Ağrı, beş duyumuzun dışında sanki altıncı bir duyu gibidir. Ancak derslerde veya kitaplarda dokunma duyusu içinde ele alınır. Ağrının sebebi hücre veya dokuda bir zedelenmedir. Bu zedelenmede az veya çok sayıda hücre zarar görmüş, hatta ölmüş olabilir. Bu yüzden, herhangi bir ağrı hissettiğimizde, dikkatli olmamızda fayda vardır. Ağrı, Rabbimizin bedenimize yerleştirdiği bir alarm veya sigorta sistemidir.

İki türlü ağrı duyusu vardır. Birincisine keskin veya akut ağrı denilmektedir. Mesela bir yerimize iğne batması, cam ve bıçak gibi keskin bir cisimle yaralanma veya soba gibi çok sıcak bir şeye dokunma ile derinin yanması, keskin ağrı sebepleridir. Hususiyetle keskin ağrı, vücudu tehlikelere karşı refleksle korumak için çok önemlidir. Mide ve bağırsak gibi iç organlardaki bazı keskin ağrılar; delinme, organa gelen damarın tıkanmasının yol açtığı oksijensizlik ve mide asidi veya başka zararlı maddelerin ortalığa saçılması ile meydana gelebilir.

İkinci türü ise uzun süreli (kronik), sızı şeklindeki ağrılardır. Hususiyetle romatizma ağrıları bu türdendir. Kanser ağrıları da çoğunlukla bu türden olsa da kanser, keskin ağrıya da sebep olmaktadır. Keskin veya kronik kanser ağrıları, dayanılmaz seviyelere ulaşabilir. Bu sebeple ancak morfin kullanılarak ağrıya karşı konulabilir.

Ağrıya Karşı Neler Yapabiliriz?

Ağrı ile başa çıkmada ilaç kullanma belki de en son çare olarak ele alınmalıdır. “Her ilaç bir çeşit zehirdir” kaidesince, hususiyetle uzun süre ve yüksek dozda kullanılan ilaçların birçok yan tesiri olduğunu biliyoruz. Bu yüzden, aspirin dâhil hiç bir ağrı kesici ilaç masum değildir.

Ağrının kesin sebebi, modern usullerle, uzman hekimler tarafından teşhis edilmelidir. Göğüste ortaya çıkan bir ağrı, basit bir kas ağrısı olabileceği gibi ölüme sebep olabilecek bir kalp ağrısı da olabilir.

Kesin teşhis sağlandıktan sonra gerekli tıbbi tedavi veya ameliyat uygulanmalıdır. Mesela apandisit sebebiyle ortaya çıkan şiddetli bir karın ağrısının ameliyatla tedavisi çok basittir. Göğsün sol tarafında, sol omuzda ve sol kolda ağrıya sebep olan bir kalp krizi ağrısı, mutlaka hastanede, hekim kontrolünde ele alınmalıdır.

Baş ağrısı, boyun ağrısı, bel ağrısı gibi insanı sürekli rahatsız eden durumlarda en önce ağrıya sebep olan pozisyondan veya hareketten uzak durulmalıdır. Bu durumu bir misalle açıklayalım. Diyelim ki arabanızın rot veya balans ayarı bozulmuş. Tekerlerden bir veya birkaçında eğrilikler var ve bu sebeple devamlı olarak lastiğin belli bir tarafı yere sürttüğünden aşınıyor ve en sonunda patlıyor veya kullanılamaz hale geliyor. Eğer sürtünmeye ve aşınmaya sebep olan durum ortadan kaldırılmazsa sonuç kaçınılmaz oluyor. Burada yapmamız gereken şey arabanın feryadına kulak vermektir. Sürtünme sesini duyduğumuzda kulaklarımıza pamuk tıkayarak hasarı engelleyemeyiz.

Mesela boyun ağrısı olan bir kişi bunun kesin sebebini doktorun da yardımıyla bulmalı ve sebepten uzak durmalıdır. Boyun ağrısının sebebi yastığın yanlış kullanımı olabilir. Yastığı boyun boşluğunu dolduracak şekilde ayarlayıp yatarak ağrıyı ortadan kaldırabiliriz. Eğer ağrı televizyona bakmak için kafayı devamlı aynı tarafa çevirmekten kaynaklanıyorsa, televizyonun tam karşısına düz olarak oturmalıyız. Masa başı iş yapma ve uzun süreli cep telefonu kullanma, boyun ağrısının en önemli sebeplerindir. Eğer bu gibi durumlarda çareyi ağrı kesici almakta bulmuşsak çok yanlış yoldayız demektir. Belki ilaç ağrıyı geçici olarak kesebilir, ancak araba örneğinde olduğu gibi, bu durum nihai olarak lastiğin patlaması ile sonuçlanabilir. Ağrı kesici ilaç, boyunda ortaya çıkan zedelenmeyi önleyemez. Hatta siz ilaç aldığınızdan dolayı çok daha şiddetli olarak devam etse de siz onun farkına varamazsınız. En sonunda ciddi bir boyun fıtığı ortaya çıkabilir, hatta ölüm veya felç riski de barındıran fıtık ameliyatı olmak mecburiyetinde kalınabilir.

Bel ağrısının en önemli sebebi, hareketsizlik ve şişmanlık kısır döngüsüdür. Kişi egzersiz yapmazsa kilo alır, şişmanladıkça da egzersiz yapamaz hale gelir. Yerden bir şey alırken veya kaldırırken dikkatsiz davranma en önemli bel ağrısı sebeplerindendir. Peygamber Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) ebediyete kadar geçerli olan az yeme, doymadan sofradan kalkma gibi tavsiyelerine uyarak şişmanlıktan uzak durmalıyız. Şişmanlık bel fıtığının en önemli sebeplerinden biridir. Şişmanlık, spor yapmaya engel olmakta spor yapamayınca da bel kasları zayıflamakta ve en sonunda bel fıtığı ortaya çıkmaktadır. Günde beş vakit namaz kılmak, bel ağrısının belki de en önemli devasıdır. Bunlara dikkat etmeyip çareyi ilaç kullanmakta bulursak, o zaman ağrıyı belki hissetmeyiz ancak zedelenme ve fıtık devam eder. Bu sebeple hekimleri ilaç vermeleri konusunda zorlamamalıyız.

Aynı durum menisküs yırtılması, çapraz veya yan bağların kopması gibi diz problemlerinde de geçerlidir. Dizimiz bizim en değerli varlıklarımızdan biridir. Ağrıya sebep olan durumlardan kaçınarak dizimizi korumalıyız. Yerde otururken, ayağa kalkarken, mesela alaturka tuvalette uzun sure oturduktan sonra kalkarken veya arabaya binip inerken çok dikkat etmeli, dizden aşağı kısmı iyi kontrol edip sağa sola savrulmasını önlemeliyiz. Dizi korumak amacıyla hususiyetle spor yaparken çok dikkatli olmalıyız. Belli yaştan sonra ağır yük kaldırma, yüksekten yere atlama gibi dizin kemik ve kıkırdaklarını çökertecek tehlikeli, sert egzersiz ve hareketlerden kaçınmalıyız. Uzun sure bağdaş kurarak veya dizleri kırarak yerde oturma, çapraz veya yan bağların aşırı gerilip zayıflamasına ve ani bir harekette kopmalarına sebep olabilir. Hususiyetle koltukta otururken uzun süreli ayak ayak üstüne atmak, diz sağlığı açısından tavsiye edilmez.

Baş ağrısının en önemli sebeplerinden birisi psikolojik strese bağlı gerginlik başağrısıdır. Bu tür baş ağrısında kafa kasları sertleşir. Kasların sertleşmesi damarların büzülmesine ve dokunun oksijensiz kalmasına yol açarak ağrının ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Eğer stresle baş etmesini bilirsek baş ağrısı da azalır ve mutlu olabiliriz. Stresle şuurlu bir şekilde ve aktif olarak mücadele edilmelidir. Boş vererek değil, stresi yok etme yönünde zihni bir hazırlık ve aktiviteyle bunu başarabiliriz.

Hacamat ve diğer tamamlayıcı tedaviler de ilaç tedavisine tercih edilebilir. Günde beş vakit namaz, hem stresin azaltılması hem de egzersiz sebebiyle baş, boyun, bel ve diz ağrılarına iyi gelecektir. Abdest alındığında, hem hareket, hem temizlik yapılır ve stresten kaynaklanan statik elektrik suya boşaltılır. Abdestte başa mest, kulakların iç ve dışının masajı, yüzün yıkanması ve hususiyetle ayakların yıkanması ile stresin azaldığı ve statik elektriğin boşaldığı ispatlanmıştır.

Her şeyi bilen ve gören yüce Rabbimiz, ağrıyla başa çıkmada bize yardımcı olmak için beynimizde, endorfinler denilen, morfinden binlerce kat daha kuvvetli ağrı kesici maddeler yaratmıştır. Bilhassa kronik ağrılarda, ağrının zaten büyük bir kısmı O’nun beynimize yerleştirdiği “ağrı kontrol sistemleri”yle yok edilmektedir. Biz sadece kalan kısmını hissetmekteyiz. O’nun merhametiyle yarattığı bu mekanizma olmasaydı, hayat ağrılardan dolayı çekilmez olurdu ve sırf ağrı sebebiyle intihar eden çok sayıda insan olurdu. Ağrı konusunda da Cenabı Allah’ın bize lütfettiği birçok nimeti unutmamalıyız.