Rabbimiz canlıların bir gezegende yaşayabilmesi için çok sayıda sebep takdir eder ve yaratır. İnsanoğlunun şimdiye dek keşfettiği gezegenlerden sadece Dünya, tam mânâda bu özelliklere sahiptir. Her biri Rabbimizin ezelî ilmi ve kudretiyle her şeyi nihayetsiz bir hikmetle yarattığına delil olan bu sebeplerin bir kısmını inceleyelim.

Manyetik Kalkan

Dünyamızı Güneş rüzgârlarından gelen yüklü parçacıklardan koruyacak şekilde manyetik kalkan yaratılmıştır.[1]Güneş’te gerçekleşen sürekli patlamalar esnasında meydana gelen proton ve elektronlardan oluşan yüklü parçacıklar, Güneş’in çekiminden kurtulur ve saniyede 500 km hızla uzaya yayılır. Bu yayılmaya “Güneş rüzgârları” denir. Güneş ışınları ışık hızında hareket ettikleri için Dünya’ya yaklaşık 8 dakikalık bir zamanda ulaşırlar. Bu yüklü parçacıklar birkaç gün uzayda yolculuk ederek yerküremizin etrafındaki manyetik kalkana ulaşırlar. Dünyamız, manyetik kalkanı sâyesinde bu çok güçlü ve zararlı Güneş rüzgârlarından korunur.[2]

Konum

Dünyamızın Güneş’e olan uzaklığı çok hassas bir denge ile takdir edilmiştir. Dünyamız Güneş’e daha yakın olsaydı, yerküredeki ısı 400 °C’ye kadar çıkacak, sular buharlaşacak ve canlıların yaşaması mümkün olmayacaktı. Güneş’e daha uzak olsaydı, ısı –170 °C’ye kadar düşecek ve yeryüzündeki canlıların çoğu donarak ölecekti.[3]

Büyük Gezegenler

Dünyamızın kendisinden çok daha büyük gezegenler tarafından çevrili olması, onu kuyruklu yıldızlar gibi gök cisimlerinden koruyan önemli bir sebeptir. 66 milyon yıl önce, uçmayan dinozorlar da dâhil olmak üzere yeryüzündeki canlıların yaklaşık yüzde 70’inin yok olmasına sebep olan dev bir gök taşı yeryüzüne çarpmıştır. Bu gök taşı, Meksika’nın Yucatán Yarımadası’na düşmüş ve burada yaklaşık 200 km çapında bir krater ortaya çıkmıştır.[4]

 Güneşin Etrafında Dönme

Dünyamızın, bir ısı ve ışık kaynağı olarak yaratılan Güneş’in etrafında dönüyor olması da harika bir özelliktir. Güneş’in Dünyamıza ortalama uzaklığı yaklaşık 150 milyon kilometredir. Saniyede yaklaşık 300 bin km yol alan Güneş ışınları, Dünyamıza 8 dakika 20 saniyede ulaşır. Dünyamızda dört mevsimin yaşanması ve insanlık için birçok hayatî denge, Dünya eksendeki eğikliğin ve Dünyanın Güneş’in etrafında dönmesinin takdir edilmesiyle gerçekleşir.[5]

Ay
Dünyamız için önemli bir denge unsuru olarak yaratılan Ay, Dünya’nın eksen eğikliğinin belli bir aralık içinde kalmasına vesile olur ve Dünyamız için âdeta bir fren vazifesi görür. Yeryüzündeki denizler ve okyanuslar, birbirine bağlı, tek bir su kütlesidir. Her gün yaratılan gelgit hadisesinde, Dünyamızın uydusu olan Ay’ın bir rolü vardır. Gelgit esnasında, Kanada’daki Fundy Körfezi’nde deniz, yaklaşık 16 metre yükselir ve daha sonra geri çekilir.[6] Bulaşık makinasının çalışma prensibinde olduğu gibi, gelgit ile denizler her gün defalarca temizlenir.

Dünyanın İç Çekirdeği
Dünyamızın diğer bir özelliği de merkezinde, bir bütün hâlinde bir iç çekirdeğinin bulunmasıdır. Yüksek basınç altında bulunan ve farklı metaller ihtiva eden bu çekirdek, çok yüksek sıcaklıkta, sıvı hâlde bulunur. Dünyamızın kendi etrafında dönmesiyle bu yoğun sıvı kütle de döner ve Dünya’nın manyetik alanının yaratılmasında vazife görür.

Yer Kabuğu
Yer kabuğu, kara kütlelerinde kalınlığı 30–50 kilometreyi bulan, granit ve gnays yapılardan yaratılmıştır. Bazalt ve gabro kütlelerinden yaratılan okyanus diplerindeki yer kabuğunun kalınlığının 7–10 km olması Dünyamızın ayrı bir özelliğidir.[7] Tektonik plakalar, yerkabuğunun hemen altındaki magma tabakasında yüzer ve milyonlarca yıllık bir sürede yerlerini değiştirir. Plakalar birbirini sıkıştırır veya birbiri altından kayar. Bu hareketlilik vesilesiyle depremler ve volkanik püskürmeler yaratılır.

Atmosfer Tabakası
Güneş’ten gelen zararlı ışınlardan Dünyamızı koruyan, bu arada canlıların ihtiyacı olan Güneş ışınlarının Dünya yüzeyine ulaşmasına vesile olan atmosfer tabakası, nihayetsiz bir ilim, kudret ve hikmetle yaratılır. İnsanların yaşaması için gerekli azot ve oksijen, atmosferdeki gazların %99’unu teşkil eder. Ayrıca atmosfer, zararlı gazların Dünyamıza ulaşmasını engelleyecek ve Dünyamızın ortalama sıcaklığının belli bir seviyede (14 °C) kalmasını sağlayacak şekilde yaratılır.[8]

Su

Yeryüzündeki bütün canlılara yetecek kadar olan su, canlıların hayatlarını idâmesi için çok mühim ve faydalı bir nimettir. Şu âyet-i kerimeler de bu hakikate dikkat çeker: “Hayatı olan her şeyi sudan yaptık.” (Enbiyâ, 21/30). “Allah gökleri ve yeri yaratandır. Gökten yağmur indirip size rızık olsun diye, onunla türlü türlü meyveler, ürünler çıkarandır. İzni ile denizde dolaşmak üzere gemileri size râm eden, akan suları da ırmakları da sizin hizmetinize verendir.” (İbrahim, 14/32).

Biyosfer Tabakası

Yeryüzündeki canlılar havada, karada ve suda yaşar. Üzerinde hayatın görüldüğü bu bölge, 16–20 km kalınlığındaki biyosfer tabakasıdır.[9] Canlılar arasındaki muhteşem denge, biyosfer içinde icra edilir. İnsanlar, bitkiler ve hayvanların bulundukları çevrede birbirleri ile olan etkileşimleri, takdir edilen ekosistem dengesini muhafaza edecek şekilde gerçekleşir. Bazen maalesef insanoğlu, iradesinin hakkını vermeyerek bu dengeyi, israf ve yanlış uygulamalarıyla bozmaktadır. Bu durum da başta çevre kirliliği ve iklim değişikliği olmak üzere, çok yıkıcı ve belki de telafisi mümkün olmayan sonuçlar ortaya çıkarmaktadır.

Bir gezegende canlıların hayatiyetini sürdürebilmeleri için, bahsedilen bu sebeplerin tamamının aynı anda bulunması gerekir. Yeryüzündeki sistem o kadar mükemmeldir ki daha ötesini düşünmede akıllar aciz kalmaktadır: “Umum mahlûklarda ve zemin yüzünde öyle bir hikmet eli işliyor ve öyle bir adalet ölçüleriyle işler dönüyor ki akl-ı beşer onun fevkinde düşünemiyor.”[10]

“Yeryüzünde hayatın devamı; karbon, azot, fosfor gibi bir seri elementin devri-daimlerine bağlı kılınmıştır. Bu devri-daimler için gerekli mevsimlerin teşekkülü de arzımızın eğik şekilde güneş etrafında döndürülmesiyle sağlanmıştır. Ekolojik dengenin muhafazasında ve devri-daimlerin mükemmel şekilde işlenmesinde değişik canlılar vazifelendirilmiştir. Meselâ havadaki karbondioksitin karbonunu şekere çevirme işinde yeşil bitkiler; havadan azotu toprağa nakletmede baklagiller… Devri-daimlerin basamaklarında yer alan canlılar sırası geldiğinde yeryüzüne çıkmakta, vazifesi bittiğinde de yerini başkalarına bırakmaktadırlar.”[11]

Yeryüzünde hayatın devam etmesi için takdir edilen muazzam dengeye dikkat edildiğinde, marifetullaha vesile olan dersler çıkarmak mümkündür: “Mütemâdiyen çalkanan inkılâplar ve tahavvülâtlar içinde vücudunu ve hizmetini ve zihayat (canlı) ise hayatını muhafazaya ve vazifesini yerine getirmeye çalışan mahlûkatta kuvvetlerinin bütün bütün haricinde bir teavün (yardımlaşma) hakikati görünüyor. Meselâ unsurları, zîhayatın imdadına, hususan bulutları, nebâtâtın mededine ve nebâtâtı dahi hayvanâtın yardımına ve hayvanât ise insanların muâvenetine ve memelerin kevser gibi sütleri, yavruların beslenmelerine ve zîhayatların iktidarları haricindeki pek çok hâcetleri ve erzakları, umulmadık yerlerden onların ellerine verilmesi, hatta zerrât-ı taamiye (gıdaların zerreleri) dahi hüceyrât-ı bedeniyenin (bedenin hücrelerinin) tamirine koşmaları gibi teshir-i rabbânî ile ve istihdam-ı rahmânî ile, hakikat-i teavünün pek çok misalleri doğrudan doğruya bütün kâinatı bir saray gibi idare eden bir Rabbü’l-âlemîn’in umumi ve rahîmâne rubûbiyetini gösteriyorlar. Evet, câmid ve şuursuz ve şefkatsiz olan ve birbirine şefkatkârâne, şuurdârâne vaziyet gösteren muâvenetçiler (yardımcılar) elbette gayet Rahîm ve Hakîm bir Rabb-i Zülcelâl’in kuvvetiyle, rahmetiyle, emriyle yardıma koşturuluyorlar.”[12]

Rabbimiz bütün bu sebepleri yaratarak yeryüzünde hayatı devam ettirir, nihayetsiz ihsanlarda bulur, kutsî esma ve sıfatlarının sonsuz cilvelerini gösterir, canlı ve cansız şeyleri insanın hizmetine sunar: “Hem göklerde ve yerde ne varsa, hepsini Kendi tarafından bir lütuf olarak sizin hizmetinize veren de O’dur. Elbette bunda düşünecek kimseler için ibretler vardır.” (Câsiye, 45/13).

 

Dipnotlar

[1] “Dünya’nın manyetik alanı”, tr.wikipedia.org/wiki/Dünya’nın_manyetik_alanı

[2] “Kuzey Işıkları (Aurora Borealis) Nasıl Oluşur?” www.bilimoloji.com/kuzey-isiklari-aurora-borealis-nasil-olusur/

[3] “Entfernung der Erde zur Sonne und weitere interessante Fakten” sonnen-sturm.info/entfernung-der-erde-zur-sonne-3993

[4] “Chicxulub Krateri”, tr.wikipedia.org/wiki/Chicxulub_Krateri

[5] “Eksen eğikliği”, tr.wikipedia.org/wiki/Eksen_eğikliği

[6] “Bay of Fundy Tides: The Highest Tides in the World!” www.bayoffundy.com/about/highest-tides/

[7] “Infoblatt Schalenaufbau der Erde”, www2.klett.de/sixcms/list.php?page=infothek_artikel&extra=TERRA-Online%20/%20Gymnasium%20/%20neu&artikel_id=104754&inhalt=klett71prod_1.c.831586.de

[8] “Aufbau der Erdatmosphäre”, https://www.planet-wissen.de/natur/klima/erdatmosphaere/pwieaufbaudererdatmosphaere100.html

[9] Vladimir I. Vernadsky, The Biosphere, New York: Springer Science & Business Media, 2012, s. 95.

[10] Bediüzzaman Said Nursî, Şuâlar, İstanbul: Şahdamar Yayınları, 2010, s. 198.

[11] “Penceredeki İşaretçiler”, Sızıntı, Eylül 1986, cilt 8, sayı 92, s. 300.

[12] Nursî, a.g.e., s. 132–133.

Paylaş
Önceki İçerikHüner
Sonraki İçerikHakkın Sesleri