kalptedir sonra dildedir.

Dil, kalbe tercümandır.

Bazen hilekârdır bazen sahtedir.

“Diline hâkim olan kurtuldu” denmiş, elhak doğrudur.

Zira dil var, sahibini cehenneme sürükler, onun yakıtı haline getirir.

Dil var, sahibini cennetlere uçurur, firdevslerde gezdirir.

Dil var, sahibine Burak’tır, Refref’tir.

Dil var cehennem, dil var cennettir.

Dil var sahibini aziz eder, dil var sahibini zelil eder.