Anlayana bir şimşek Senin bakışın,

Gözlerinin içinde öteden bir nur;

Bir ışık olup sinelere akışın,

Oluyor üfül üfül esen bir huzur.

 

Büyülüyor Efendim Senin sözlerin,

Ruh şahlanıyor sözündeki sihirle;

Ötelerdendir Senin söylediklerin,

Mühürlüdür o sözler lâhût mührü ile…

 

Anlamadı bu büyüyü akl-ı beşer,

Görmedi görmeyen kendi gözlüğünden;

Beyanın letafeti tıpkı bir kevser,

Mahmurdu içenler onun lezzetinden.

 

Nûş eden mest olmuştu ışık çağında,

Mey meşk ediyorlardı hep bir ağızdan;

Nağmeler vardı bahçesinde bağında,

Duyulmadık seslerle kemandan, sazdan…

 

Yanabilsek bizler de külsüz-dumansız,

Karışsa âhlar bülbül nağmelerine;

Oluveririz mekânsız ve zamansız,

Döner âhlar Ashâb inlemelerine…

***