İnsanoğlu dünyayı yurt edinmesinden itibaren hep hatırlanma, iz bırakma gayesi güttü. Bu uğurda ne terler döktü ne sermayeler harcadı. Türlü türlü eserler bıraktı, kültür ve sanat dalları geliştirdi, medeniyetler inşa ve ikame etti. Bütün bunların hepsi, gelecek nesiller tarafından yâd edilmek, hâfızalarda ve bilinçaltında yer tutmak ve onların hayatına hâkim olabilmek içindi. Ama gelin görün ki çağımızda artık insanlar unutulmanın derdine düştü.

Sanal âlemin nimetlerinden faydalanıyorsunuz, ama siz hiç farkına varmadan birileri bilgilerinizi edinip olmadık yer ve zamanlarda size karşı şantaj olarak kullanabilir. Sanal âleme yüklediğiniz fotoğraflarınız, iyi ve mutlu günlerinizin hâtıraları vardır. Lâkin devran dönmüş ve mâzideki mutluluk malzemeleri size üzüntü vermeye başlamıştır. Unutmak ve unutulmak istersiniz, hepsini siler ve internetten kaldırırsınız. Birilerinin aynı verileri belki de iyi niyetle kopyalayıp hiç hesap etmemiş olabilirsiniz. İşte iletişimin olumsuz taraflarından kurtulmak veya zararlarını önlemek için unutulma hakkı tesis edilmiştir. 

Unutulma hakkı, ‘kanunla düzenlenen meşru amaçların orantılı gereklerine uygunluğu ölçüsünde, kişisel verilerin imhası veya işlenmesinin kısıtlanması’ olarak tanımlanabilir. Bu hak, insana verilen değerin, insanın bizatihi onurlu ve şerefli oluşunun gereğidir. Ayrıca kişiye yaptığı hataları unutup hayatında yepyeni bir sayfa açma imkânı da verir. Nitekim işlediği bir suçtan ötürü mahkemede mahkûm olan ve cezasını çeken bir insanın adlî sicil kayıtları bile belli süre geçince silinmektedir.

Unutulma Hakkının Tarafları

Unutulma hakkı için bir tarafta hakkın sahibi olarak veri öznesi bulunur; diğer tarafta ise bu hakkın sorumlusu ve mükellefi olarak işleyen ve/veya veri sorumlusu vardır. Gerçek kişilerin unutulma hakkı ittifakla mutlak kabul görürken, tüzel kişilerin unutulma hakkı konusunda öğretide, mevzuatta ve içtihatlarda ittifak yoktur. 

Konuya dair kavramlar, ulusal ve uluslararası mevzuatta genellikle tanımlanmış, çerçevesi belirlenmiştir. Veri öznesi, kişisel verisi işlenen gerçek kişidir. Her insan kendini ilgilendiren veriler hakkında söz ve tasarruf hakkına sahiptir. Bu kişilik hakkının ve mülkiyet hakkının bir tezahürü ve gereğidir. Kişi kendi malını, kural olarak istediği gibi kullanabilir, ona istediğini yapabilir. ‘Kural olarak’ çekincesi başkasının veya kamunun hakları içindir. Aynı şekilde bir şahsı ilgilendiren bütün veriler ve bilgiler de başkalarının haklarını ihlal etmiyorsa veya kamu yararı için gerekli değilse, ilgili şahsın mutlak tasarrufu altındadır. İsterse bütün dünyaya duyurup yayabilir, isterse hiç kimsenin görmesini ve bilmesini istemez, onları gizleyebilir, işlenmesine engel olabilir, hatta yok edebilir.