“Ey iman edenler! Allah’ın emirlerine karşı gelmekten sakının ve dürüst insanlarla beraber olun”(Tevbe, 9/119).

Bu ayet-i kerime, özü ve sözü doğru olanlarla beraber olmayı tavsiye ediyor. Doğru sözlü olma, imanın bir gereği, yalan da küfrün kardeşidir. Doğruluktan ayrılmayanlar, Allah’ın (celle celâluhu) yüce divanında “sıddık”, yalan eksenli yaşayanlar da “kezzâb” olarak anılacaktır.

Ebû Musa el-Eş’arî radıyallahu anh demiştir ki: Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: ‘İyi ve kötü arkadaşın hâli, güzel koku satan attarla körükçünün haline benzer. Attar, ya sana güzel kokusundan verir ya sen paranla ondan satın alırsın ya da güzel kokusundan koklamış olursun. Körükçü ise ya elbiseni yakar ya da kötü kokusundan rahatsız olursun.’”(Buhari, Buyû’ 38).

Sadık arkadaşlara ihtiyacımızın olduğu sıkıntılı günlerden geçiyoruz, Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi, huzur ve emniyet içinde olmanın bir şartını, sadık arkadaşlar edinmeye bağlıyor:

“İnsanın sadık arkadaşa ihtiyacı, sair zarurî ihtiyaçlarından daha ehemmiyetsiz ve geri değildir. Dost ve ahbapları itibariyle huzur ve emniyet içinde bulunan bir ferd, başka birçok hususta da güvene ermiş sayılır.”[1]

“Dostluk, her şeyden evvel bir gönül işidir. Onun riya ve aldatmacalarla elde edileceğini sananlar hep aldanmışlardır. Böylelerininçevresinde tabasbus ve yaltaklanmaya aldanmış üç-beşsafderȗn muvakkaten bir araya gelse de dostluklarını uzun süre devam ettireceklerine kat’iyen ihtimal verilemez.”[2]

Yanlızlık kolay değil. Bu günlerde Hz. Ebȗzer’i (radıyallahu anh) çok hatırlıyorum. Hz. Ebȗzer’e ölümün yaklaştığını, eşi hissediyor ve endişeleniyordu. Hz. Ebȗzer, hanımının endişelerini yersiz buluyordu, çünkü vefatı anında, arkadaşlarının geleceğini Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemden duymuştu. Sonunda her söylediği doğru olan Efendimiz’in dediği gerçekleşti. Vefatında, arkadaşları gelip techiz ve tekfinini yaptılar.

 

Altı Taraftaki Altı Dost

Sağıma soluma, önüme arkama, altıma üstüme baktığımda yüz yüze görüşüp dertleşeceğim kimseyi bulamadım. Başımı yaslayacağım, destek alacağım ve derdimi anlatacağım kimse yoktu. Hakikaten kimse yok muydu, yoksa ben mi bulamamıştım?

“Çevrene dikkatlice bir daha bak! Çok sadık arkadaşlar bulabilirsin” dedi içimdeki bir ses.

Şok üstüne şok yaşamaya devam ederken sadık arkadaşlara ne kadar muhtaçtım! İçimdeki ses arkadaşlarımı tanıştırmaya başladı. Ben de sizinle tanıştırayım müsaadenizle. Aslında sizler çok iyi tanıyorsunuz arkadaşlarımı. Sizin sadık dostlarınız onlar.

İçimdeki ses, “Önüne Kur’an-ı Kerim’i, arkana duaları, sağına tefsirleri, soluna hadis-i şerifleri, üstüne Risale-i Nur Külliyatı’nı, altına da Pırlanta Serisi’ni ve Bamteli’ni al” dedi ve bir ilavede bulundu: “Tabii ki burada yönleri, mecazî anlamda kullanıyorum.”

Çok güzel bir tavsiye idi. Ben de hemen uygulayayım dedim.

Önümde, Rabbimizi tarif eden, kâinatın sessiz beyanlarının tercümanı, İslamiyet’in güneşi ve bütün insanlığın rehberi ve mürşidi Kur’an-ı Kerim…

Arkamda, beni ümitsizlikten uzaklaştıran, hep sırtımı sıvazlayan ve hal diliyle, “Mahzun olma, bunlar da geçecek” diyen Cevşen, El-Kulûbu’d-Dâria, ve Enînü’l-Kalbgibi dua kitapları…

Sağımda,okuduğum Kur’an-ı Kerim’i biraz da olsa anlamama yardımcı olan meal ve tefsir kitapları…

Solumda, kalblerimizin mahbubu, akıllarımızın muallimi, nefislerimizin mürebbisi ve ruhlarımızın sultanı olan Efendimiz sallallahu aleyhi ve selleminhadis-i şeriflerini ihtiva eden eserler…

Üstümde, Kur’an-ı Kerim’in manevî tefsiri, tahkikî imana ve ebedî saadete vesile olan Risale-i Nur Külliyatı

Altımda, beni hiç bırakmayan, ayaklarımın kaymasına engel olan ve kuvve-i maneviyemi takviye edenPırlanta Serisi ve Bamteli…

Burada, Pırlanta Serisive Bamteli ile ilgili bir ilave yapmak istiyorum. Eserlerde karşılaştığım ve tefsirlerde bulamadığım enfes tespitler var: Kur’an-ı Kerim’de “tebettül” kavramı, Kur’an’ın “tasrif üslubu,” Ashab-ı Kehf’i deşifre edenin para olduğu, aynı zamanda Hızır’la yolculuğu bitiren sebebin de maddi bir meselenin sorulması olduğu, Kur’an ve Sünnet’teki “ibadet, ubudiyet ve ubûdet” kavramlarının latif nüansları, Kur’an ve Sünnet’te “itkan şuuru… Bunlar ilk aklıma gelen kavramlar… Sizler müdakkik nazarınızla, çok sayıda latif nükte tespit edebilirsiniz.

Pırlanta ve Bamteli ile Risalelere baktığınızda, Kur’an’ın, duanın, hadis-i şerfilerin ve tefsirin de bulunduğunu göreceksiniz.

Bu sadık dostlarla insan hakikaten huzur, güven ve sükûn içinde oluyor.

Esas yalnızlık, Allah’la beraber olmamaktır.

Dipnotlar

[1]Gülen, M. Fethullah, Ölçü veya Yoldaki İşaretler, İstanbul: Nil Yayınları, 2011, s. 139.

[2]A.g.e., s. 140–141.