1. yüzyılın sonlarına doğru İngiltere’de icat edilen ve geliştirilen buhar motoruyla başlayan Sanayi İnkılabı, Avrupa’da tarım toplumundan sanayi toplumuna geçişi başlatmış ve sanayileşme 19. yüzyılın ilk yarısında bütün Avrupa’ya yayılmıştır.[1] İnsanların hayat şartları üzerinde çok büyük tesirleri olan bu değişim, Avrupa tarihindeki en önemli sosyal ve ekonomik hadiselerden biridir. Bu dönemle birlikte güç yarışına giren ülkeler, hâkimiyet kurmaya ve dünyadaki enerji kaynaklarına sahip olmaya başlamıştır. Hâkimiyet yarışının en kötü sonucu, art arda yaşanan ve milyonlarca insanın ölümüyle neticelenen iki dünya savaşıdır. Ayrıca bu yarış, 200 yıldan fazla bir süredir atmosferdeki sera gazlarının konsantrasyonunun ciddi bir şekilde yükselmesine sebep olarak küresel sıcaklığı 1880 ile 2020 yılları arasında 1,2°C kadar artırmıştır.[2] “Yedi kat göğü birbiriyle tam uyum içinde yaratan O’dur. Rahman’ın yaratmasında hiçbir nizamsızlık göremezsin. Gözünü çevir de bak: Herhangi bir kusur görebilir misin? Sonra tekrar tekrar gözünü çevir de bak, gözün bir kusur bulamadığından, eli boş ve bitkin geri döner.” (Mülk, 67/3–4) ilahî beyanıyla haber verilen dünyamızdaki mükemmel denge, bozulma tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır. Yapılan araştırmalar ve gözlemlere dayalı olarak, küresel sıcaklıktaki artışın, 21. yüzyılın sonuna kadar devam edeceği ve 1,5°C–5,4°C arasında olabileceği öngörülmektedir.[3]

Yerkürenin %71’i su ile kaplıdır. Ayrıca yerkürede yıllık ortalama sıcaklık 15°C derecede seyreder. Ortalama sıcaklığın 1,5°C artması demek, kara parçaları üzerinde 30°C artması demektir.[4] Peki, bu durum dünyamız ve insanlık için ne gibi neticeler doğurabilir?

Isı Dalgaları ve Kuraklık

Ülkelerin coğrafî konumuna göre farklılık gösterse de ortalama 1,5°C derecelik bir artış, bazı ülkelerde sıklıkla sıcak hava akımları görülmesine, bu da bazı bölgelerde ciddi kuraklığa sebep olurken, bazı bölgelerde de aşırı yağmur yağmasına vesile olabilir. Yıllık sıcaklık ortalamasının yüksek seviyelerde ve hayat şartlarının zor olduğu Afrika kıtasında, sıcaklık ve buna bağlı kuraklık çok daha fazla artabilir. Afrika’da ve endüstrileşmenin tamamlanmadığı, tarım ve hayvancılık ile geçinen ülkelerdeki toplumlar, havanın ısınmasına bağlı olarak şartların artık yaşanılmaz hâle gelmesinden dolayı göç etmek mecburiyetinde kalabilir.

Sel Felaketleri

Yıllık ortalamanın üzerinde gerçekleşen hava sıcaklığı, daha fazla suyun buharlaşmasına, dolayısıyla da daha fazla yağmur yağmasına sebebiyet vereceğinden, sel felaketleri daha sık yaşanabilir. Seller, birçok bulaşıcı hastalığın yayılmasına sebep olurken, ekili arazileri imha ederek insanlara ekonomik zararlar verebilir. Sellerden, Avrupa, Kuzey ve Güneydoğu Asya ile dünyanın hemen hemen bütün tropikal bölgeleri etkilenebilir.[5] Nitekim bu yılın temmuz ayında, son bin yılın en kuvvetli yağışlarının görüldüğü Çin’de yaşanan sel felaketi sebebiyle 3 milyon kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı ve yaklaşık 775 milyon dolar maddî hasar meydana geldi.[6]

Deniz Seviyesinin Yükselmesi

Yıllık sıcaklık ortalamasının yükselmesinin diğer bir sonucu da buzulların erimesidir. Grönland ve Antarktika’daki devasa buz tabakalarındaki erime, %75’i su olan dünyamızda deniz seviyesini hissedilir derecede yükseltecektir. 2003 yılında 235 milyar ton olan buz kaybı, 2019 yazında 532 milyar tona ulaşmıştır. Bu gelişme, küresel deniz seviyesinin 1,5 milimetre yükselmesine sebep olmuştur.[7] 2006–2018 yılları arasında deniz seviyesi 3,7 milimetre yükselmiştir. Bu seviye daha önceki yıllardaki artış seviyesinin yaklaşık üç katıdır.[8] Dünyadaki ülkelerin denize toplam 360.000 km kıyısı olduğunu ve dünya nüfusunun üçte ikisinin bu kıyılarda yaşadığını düşünürsek, 20–40 derecelik bir sıcaklık artışının sebep olacağı deniz seviyesindeki bir metrelik yükselişin ortaya çıkaracağı sonuçları daha iyi anlarız.[9] Yükselen sıcaklık ortalamasından sadece tarım arazileri ve yerleşim bölgeleri değil, insanlar da doğrudan zarar görmektedir. Robert Koch Enstitüsünün verilerine göre 2018 yazı, hava durumu kayıtlarının kaydedilmeye başladığı 1881 yılında beri Almanya’daki en sıcak ikinci yaz olmuştur.[10]

Kyoto Protokolü ve Paris Anlaşması

Acil önlem alınmazsa ortaya çıkacak muhtemel kötü sonuçların farkına varan ülke yöneticileri, 90’lı yıllardan itibaren dile getirilen küresel ısınma tehlikesini, 11 Aralık 1997’de Japonya’nın Kyoto şehrinde ele aldılar. 191 ülkenin katılımı ile düzenlenen Çevre ve Kalkınma Konferansında ülkeler “Kyoto Protokolü” olarak anılan kararları kabul ettiler. Protokolle, sanayileşmiş ülkelerin 2012 yılına kadar (bu süre daha sonra 2020’ye kadar uzatıldı) yıllık sera gazı emisyonlarını, 1990 yılı seviyelerine göre %5,2 oranında azaltmaları kararlaştırıldı ve ülkelere iki aşamalı bir süre verildi:[11]

  1. Aşama: Sanayileşmiş ülkeler, 2008–2012 yılları arasında, emisyonlarını 1990 yılı seviyesine göre ortalama %5 nispetinde azaltmayı taahhüt ettiler.

Üretimi düşürülmesi gereken en önemli gazlar ise karbondioksit, metan, azot oksit, hidroflorokarbonlar, perflorokarbonlar ve kükürt hegzaflorür olarak belirlendi.

  1. Aşama: Sözleşmeye katılan ülkeler, 2013–2020 yılları arasında, bu gazların üretimini 1990 yılına kıyasla ortalama %18 oranında azaltmayı taahhüt ettiler.

Kyoto Protokolüne, ABD baştan beri katılmadı. Daha sonra düzenlenen iklim konferanslarında katılımcı ülkeler ortak karar alamadılar ve birinci periyodun sonu olan 8 Aralık 2012’de Doha’da yapılan konferanstan sonra, Rusya, Kanada, Japonya ve Yeni Zelanda protokolden ayrılma kararı aldı. Diğer taraftan 2012 yılına gelindiğinde, özellikle alınan kararları başarı ile uygulayan 36 ülkenin katkısıyla, bütün katılımcı ülkelerde emisyon değerleri, 1990 yılına kıyasla %20’den fazla azalarak %5 hedefinden çok daha fazla düşmüştür.[12] Mesela bu süreçte Almanya sera gazı üretimini yüzde 23,6 oranında düşürerek belirlenen hedefin çok üzerine çıkmıştır.

12 Aralık 2015 günü Paris’te dünyanın geleceği adına bir karar alındı ve 196 ülkenin temsil edildiği Milletlerarası İklim Konferansında Paris Anlaşması imzalandı.[13] Anlaşmanın hedefi, küresel ısınmayı 2100 yılına kadar, sanayileşmenin başlangıcı sayılan 1850’li yılları dikkate alarak 2°C’nin altında (mümkünse 1,5°C ile) sınırlamaktır. Bunu başarmak için de karbondioksit üretiminin önemli ölçüde azaltılması hedeflenmektedir.

Her Bir Ülke Ödevini Yapmak Zorunda

Problem bütün dünyayı ilgilendirdiği için bütün ülkeler süreci desteklemek zorundadır. Küresel ısınmaya sebep olan gazlar her ülkede üretildiğinden, ülkeler somut bir eylem planıyla meseleyi ciddi şekilde ele almalı ve sanayilerini çevre dostu hâline getirmelidir. Verileri kontrol ettiğimizde, bazı ülkelerin mesuliyetlerini hassasiyetle ve zamanında yerine getirdiklerini görüyoruz. Sanayileşmesini tamamlamış ülkelerde sera gazlarının üretimi diğer ülkelere nispeten daha fazla olacağı için, bu ülkeler küresel ısınma ile ilgili hedeflerine ulaşmak ve diğer ülkelere bu hususta önderlik yapmak zorundadırlar.

Hedefe varma oranlarına göre dünya sıralaması şu şekildedir:[14]

Ülkeler          %       

İsveç              74,42

İngiltere         69,66

Danimarka    69,42

Fas                 67,59

Tayland         53,18

Almanya        56,39

Kâinattaki Muhteşem Nizam

Her bir güzelliğin, ilmin, gelişmenin hakiki bir yüzü vardır ve bu hakikat, yüce Rabbimizin güzel isimlerinden birine dayanır. Kâinattaki mükemmel nizam, varlıklar arasındaki hassas denge ve bu dengeyi sağlayan ilâhî adalet, Allah’ın (celle celâluhu) Adl isminin bir tecellisidir. Ayrıca Kuddüs isminin bir tecellisi olarak kâinatta ve yeryüzünde bir temizlik müşahede edilir. “Beşerin bulaşık eli karışmamak şartıyla” her şey son derece pak ve güzeldir.

Günümüzde insanın tabiata şuursuzca müdahalesiyle ortaya çıkan ve dünyanın değişik bölgelerinde yaşanan sel ve yangın felaketlerine büyük bir üzüntü ile şahit oluyoruz. Unutmayalım ki yerküre, Rabbimizin bize bir emanetidir.

Dipnotlar

[1] Industrielle Revolution: Alles begann in England, www.gevestor.de/finanzwissen/oekonomie/volkswirtschaft/industrielle-revolution-alles-begann-in-england-674763.html

[2] Beobachtete und künftig zu erwartende globale Klimaänderungen, www.umweltbundesamt.de/daten/klima/beobachtete-kuenftig-zu-erwartende-globale#-ergebnisse-der-klimaforschung-

[3] Übersicht AR6 | Deutsches Klima Konsortium, www.deutsches-klima-konsortium.de/de/ipcc-ar6/uebersicht-ar6.html#c5014

[4] 1,5-Grad-Ziel | Erderwärmung | Überschwemmungen, Dürren, klima-arena.de/die-klima-arena/klimaneutral/15-grad-ziel/

[5] A.g.e.

[6] China flooding: At least 15 dead after heavy rainfall and flooding in Shanxi province – CNN, edition.cnn.com/2021/10/12/china/flooding-china-shanxi-ntl-hnk/index.html

[7] Studie: Gigantischer Eisverlust in Grönland, www.tagesschau.de/ausland/groenland-rekordeisverlust-101.html

[8] Was passiert, wenn der Meeresspiegel steigt?, www.quarks.de/umwelt/klimawandel/was-passiert-wenn-der-meeresspiegel-steigt/

[9] Betroffene Gebiete, www.bpb.de/gesellschaft/migration/kurzdossiers/57263/betroffene-gebiete

[10] Health365 – Robert Koch-Institut: 1200 Hitzetote in Berlin und Hessen in 2018, www.health365.care/en/article/94292

[11] Kyoto Protocol – Targets for the first commitment period, unfccc.int/process-and-meetings/the-kyoto-protocol/what-is-the-kyoto-protocol/kyoto-protocol-targets-for-the-first-commitment-period

[12] Das Kyoto-Protokoll – ein UN-Klimaschutzabkommen, www.lpb-bw.de/kyoto-protokoll#:~:text=Das%20Kyoto%2DProtokoll%20(benannt%20nach,mit%20dem%20Ziel%20des%20Klimaschutzes.

[13] The Paris Agreement, unfccc.int/process-and-meetings/the-paris-agreement/the-paris-agreement

[14] Länder mit den höchsten Leistungen für den Klimaschutz 2021, de.statista.com/statistik/daten/studie/73692/umfrage/klimaschutz—laender-mit-den-hoechsten-leistungen/