Papaya, yetiştiği iklimlerde halkın yoğun olarak tükettiği bir meyvedir, ancak son zamanlarda doktorlar tarafından reçetelere yazılmaktadır. Rabbimiz her iklime has, o bölgede yaşayan insanlar için özel sebze ve meyveler yaratmaktadır. Binlerce yıllık süreler içinde belli bir bölgede yaşayan insanların genomları o bölgeye has epigenetik faktörlerle (başta gıdalar olmak üzere genlerin ifadesine tesir eden genetiğin üzerindeki şartlar) belirli bir uyum içindedir. Dolayısıyla baştan söyleyelim, Papaya bulup yiyemeyen üzülmesin. İnsanoğlu mağdur edilmemiş, her iklime göre insanlar için meyveler yaratılmıştır.

Geleneksel tıp uygulaması olarak papaya eskiden beri astım, deri ve mide ülserleri, bağırsak parazit-solucan hastalıkları, egzema, şeker hastalığı ve çeşitli ateş durumlarında kullanılmaktadır.[1] Bunun dışında son yıllarda yapılan ilmî çalışmalarda, bu meyvenin yara iyileşmesinde, kalp-damar hastalıklarının tedavisinde, sivrisinekler vasıtasıyla bulaşan şiddetli eklem ve kas ağrıları veren sıcak ülkelere has bulaşıcı bir tür viral hastalık olan Dang humması, kanser, sıtma (malarya) ve mantar hastalıklarının tedavisinde faydalı tesirleri ispatlanmış, kandaki yağ yükselmesi veya ani şeker düşmelerine karşıda da iyi geldiği tespit edilmiştir.[2]

Son yıllarda genel olarak tropikal meyve ve sebzeler üzerine ilmî araştırmaların sayısında büyük bir artış söz konusudur. Bu ilginin özel sebebi tropikal meyvelerde insan savunma sistemlerini güçlendiren çok özel maddelerin bulunmasıdır. Tropikal bölgelerdeki sıcak ve yağışlı iklim, mikropların çoğalmasına ve bulaşıcı hastalıklara yol açtığından, immün sistemlerine uygun bu meyve o bölgede yaşayanlar için çok önemli bir şifa vesilesi olmaktadır.

Dünyada toplam tropikal meyve üretiminde mango % 52,9 ile birinci, % 26,6 ile ananas ikinci ve 15,4 ile papaya üçüncü sırada gelmektedir.[3] Kristof Kolomb, papayaya “meleklerin meyvesi” adını vermiştir. Papaya bitkisi toprağa dikildikten sonra üç yıl içinde meyve vermeye başlar. Yılın hemen hemen bütün mevsimlerinde bulunabilir ancak çoğunlukla erken yaz ve sonbahar aylarında tüketilmektedir.

Soğuğa dayanıksız bir bitki olduğundan sadece tropik iklimlerde yetişir. Ancak seralarla gerekli şartların sağlanması ile belki Türkiye gibi ülkelerde de yetiştirilebilir. Büyük bir armut veya uzun bir kavun şeklinde, tatlı ve misk kokulu bir meyvedir. Olgun bir papaya yumuşaktır ve sarımsı-turuncu bir renge sahiptir. Vücudun normal işleyişi için çok önemli olan, adeta ilaç tesirli vitamin, mineral ve çok önemli kimyevî maddelere sahip meyvenin içinde antioksidanlar, beta-karoten, A, B ve C vitaminleri, potasyum, magnezyum, pantotenik asit, folik asit ve lifler bulunur. Bütün bu vitaminler ve mineraller metabolizmanın güçlendirilmesinde tesirlidir. Folik asit, C vitamini, beta-karoten ve E vitamini muhtevası sayesinde papaya kolon kanseri riskini azaltmaya yardımcı olabilir.

Düzenli alındığı takdirde metabolizmayı hızlandırarak enerji üretimi için yağların yakılmasını sağlar. Yağların yakılması, kişiye başta kalp-damar sağlığı olmak üzere birçok faydaya vesile olur. A vitamini bakımından zengin oluşu, akciğer problemlerini engellemeye yardımcı olur. Akciğer kanserine yatkınlığı olan insanların günlük beslenmelerine bu meyveyi eklemeleri faydalı olabilir.

En çok lif ihtiva eden birkaç meyveden birisi olduğundan papaya yiyen kişi kendisini uzun bir süre tok hisseder. Bu yüzden kilo vermek isteyenler için mükemmel bir meyvedir. Papayada bulunan vitaminler cilt sağlığını korumak ve bağışıklık sistemini güçlendirmek için çok önemlidir, böylece çeşitli hastalıklar ile daha kolay mücadele edilir ve hastalıklara karşı daha dayanıklı olunur.

Meyvede “papain” adı verilen bir sindirim enzimi keşfedilmiştir. Bu maddenin bilhassa sindirim sistemi problemleri olmak üzere, yaralar ve alerjilerin tedavi edilmesinde adeta bir ilaç gibi tesirli olduğu bulunmuştur.[4] Papaya hakkında yapılan çalışmaların birinde, mikropsuz iltihapları önleyici (antiinflamatuar) ve bağışıklık sistemimizi düzenleyici (immunmodulator) tesirleri konusunda bu meyvenin hemen hemen kesin tedavisi olmayan, osteoartrit ve romatoid artrit gibi birçok kronik hastalığın tedavisinde veya bu hastalıklardan korunmada faydalı olabileceği vurgulandı.[5] Bağışıklık sisteminin güçlenmesi doğrudan grip gibi enfeksiyonları önlemede faydalıdır. Daha az olan “chymopapain” enzimi de benzer tesirlere sahiptir.

Protein sindirimine de yardımcı olan bu enzimlerin gözdeki kornea deformasyonunda ve böcek sokmalarının tedavisinde faydalı olduğu gösterilmiştir. Araştırmalara göre, yaşlandıkça gözlerde ortaya çıkan ve görme kaybına kadar giden makula (sarı nokta) dejenerasyonunda, diyete papaya eklemenin, bu göz hastalığı riskini azaltmada büyük bir yarar sağladığı gösterilmiştir.

Papaya kavuna benzer şekilde kesilip kabukları soyularak etli kısmı yenir. Kestikten sonra biraz soğutulursa daha lezzetli olmaktadır. Anadolu kavunu kadar tatlı olmadığından ilk yemede tadı biraz farklı gelebilir, ancak zamanla tadına alışılır.

Papayanın içinde karabiber tohumlarına benzeyen çok sayıda siyah tohum bulunur. Bu tohumlar vücudun zehirlerden temizlenmesinde (detoksifikasyon) çok faydalıdır. Bu tohumların E. coli, Salmonella ve Stafilococcusenfeksiyonları ile bazı böbrek hastalıklarını önlemeye yardımcı olduğu, tohumlardan çıkarılan özsuyun karaciğerin temizlenmesi ve bağırsak parazitlerinden kurtulmada tesirli olduğu bilinmektedir. Kurutularak saklanabilir ve ezilerek toz haline getirilip yenebilir. Salataya katılabilir veya garnitür olarak tüketilebilir.

İnmenin en önemli sebebi kolesterol oksidasyonudur. Kolesterol okside olduğu zaman, kan damarlarının duvarlarında birikmeye başlar. Bu birikim, beyindeki kan akımının kesilmesine sebep olan plaklar oluşturarak felce yol açabilir. Papaya antioksidanlar açısından zengin olduğundan kolesterolün oksidasyonunu engelleyip kandaki seviyesini düşürerek damar sertliği (ateroskleroz) ve şeker hastalığına bağlı kalp-damar hastalıklarının önlenmesinde yardımcı olur.

Her nimette dengeye dikkat etmek hayatî bir öneme sahiptir. Fazla yenildiğinde papayanın hamilelerde düşük riskini artırdığı konusunda bazı çalışmalar vardır. Buna hangi mekanizmanın sebep olduğu halen araştırılmaktadır. Bu riske rağmen çok kıymetli bu meyvenin muhtemel faydalarını düşününce, Rabbimizin yeryüzünü hem bir eczane, hem de bir gıda ambarı gibi yarattığını daha iyi görüyoruz. Bununla beraber beslenme ve genetik uzmanlarının umumi kanaati, şifayı tek bir faktörde arama yerine farklı kaynaklardan istifade etmenin daha tesirli olduğudur. Belki ilerideki çok ciddi ve geniş muhtevalı araştırmalar, her iklim şartına uygun ırkların ve hastalıkların binlerce yıl içinde şekillenmesi gibi, o hastalıklara uygun nimetlerin de ilgili bölgelere ilâhî bir ihsan olarak sunulduğunu gösterecektir.

 

beta-karoten: A vitamininin ön maddesi.

dejenerasyon: Dokuların fonksiyonlarını yapacak hale gelmeleri.

folik asit: B9 vitamini.

oksidasyon: Oksijenin bir elementle birleşmesi veya bir maddedeki oksijen miktarının artması.

osteoartrit: Kireçlenme.

pantotenik asit: Vücutta depolanamayan, suda eriyen bir vitamin (B5 vitamini).

romatoid artrit: Eklem iltihabının sık görülen şekli.

 

Dipnotlar

[1] Nguyen T.T. ve ark. 2013. Anti-cancer activity of Carica papaya: A review. Mol Nutr Food Res. 57:153–164.

[2] Nunes N.N. ve ark. 2013. The component of Carica papaya seed toxic to A. aegypti and the identification of tegupain, the enzyme that generates it. Chemosphere. 92:413–420.

[3] Edward A.E., H.B. Fredy 2012. An overview of global papaya production, trade, and consumption. Gainesville, FL: Food and Resource Economics Department, Florida Cooperative Extension Service, Institute of Food and Agricultural Sciences, University of Florida.

[4] Ezekiel A, M. Florence 2012. Papain, a plant enzyme of biological importance: A review. Am J Biochem Biotechnol. 8:99–104.

[5] Pandey S. ve ark. 2016. Anti-inflammatory and immunomodulatory properties of Caricapapaya, Journal of Immunotoxicology. 13:4, 590-602.