
Başyazı – Buhranlar Ufku ve Beklentilerimiz –
Bir iki asır var ki toplumumuz, kendi kendini inşa mülâhazasıyla, tarihte emsali görülmemiş bir ihtilal humması içinde çırpınıp durmakta. Bilhassa son iki yüz seneden beri

Bir iki asır var ki toplumumuz, kendi kendini inşa mülâhazasıyla, tarihte emsali görülmemiş bir ihtilal humması içinde çırpınıp durmakta. Bilhassa son iki yüz seneden beri

Fenâ; yok olma, zeval bulma mânâlarında “beka”nın mukabili bir kelimedir ve bir kısım farklı mefhumlarla izafî münasebeti de söz konusudur. Meselâ; tevbe-i nasûhun lâzımına “fenâ-i

Yıllar var ki bu ülkede, ruh da ruh ufku da sürekli anlamsız görülmüş hatta hafife alınmış ve horlanmıştır. Bilhassa bir kısım müstağriplerle bazı inkılapçı geçinenler

Aslında, marifet makamı, bir hayret, bir dehşet ve bir mehâbet makamıdır. Tasavvuf erbabının, marifetle alâkalı mütâlaalarının hemen hepsinde bu anlayışa rastlamak mümkündür. Bunlardan bazıları marifeti, heybet

Bu yazıda, anlatılması bir vefa borcu, dile getirilmesi çok zor bir destandan söz etmek istiyorum. Ama bilmem ki, rüşeymleri, filizleri ve fideleriyle dünyanın dört bir

Lügat mânâsı itibarıyla bilmek de demek olan marifet; düşünce ve himmetle, vicdan ve iç tefahhusla elde edilen hususî bir bilgidir ki ilimden farklı bir muhtevaya

Bugün hem biz hem de bizimle aynı kaderi paylaşan milletler, tarihin en bunalımlı dönemlerinden biriyle yüz yüzeyiz. Öyle ki tabakat-ı beşer çapındaki sarsıntıların biri atlatılamadan

Bazıları sekri, kelimenin ifade ettiği mânâ itibarıyla yadırgamış, aklen ve şer’an mezmum olan bir mefhumun tebcil edilmesi şeklinde anlamış ve ona karşı belli tavırlar içinde

Bugün hemen bütün dünyada olduğu gibi bizim toplumumuzda da iç içe bunalımlar yaşanmakta. İnanç bunalımı, düşünce bunalımı, kıstas bunalımı, sistem bunalımı, ahlâk bunalımı, aile bunalımı,

Sarhoşluk ve kendinde olmama hâli diyebileceğimiz sekir; sofiye ıstılahında, sâlikin, sübühât-ı vechin şuâları karşısında mest olup kendini kaybetmesidir ki onun yeniden his ve şuur âlemine dönmesi demek

Birkaç asırdan beri tamamen üslûbunu yitirmiş şu dünyada herkes bir şeyin peşinde; biz de kendi ruhumuzu arıyoruz. Bu aramayı devam ettirebilirsek, kendimiz olarak dirileceğimiz günlerin

Dirilik ve canlılık sözcükleri ile ifade edebileceğimiz hayat; cehalet, dalâlet ve küfürle ölmüş bulunan kalbî hayatın, iman, marifet ve muhabbetle dirilmesi demektir ki, أَوَ مَنْ