Ben zamanın mahkûmuyum;
şair olduğum için suçlanırım.
Kalemim dik başlı,
dilim zehirli bir sarmaşık,
dolanır kimilerinin boynuna.

Ben zamanın mahkûmuyum;
sevdam parmaklıklar arkasında
hırçın bir deniz.
Göğüm paslı, bulutlarım zifiridir.
Uçurtmam tel örgülere takılı,
dostlarım kör, sağır kalır ardımda.

Ben zamanın mahkûmuyum;
zulmün karşısında direnir sözlerim.
Tik taklar içinde esirdir saatim;
kulaklarım yakarışlara delik,
haykırışlarım dermansız kalır bu çağa.

Ben zamanın mahkûmuyum;
hasret zümresinin içinde,
vuslat iline vardır meylim.
Sürmeli kapıları açacak,
anahtar arar durur kalbim.

Ben zamanın mahkûmuyum;
memleketim ise,
dizleri kanayan çocuk gibidir.
Ellerinden tutup,
aydınlık yarınlara çıkarmak,
ot bitmez çorak yerlerde
gül harmanı yetiştirmek isterim.

Paylaş
Önceki İçerikKilit Taşı
Sonraki İçerikAşkın İksiri