Hapishane çok büyük, ama koğuşlar dar.
Hasretlik çok fazla, çok uzaklarda yar.
Duvarlar kalın ve yüksek, karanlık köşeler de var.
Her karanlık köşede birkaç garip, gözlerde yaşlar.

Koğuşlarda sıra sıra ranzalar döşeli,
İçeride insanlar, bazen hüzünlü bazen neşeli,
Bir sürü sorun var, hepsi üst üste döşeli,
Boş ver be! Koy çayı da içelim demli demli.

Gönüller umutlu, vicdanlar duru, alınlar ak,
Ağızlarda dualar, yalvar yakar, kurtar bizi Hakk.
Dayan kalbim dayan, çok az kaldı bak,
Sevdiklerin bekliyor seni, özlemler kucak kucak.

Kaderin cilvesi, Rabbim imtihan ediyor birazcık,
Her gece teheccüd, eller Allah’a duaya açık.
Ey sevgililer, biraz daha dayanın şurada kaldı azıcık,
Bir gün seslenecek gardiyan,’’Tahliye, haydi sen de çık.’’

Cennet ucuz, cehennem lüzumsuz değil demiş Bediüzzaman.
Başka türlü nasıl dengelenecek mahşerde mizan.
Yoksa nasıl dökülecek bütün günahlar, misli hazan.
Demek ki böyle istemiş; razıyız, ey bize bu yazıyı yazan.

 

Paylaş
Önceki İçerikHüzünlü Sevinç
Sonraki İçerikGurbet