“Otorite” kavramı, modern dünyanın “güdülme ihtiyaçlarını” karşılayan en önemli dürtülerin başında gelir. Modernitenin otoriteyi azaltacağı düşünülse de henüz bu yolda pek mesafe alınamamıştır. İletişimin telefona el uzatmak kadar kolay olduğu bu devir; yepyeni tecrübelere gebedir. Özgürlükler çağının otorite karşısında nasıl bir tavır alacağı ise zihinleri kurcalamaktadır.

Aristo duygularımızdaki dalgalanmalara dikkat çeker.[1]Duyguda istikrarı yakalayamayan insanı, sosyal normlar tadil etmeye çalışır, zira bu, birlikte yaşamanın da gereğidir.

1895’te Gustave Le Bon, Kitleler Psikolojisiadlı eseriyle ilk defa “sosyal duygu” analizini yaptı.[2]Le Bon’a göre yığınlar ve fertler farklı davranırlardı ve müstakil olarak incelenmeliydi.

Eskiden olduğu gibi, modern topluluklarda da otoriteyi zorunlu kılan sebep, bu “Kitleler Psikolojisi”nde gizlidir. Otorite, kalabalıkları korkuyla yönlendirir. Bu korku, insanda korumasız kalacağı hissini uyarıp sahip çıkılma arzusu sayesinde onu bir tür “bağlanmaya” muhtaç bırakır.

Bu noktada iki tür korku göze çarpar. Birincisi; otoritenin zayıflaması sonrasında dağılması senaryosuyla ilgiliyken, ikincisi; bizzat otoritenin kendisi hakkında, özgürlüklerin ihlaliyle ilgilidir.

Popülist ve milliyetçi refleksler, otoriteyi besleyen en maharetli kanallardır. Popülist hareketlerin ilgi çekici ortak özellikleri vardır. Bu benzerlikleri Foreign Affairsdergisinin editörü Gideon Rose, “Gücün yürütme erkinin elinde merkezileşmesi, yargının politize edilmesi, bağımsız medyaya saldırılar, kamu makamlarının kişisel kazanımlar için kullanılması” şeklinde sıralar.[3]İktidarların ortak paydası, uyguladıkları metotları olmuştur. Bu noktada üç ana başlık öne çıkıyor.

Yalnızlık

Yalnızlıkpsikolojisi, korkuların beslenmesinde önemli bir rol oynar. Yalnız kalma korkusu, onaylanmayan bir idarenin güdümüne girmeye yol açar. Hukuksuzluğa karşı tek başına direnmek kolay değildir. Atinalılar “Cezalandırılsın!” deyince, Sokrat Antik Çağ’ın demokrasisi tarafından yargılanır. Sokrat’ı bugün haksız gören yoktur, ama o gün dik duruşunun bedelini ödemek zorunda kalmıştır. Sürgünü değil, zehirlenerek idam edilmeyi seçmiştir. İnsanlık tarihindeki sayısız hakperest gibi, o da devrinin otoritesine güçlü itirazı sebebiyle, tarihin silinmez kalemiyle not edilmiştir.

Cehalet

Diğer bir korkunun,cehalettenkaynaklandığını görürüz.Eğitim ciddi bir yatırım ve emek ister. Kolaycılığı seçenlere ise cehalet kapısı açılır. Eğitimsiz insanların korkusu, haksızlıklara karşı boyun eğmeyi kolaylaştırır. Cehalet, radikalliğin ve zulümlere bulaşmanın da mühim bir sebebidir.

Maddi Kaygılar

Maddi kaygılarda korkunun kitlelere tahakküm etmesine yardımcı olur. Sık sık yaşanan ekonomik krizlerden sonra ortaya çıkan umut tacirleri, umumi maslahatı değil, şahsi menfaatleri tercih etmektedir. Hitler’i iktidara getiren gelişme, I. Dünya Savaşı’nda ağır kayıplar vermiş Almanya’nın yaşadığı büyük bir ekonomik krizdi. Rusya Bilimler Akademisi bünyesindeki Dünya Tarihi Enstitüsü’nden Konstantin Sofronov, Büyük Buhran’ın Hitler için “gerçek bir hediye” olduğunu söyler. Sofronov’a göre, kriz sırasında Almanya’nın sanayi üretiminde %40’lık bir düşüş yaşanmış ve tam da bu dönemde NSDAP’ın popülerliği patlama yapmıştı.[4]Çoğunluk olan orta sınıf; söylemlerdeki ‘’Ben sizi kurtaracağım’’ vaadine aldandı. Diktatörlüğe giden yolların taşlarını, mağdurlar kendi elleriyle döşeyecekti.

Otoriter rejimlerde sistemin devamı adına inşa edilen fay hatlarının bir gün kırılması kaçınılmazdır. Tarih, sayısız hukuksuzluğu irtikâp ederek “altın çağı”nı yaşamış pek çok idarecinin enkazıyla doludur. “Hayırla yad edilmekten” zerre kadar nasibi olmayan bu idarecilerin, “tahakküm şehveti”ne mağlup olup akıl almaz zulümlere imza attıkları görülmektedir.

Dipnotlar

[1]Richard Sennett, Otorite, İstanbul: Ayrıntı Yayınları, 2014.

[2]Gustave Le Bon, Kitleler Psikolojisi, İstanbul: Tutku Yayınevi, 2016.

[3]Gideon Rose, “Is Democracy Dying?”, www.foreignaffairs.com/articles/2018-04-16/democracy-dying.

[4]‘Ciddiye alınmıyordu’: Hitler 1933’te nasıl iktidara geldi?, sptnkne.ws/gBv6.