Dişleriniz ne sıklıkla hatırınıza geliyor? Pek sık değildir muhtemelen. Hâlbuki onları her gün kullandığımızı hatırdan ırak tutmamak gerek. Aslında dişlerin gelişimi çok gizemli ve harikulade bir süreçtir.

Anne karnında yaratılma aşamasının beşinci haftasında, insan embriyosunun gelişmekte olan ağzında, iki adet U şeklinde hücre bandı ortaya çıkar. Bu primer epitelyal bantlar (1. Şekil), gelecekteki alt ve üst çenelerin konumlarını oluşturur. Bu bantların her biri daha sonra altında yatan dokunun içerisinde (ki literatürdeki adı “menezşim”dir) bölünerek çoğalır ve büyürler. Bu alt bölümlerden birincisi, dişlerin zeminini oluştururken, bu diş plakasının önünde yaratılan ikinci bölüm, ağzın gelecekteki vestibüler tabakasını teşkil eder.

  1. Şekil: Primer epitel bantlar

Bu dönemde, bu iki bant içinde, plakod olarak adlandırılan plaka benzeri yapılar, gelecekteki dişlerin konumlarını işaretler. Bu alanlardaki hücreler, altta yatan mezenkimal dokuda çoğalıp gelişmeye devam ederken ektomezenkimal hücreler adı verilen diğer hücreler, tomurcuklanıp kabaran bu hücrelerin etrafında toplanmaya başlar. Bu ise diş gelişim safhalarını belirler.

Diş gelişim süreci; tomurcuklanma, kapsüllenme ve çan şeklinde genişleme aşamaları olmak üzere üçe ayrılır. Bu üç safha, her aşamada gelişmekte olan dişin şeklini tanımlamaktan öteye geçmez. Bu aşamalardan her birinde sayısız miktarda gen ve protein bulunmaktadır ki bunların bazıları hâlâ keşfedilmeyi beklemektedir. Bu safhalarda, hücreler hem birbirleriyle hem de çeşitli karmaşık moleküler sinyal yollarıyla etkileşime sokularak farklı hücrelere dönüştürülürler.

Aslında sadece diş gelişimine özgü de olmayan ilgi çekici bir husus ise gelişim sürecinde bu sayısız hücrenin her birinin kaderinin önceden belirlenmiş olmasıdır. Haddizatında, bilimsel olarak diş gelişimini neyin tetiklediği ve gelişmekte olan ağız boşluğundaki dişlerin konumlarının nasıl belirlendiği hususu araştırmacıların cevap bulmakta zorlandığı sorular olmayı sürdürüyor.

Gebeliğin onikinci günü gibi çok erken sayılabilecek bir dönemde, diş gelişiminin ilk belirtileri ortaya çıkar. Teknolojinin alabildiğine ilerlediği günümüzde, çeşitli hücre ailelerinden gelen transkripsiyon faktörleri de dahil olmak üzere doksan farklı gen ve pekçok sinyal molekülü keşfedildi. Diş gelişiminin başlatılması süreci bunlarla ilişkilendirildi, ancak bütün bu işlemler sırasında ortaya çıkan karmaşık ve kompleks etkileşimler hâlâ izahtan varestedir.

Tomurcuk, kapsüllenme ve çan şekilli genişleme safhaları

Tomurcuk safhası: Ektomezenkimal yoğunlaşma safhası olarak da adlandırılan bu aşama, epitelin çevredeki hücreleri işgal etmesi ile tanımlanır. Bu aşamada hücrelerin çoğalması, bölgesel hücre kalınlığının artmasıyla neticelenir; böylelikle tomurcuk benzeri bir yapı yaratılır (2. Şekil). Bu aşamada önemli bir hücresel değişiklik yoktur. Ancak bu tomurcuklanma ve takip eden kapsüllenme aşamaları arasındaki geçiş sırasında, gelişen dişlerin çevresinde çok fazla faaliyet gözlemlenir. Mesela, sinir liflerinin, daha sonra dişözüne girecek olan diş folikülüne yöneltilmeye başlandıkları görülür.

  1. Şekil: Işık mikroskopu altında tomurcuklanma safhasının görünümü

Kapsüllenme safhası: Tomurcuk aşamasından kapsüllenme safhasına geçiş, hücre şekil ve yapısında değişiklik (morfolojik başkalaşım) ile gözlemlenir. Bu hücresel değişiklikler aynı zamanda sayısız sinyal ve spesifik genlerin dışa vurumu ile gözlemlenir. Bu aşamada ortaya çıkan farklılıklar, oluşacak “kesici ön diş,” “köpek dişi” veya “azı dişi” gibi diş türlerini de belirler.

Diş tomurcuğu büyümeye devam eder ve büyüdükçe de diş plakasını kendine çeker. Bu aşamada diş, ektomezenkimal hücrelerin birleşimine dayanan, bir “baş” üzerine yerleştirilen ve kapsül şeklini alan bir çıkıntı gibi gözükmektedir (3. Şekil).

  1. Şekil: Kapsüllenme aşamasının ışık mikroskopu altında görünümü

Bu aşamada, dişin gelecekte alacağı yapı ayırt edilebilir. “Diş tomurcuğu” adı da verilen ektomezenkimal kısım, dişlerdeki dişözü ve minesinin (kan ve sinirlerin kaynağının) gelişimiyle neticelenecektir. “Diş folikülü” adı da verilen ve diş plakasının ve kapsülün bu dış kısmı, dişi gelecekte destekleyecek yapıların (kemik yuvası ve periodontal bağ) gelişimi ile sonuçlanır. Hücrelerin astarını ve bu astarın içindeki hücreleri içeren bu kapsülü oluşturan hücrelere “mine organı” denir ve diş minesinin oluşumu ile nihayete erer. Bu üçlü yapı, toplu olarak “diş rüşeymi” (yani, dişi ortaya çıkaran hücrelerin bir derlemesi) olarak adlandırılır (4. Şekil).

  1. Şekil: Diş rüşeyminin şematik gösterimi

Inner enamel epithelium: İç enamel epiteli

Outer enamel epithelium: Dış enamel epiteli

Enamel organ: Enamel organı

Oral mucosa: Oral mukoza

Dental lamina: Dental lamina

Stellate reticulum: Yıldız şeklindeki retikül

Dental follicle: Diş folikülü

Dental papilla:Diş tomurcuğu

Kapsüllenme aşamasının ileri safhası boyunca, fonksiyonları değişen hücrelerin dönüştürülmesi süreci başlar. Mine organının özü, yıldız şekline bürünen (yıldız veya yıldız benzeri yapı, retikül) hücreleri netice verir. Bu ise, hücrelerdeki su tutucu ve dolayısıyla hücreler arasındaki su içeriğini artıran bir proteinin üretilip tahliye edilmesi süreciyle yaratılır. Böylece hücreler kendi aralarındaki bağları sürdürürken hücreleri birbirinden ayıracak birer “yıldız” görünümü kazanırlar.

Yine bu aşamada, mine boğumu adı verilen bir yapı husule gelir. Bu boğumun, bir çıkıntı şeklindeki dişucu oluşumu için bir koordinasyon merkezi olarak tasarlandığı düşünülmektedir. Bu boğum, diş gelişiminin farklı aşamalarında görünür ve gözden kaybolur.

Hücresel değişimlerin tam ortasında beliren “kan damarı kümeleri,” enteresan bir şekilde tam da gelecekteki diş köklerinin yerini alacakları konumlarda, diş tomurcuklarına nüfuz etmeye başlarlar! Kan damarları ve sinirlerin de gelişimi tetikleyen bu süreçte rol aldığı düşünülmektedir.

Çan şeklinde genişleme safhası: Diş rüşeyminin büyümesi ilerledikçe, iç kısım derinleşir ve çan benzeri bir şekil almaya başlar (5. Şekil). Dişin son şeklini (taç biçimini) bu safhada aldığı görülür. Buna ek olarak, dişin mine ve dentin oluşumuyla vazifeli olan hücreler bu aşamada, her zaman, her yerde olduğu gibi, nihayetsiz bir ilim, kudret, irade ve hikmetle yaratılır.

Mine organını oluşturan hücrelerin bir tarafta, şekil ve boyutları da dahil olmak üzere, görünümleri değişmeye başlarken öte tarafta, işlevleri de kaderde kendilerine biçilen role göre değişime uğrar. Hücreler, belirli gelişim aşamalarında şaşırtıcı bir biçimde birbirleriyle koordine bir şekilde etkileşime sokulur ve bu da bir hücrenin diğer bir hücre yapılanmasına doğru farklılaşmasına sebebiyet verir. İki ayrı hücre tabakası bu şekilde meydana getirilir ve daha sonra bunlar bir ara tabaka ile birbirinden ayrılır. Hücrelerin dış tabakası, daha sonra olgun mineralize mine (ameloblastlar) oluşturmayla vazifeli organik bileşenleri üretip salgılarken iç hücresel tabaka ise olgun dentin (odontoblastlar) oluşumu için yapı taşları niteliğindeki maddeleri üretip salgılar. İç ve dış hücre tabakalarının çan şekilli diş oluşumunun kenarında buluştuğu noktada hücreler, taç boyutunun tamamlandığı ana kadar çoğalmaya devam eder. Bu aşama tamamlandığında ise hücreler, diş kökü gelişimine yönelik hücresel bileşenlerin üretimine yönlendirilirler.

Çan şekli aşamasının sonuna gelindiğinde ise gelişmekte olan diş, ilk tutunma yerinden gelişmekte olan ağız boşluğunun yüzeyine doğru ayrılarak gelişmekte olan kendi diş yuvasında (kripto) barındırılır.

  1. Şekil: Işık mikroskopu altında çan şeklindeki gelişim safhası
  2. Şekil: Diş gelişiminin basite indirgenmiş şematik gösterimi

Dental lamina: Dental lamina

Ectoderm: Dış deri

Mesenchyme: Mezenşim

Dental Placode: Dental Plakod

Bud: Tomurcuk

Cap: Kep

Bell: Çan

Late bell: Geride Kalan Çan

Enamel: Mine

Dentine: Dentin

Pulp: Pulpa

Bone: Kemik

Bu aşamanın son kısımda ise, gelişen dişin dile ve damağa bakan yönüne doğru bir sürgün doku yaratılır. Bu sürgünler, gelecekte çıkacak daimi dişlerin tomurcuklarından başkası değildir.

Diş minesi ve dentinin daha sonraki olgunlaşma ve mineralleşme süreçleri, hayal bile edilemeyecek kadar karmaşık ve çetrefilli olan ayrı birer araştırma sahasıdır.

Her ne kadar okurlarımız için basite indirgeyerek açıklasak da, aşırı derecede kompleks ve muazzam bir ahenk içinde düzenlenmiş bu sanat eseri; bir bütün olarak düşünüldüğünde yüz, dil ve çene de dahil olmak üzere diğer uzuvların gelişimiyle de uyumlu olarak varlık sahnesine çıkmaktadır. Dişlerin arzı endam etmesi için gerçekleşmesi gereken daha sonraki aşamalar ise yine ayrıca incelenmesi gereken sahalardır.

Dişin büyüme süreci, hem gelişim hem de işlev açısından çok zarif bir biçimde tasarlanıp icra edilir. Bütün bu süreçlerin ne kadar karmaşık olduğunu ve ne kadar mükemmel bir işlev gördüğünü düşündüğünüzde, kendinizi derin bir huşu içinde hissetmekten alamazsınız.

Kaynaklar:

Antonio Nanci; Ten Cate’s Oral Histology, Development, Structure and Function. Sekizinci Baskı, 2013.

Beverly Kramer & John Allan; The Fundamentals of Human Embryology. İkinci Baskı, 2010.