Yurt dışındaki Hizmet müesseseleri, memleket gibi sıcak gelir insana. Afrika’nın güneyinde bir yerlerde bile olsa anne şefkatiyle sizi karşılar. Öyle ki hiç yabancılık çekmezsiniz. Sanki yıllardır orada yaşıyormuşsunuz gibi muamele görürsünüz. Yeni tanıştıklarınız kırk yıllık dost, gurbet doğup büyüdüğünüz yer oluverir size.

Anne baba bir olduğunuz insanların sırt çevirdiği bu imtihan yıllarında, Hizmet kardeşleriniz sizi yalnız bırakmaz ve elinden ne gelirse yapar.

Bizim aynı arabayla okula gittiğimiz bir grubumuz vardı. Bir sabah kahvaltıyı da beraber yapıp okula varmıştık.

Siz hiç bir yakınınızı kaybettiğinizden habersiz cenaze evine daldınız mı? Evdekilerin ayrılık acısının yanında, bir de bu haberi size nasıl söyleyecekleri endişesinin gözlere yansıması… O bakışlar hiç unutulmaz. O sabah okulun bahçesinde, müdür beyin bakışları… “Ah!” dedim içimden; ben bu sahneyi biliyorum. Bizi karşısına oturttu ve okulun kapatıldığını söyledi. Cenaze haberinden de ağırdı bu haber.

Anlam veremiyorduk olup bitene, aynı ülkemizdeki anlamsızlık gibi… Yıllardır bu ülkede eğitim hizmetleri veriliyor, olimpiyat başarıları elde ediliyor, ülke dünyaya tanıtılıyor, bayrağı dalgalandırılıyordu.

O gün derslere nasıl girdim, öğrencilerime nasıl tebessüm edebildim, bilmiyorum. Eve döndüm. Eşime içimi döküyordum ki bir telefon geldi: “Valizlerinizi toplayın, ülkeden çıkmamız gerekebilir!” Büyüklerimizi arayıp ne olacak hâlimiz diye rahatsız etmek istemiyorum, fakat bir yandan da aklımı kemiren soru işaretleri. Daha sonra yapılan istişareler sonucu, ne olursa olsun kalmaya karar verildi. Ortada henüz resmî bir tebligat yoktu.

Mesele okulumuzun velilerine duyuruldu. Aman Allah’ım bu nasıl bir sahip çıkmadır. İmzalar toplandı, gerekli yerlere yazılar yazıldı, adeta okulda nöbet tutuyorlardı. Şahitliğimden başka hiçbir dahlimin olmadığı bu güzellikler ihsan-ı ilahi ile kardeşlerimizin gayret ve rehberliklerinin gönüllerde başak veren filizleriydi. Nasıl da bu kadar sevilmişler ne yapmıştı bu insanlar. Veliler kefil olmak için yarışıyordu. Onların bu tutumu birilerine geri adım attırmış olacak ki kara bulutlar bir süreliğine dağıldı.

Eğitim yılının bitmesine birkaç ay kalmıştı. Bu sırada sebeplere riayet edilmiş meşveretler sonucu okul yerli bir şirkete devredilmişti. Bizler hak bildiğimiz eğitim faaliyetlerine odaklanmış yolumuza devam ediyorduk. Araya yaz tatili girmiş herhangi bir değişiklik yoktu. Yeni eğitim öğretim yılı başlamış, okul açılmış, öğrenciler sınıfları doldurmuştu. Daha ne isteyebilirdik, heyecanlar hazırlıklarımızı yapıyor sınıflara koşuyorduk.

Okulun ilk haftası bitiyordu, cuma günü, o sabah dört saat üst üste dersim vardı iki saati bitmiş üçüncü derse girmiştim. Dışarıda farklı bir hareketlilik vardı, bahçede polisler dolaşıyordu. Aklıma yine de kötü bir şey gelmiyor herhalde kontrol filan vardır diyordum kendi kendime. Dördüncü ders başlamıştı öğrencilerimler konuya kaptırmıştık kendimizi üst üste sorular çözüyorduk. Desin ortalarına doğru, bizim taksi grubundan bir öğretmen arkadaşla birlikte bir polis memuru geldi, aşağı inmem gerektiğini söylediler. Mesele anlaşılmıştı! Öğrencilerimin gözleri önünde bir veda bile edemeden onlarla aşağı inmek zorunda kaldım.

Bizleri bir laboratuvara topladılar. Artık gitme zamanı! Minibüslere binerken yerli öğretmen, çalışanlar, öğrenciler, veliler, herkes engel olmak istiyordu. Hatta bir veli o kadar itiraz etti ki onu da bizimle aldılar; camları dışarıyı göstermeyen mahkûm nakil araçlarına bindirdiler ve harekete geçtiler.

Bize ne olacaktı? Benim gibi eşi çalışmayan arkadaşların eşleri ve çocuklarını da alacaklar mıydı? Eve haber vereyim diye düşündüm. Bir çanta hazırlasın, nezarette filan kalırsak çocuğa bez filan, ne bileyim…

Cenab-ı Mevla sebepleri perde etti ve bir telefon geldi. Okula bizleri geri getirdiler. Minibüsler okula geldiğinde insanlar hâlâbekliyordu. İçeri girer girmez çok farklı bir hava oluştu. İnsanlar mutluluktan el çırparak şarkılar söylüyorlardı.

Bizi yeniden laboratuvarda topladılar ve beş gün içinde ülkeyi terk etmezsek kendilerinin çıkaracaklarını söylediler. Biz de bu durumu, başta Birleşmiş Milletler olmak üzere bazı resmî makamlara bildirdik. Birleşmiş Milletler bir gün içinde, her birimiz için, mülteci koruma belgesi hazırladı. Buna rağmen zamanla bazı aileler baskı sonucu ülkeden ayrılmak zorunda kaldı.

Aradan yıllar geçti ve bu belgeden başka hiçbir resmiyetimiz olmamasına rağmen eğitime ve rehberliğe devam ettik. Bu süreçte okul daha da büyüdü ve her yıl uluslararası başarılarını artırdı. Pandemi sürecinde yeni gelişmelere hızlı bir şekilde uyum sağlayarak öğretime internet üzerinden devam etti.

2016 yılının son çeyreğinde, okulumuzun kapatılacağı bilgisi bize ulaşmıştı. Daha sonra istişareler sonucu okul yerli bir şirkete devredildi. İlk olarak eğitime bakan yönüyle hiçbir değişiklik olmayacak, bu holdingin bünyesinde ayrı bir şirket olarak çalışmalara devam edecektik. Bu arada bizi sınır dışı etmek istemişlerdi. Daha sonra öğrendiğimize göre, bu holdingin yöneticilerinin araya girmesiyle bu kararlarından vaz geçmişlerdi.

Bundan sonra da ülkeyi terk etmemiz konusunda baskı devam etti. İlk yıl bu şirket, öğretmenler giderse okul zarara uğrayacak, bir yıl danışmanlık yapsınlar diyerek zaman kazandı. İdareci ağabeylerimiz de öğretmenlik yapmak zorunda kaldılar. Şirket yönetimi, velilerin olumlu kanaatlerini gördü ve bize daha çok güvenmeye başladılar. İkinci sene birçok yetkiyi devrettiler. Üçüncü sene ve sonrasında ise eğitim yine bizim yetkimize verildi. Artık başımızda şirketten yerli bir genel müdür ve onun altında eğitimden sorumlu bir ağabeyimiz var. Özellikle son iki yıldır, uyum içinde çalışıyoruz. 2019 yılında yerel hükümetin değişmesiyle baskı da ortadan kalktı.

Yıllardır gündem olan yerelleşme, cebrî bir lütufla gerçekleşmiş oldu. Bu süre zarfında, eskiye nazaran belki 10 kat, uluslararası olimpiyat başarısı elde ettik. Devlet okulları ve çoğu özel okul, altı yedi ay kaybederken, geliştirdiğimiz çevrimiçi sistemler sayesinde, öğrencilerimiz okulu erken bitirme imkânı bulmuş oldu.

Henüz durumumuzda bir değişiklik yok. Sığınmacı Başvuru Belgesi dışında herhangi bir resmiyetimiz yok. Banka hesabı açamıyor, telefon numarası dahi alamıyoruz, ama hizmetler devam ettiği için her şeyi sineye çekiyoruz, Rabbimize sonsuz şükrediyoruz.