Baba, bir evlada sahip olmanın sessiz sevinci, bir büyük mesuliyetin dört harfe sığmış hali… Tarihte babalar konusu çok derin, ama Osmanlı tarihine şöyle bir baksak, hemen görüveririz babaları.

Babanın alamadığı bir şehir, bitiremediği bir proje, başlattığı bir geleneğin yaşatılması, oğul padişahlar için adeta bir vazife olur Osmanlı’da. Orhan Gazi, babasından devraldığı gaza kılıcıyla yarım kalan Bursa Muhasarasına girişir, muhtemeldir ki mutlu haberi babasına ulaştırarak vasiyetini yerine getirir. Ancak kendisi oğlundan Rumeli’ye dair muştulu haberler beklerken alır en acı havadisi. Müstakbel padişah olarak yetiştirdiği Rumeli fatihi Süleyman Paşa, kaza mıdır, suikast mıdır tam bilinmez; bu dünya hayatına veda eder. Yaşlı Orhan Gazi için de söner dünya ışığı. Devlet işlerinden elini eteğini çeker ve artık devletin idaresini Şehzade Murad’a bırakır.

Sultan Murad ise fitne çıkartan oğlu Savcı’yla uğraşır, saltanatta gözü olanın gözüne değen mil, babayı da üzer derinden, lakin elden ne gelir.

Babanın Şehadetine Şahit Olmak

Babayı en hazin halde görmek de vardır nasipte. Sadece Şehzade (Yıldırım) Bayezid, savaş meydanında kanlar içindeki şehit babasına şahit olur. Büyük bir şok yaşayıp ağlamaya başlar.

Yavuz Sultan Selim’in cenazesini karşılamak için Şehzade Süleyman (Kanunî), Edirnekapı’ya gelirken, onun cenazesini karşılamak için Sultan II. Selim, Belgrat’a kadar gelecek, Edirne’de babasının ikinci cenaze namazına katılacaktır.

Feda ve Veda

Her baba için çocuğunun başarısını görmek ayrı bir mutluluk, tarifi mümkün olmayan bir duygudur, lakin bunun Osmanlılardaki hâli pek öyle olmaz.

Bir babanın oğlunun padişahlığını görmesi neredeyse imkânsızdır. Sadece II. Murad, Osmanlı tarihinde ilk ve tek olarak kendi rızasıyla tahtı oğlu Sultan II. Mehmed’e bırakarak görür bu sahneyi. Batıda mağlubiyeti mağlubiyetlerin takip ettirdiği bir devirde, bir evlat acısıdır padişaha tacı ve tahtı terk ettiren. Şehzade Alaaddin’in vefatıyla saltanatı diğer oğluna bırakır dertli baba. Kendini inzivaya çeker. Fani dünya için olmadık hırs gösterenlere inat, bütün makamların ve mevkilerin terk edilebileceğini ispatlar.

Benzer durumu Sultan İbrahim de yaşar, lakin zorla indirilir tahtından ve yaşamasına on gün kadar ancak sabredilir.

Fatih Sultan Mehmed, fitne çıkıp başka kardeşlerin kanı akmasın, devletin düzeni bozulmasın diye padişahların kardeşleriyle vedalaşmasını kanunlaştırır.

Dertli Babalar

Bir başka evlat acısını yaşayan Sultan II. Bayezid, oğlu Şehzade Selim için kendi askerinin isyanıyla terk-i saltanat ederken görür oğlunun padişahlığını, ancak yaşadıkları yaşlı bedenine ağır geldiğinden yolda vefat ediverir.

Kanunî en dertli babalardandır; belki taht için kardeşleriyle uğraşmak zorunda kalmamıştır, lakin devlet için iki evladından ayrılır da devlet acısını yaşar derinden.

Baba Oğul Aynı Kaderin İnsanları

Sultan I. Ahmed zamanında sancağa çıkmanın kaldırılıp en yaşlı ve en bilge hanedan üyesinin başa geçirildiği ekber ve erşet sisteminin gelmesiyle saltanat kapısı başka baba ve oğullara da açılır. Lakin sultanın ömrü 28 yaşına kadardır. Kendinden sonra padişah olacak oğulları Sultan II. Osman, 18; Sultan IV. Murad da 28 yaşında vefat edecek ve adeta babanın kaderinin benzerini yaşayacaklardır.

Sultan IV. Mehmed, avcılık yapmaktan devlet işleriyle ilgilenmediği gerekçesiyle tahtan indirilirken oğlu Sultan II. Mustafa da aynı gerekçeyle saltanattan olacaktır. Sultan II. Mahmud, veremden vefat ederken oğlu Sultan Abdülmecid de aynı hastalıkla hayatını kaybedecektir. Sultan Abdülaziz intihar süsü verilmiş bir cinayete kurban giderken oğlu Şehzade Yusuf İzzeddin de aynı şekilde veda edecektir fani hayata.

Hayatın garip cilveleri vardır bazen. Babası Sultan Abdülmecid’i altı aylıkken, annesini de dört yaşındayken kaybeden Sultan Vahdettin için kendinden 19 yaş büyük ağabeyi Sultan II. Abdülhamid adeta bir baba gibidir. Ağabeyini hep bir baba gibi görür.

Baba Devlet

Devşirmeler vardır, kim bilir nerelerden getirilen. Osmanlı yurdunda kimsesi olmayan bu çocukların bazısı asker olur, bazısı saray mektebi Enderun’a öğrenci. Onların tek yakınları tek babaları, tek koruyucuları vardır; o da padişahın bizzat kendisidir. Onun için ölümüne savaşmaktan, onun için gerektiğinde kendi canlarını vermekten hiç çekinmezler, zira babayı korumaktır maksat. Baba gittikten sonra yaşamanın gereksiz olduğuna inanırlar.

Bugün de babalar var, inandığı değerler uğruna bedel ödeyen. Kimi zulme maruz kalan, kimi gurbete giden, kimi de gaybubete düşen… Onlarla aynı kaderi yaşayan çocukları var bir de… Babaları içeride, onlar babalarının içinde, dua ederler bütün babalar için de…

Baba aynı zamanda kültürümüzde devlettir, koruyucudur. Evlatlarına zulmeden devlet baba ise ne devlettir ne de baba…

Bütün babaların evlatlarına kavuşması duasıyla…