Bir Arz-ı Hâl

 

Nazar kıl, gönül şâd olsun Sen’inle,

Şâd olmak varsa kapında enînle;

Bırakma gurbette nâçâr kulunu!..

Kerem kıl, n’olur efgânını dinle!..

 

Malumdur hazanla yüzüm sararmış,

İç içe dertler benliğimi sarmış,

Ey muztarlara cevap veren Rabbim!..

Bu mücrim kul daraldıkça daralmış.

 

Yaşasın rüyam yaprak dökümünde,

Dökülen var künde üstüne künde;

Lütfunla yıkılmasın ümitlerim,

Hazan mevsimi yaprak dökümünde…

 

Ne baharı bildim ne bir yaz gördüm,

“Rıza” deyip hiç durmadan yürüdüm;

Yürüten Sensin, Sana canlar kurban,

Diş sıkıp hep Nebî izini sürdüm.

 

Muzdaribim kalbimdeki yaradan,

Garibim, gurbetler hatırasından;

Dilde hüzün, gözler yaşlarla doldu,

Sağlam kul olamama tasasından.

 

Düşe-kalkayım, kaldım hep uzakta,

Yanıp kavruldum ateş-i firakta;

Bekleyip durdum hep bir vuslat demi,

Anladım o güzergâh bâb-ı Hak’ta…

 

Yok o kapıya varmaya kudretim,

Yetmiyor öyle vuslata himmetim;

Yolzedeye himmet edecek Sen’sin,

Âcizim, garibim, Sen’sin devletlim…

***

Bu yazıyı paylaş