Âsım’ın nesli diyordum ya nesilmiş gerçek,

İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek!

Mehmet Âkif Ersoy

 

Merhum Âkif’in mısralarında zikrettiği Âsım, onun hayallerindeki ideal gençliği temsil etmektedir. Gökteki yıldızlar gibidir benim arkadaşlarım diyen Kutlu Mürebbinin (sallallâhu aleyhi ve sellem) rahle-i tedrisinden geçen Âsım, bir neslin ıslahında şaire ilham kaynağı olur.

Âsım bin Sabit (radıyallâhu anh), cesareti ve vefası ile temeyyüz etmiş sahabe efendilerimizden birisidir. Uhud savaşında Efendimizin (sallallâhu aleyhi ve sellem) yanındadır. Müşriklerin ileri gelenlerinden Sülâfe’nin iki oğlunun ölümü onun elinden olmuştur. Sülâfe, intikam almak için Âsım’ın başına yüz deve ödül koyar ve kafatasında şarap içmeye yemin eder. Başına konan ödülü almak için fırsat kollayan müşrikler, yüz kadar okçu ile Âsım’ın da aralarında bulunduğu on civarında sahabeyi Recî’ suyu yakınlarında kuşatırlar. Teslim olmasını isteyen müşriklere karşı çıkar, onlarla savaşmaya başlar ve son oklarını kullandıktan sonra kılıcı ile mücadele eder. Şehit olacağını anlayınca, “Allah’ım, ben Senin dinini korudum, Sen de benim cesedimi koru!” diye dua eder. Âsım’ı şehit edenler, mübarek cesedini alıp Sülâfe’ye götürmek için yanına yaklaşmak istediklerinde, aniden vücudunun etrafında peyda olan arıların saldırısına uğrarlar. Mecburen geceyi bekleyip na’şını almak isterler. Bu sırada birden şiddetli yağan yağmurla birlikte Âsım’ın bedeni sele kapılıp gider. Müşrikler emellerine ulaşamazlar. Bundan dolayı Âsım, “Hamiyyü’d-debr” (arıların koruduğu kişi) lakabıyla meşhur olur.[i]

Merhum Âkif, ideal neslin özelliklerini anlattığı “Âsım’ın Nesli” isimli manzum hikâyeyi 1919 yılında yazmaya başlar ve 1924 yılında tamamlar.[ii] Eser Safahat’ın altıncı kitabıdır. Hikâye, farklı cephelerde savaşan Osmanlı devletinin dağıldığı bir dönemde kaleme alınmıştır. Savaşlar neticesinde sürekli toprak kaybeden devletin başkenti İstanbul’da, işgal güçlerinin askerleri boy gösterir. Hafiye faaliyetlerinin insanları canlarından bezdirdiği bir dönemdir.

[i] İslam Ansiklopedisi, 3. Cilt, s. 479–480.

[ii] M. Orhan Okay, Mehmet Akif: Bir Karakter Heykelinin Anatomisi, Ankara: Akçağ Yayınları, 1989, s. 53.