ABD’nin güney eyaletlerinde gerçekleşen sel felaketleriyle gündeme gelen kırmızı ateş karıncaları, ani ve şiddetli değişen çevre şartlarına karşı gösterdikleri müşterek uyum gösterme tavırlarıyla bizlere çok mühim bir uhuvvet ufku sergiliyorlar. Latince ismi “mağlup edilemeyen” mânâsına gelen kırmızı ateş karıncaları (Solenopsis invicta), klasik karınca görünümüne sahip olup boyları 2–6 mm, ağırlıkları ise 1–2 mg arasında değişir. Ana yurtları Güney Amerika’nın Amazon yağmur ormanları olan bu karıncalar, yuvaları sık sık yağan sağanak yağmurlar sebebiyle sular altında kalmasına rağmen, hem hayatta kalmaya devam ediyorlar hem de yaşadıkları bu bölgeyi terk etmiyorlar.[1]Peki, kırmızı ateş karıncaları bunu nasıl bir sevk-i İlahinin yönlendirmesiyle başarıyorlar? Birbirlerine sımsıkı kenetlenip sel suları üzerinde kalarak!

Bazen ani ve şiddetli değişen ortam şartları, “faz geçişleri” olarak bilinen süratli birleşme ve yardımlaşmalara vesile olabilir. Canlılar âleminin farklı seviyelerinde müşahede edilen bu tip hızlı kümelenmeler (mesela hücre içi proteinlerin topaklaşması(agregasyon)veya fibrinlerin toplanıp kanı pıhtılaştırması gibi), zorluklarla baş edebilme adına böcek topluluklarında da müşterek davranışlar şeklinde görülür.[2]Kırmızı ateş karıncası yuvalarının içinde hızla yükselen yağmur suları, karınca fertlerinin gaybî bir emirle hızlıca birbirine bağlanmasına vesile olmaktadır. Bu şekilde birbirleriyle kenetlenen yüzbinlerce karınca, su üzerinde batmadan kalabilen, sal şeklinde devasa bir platform teşkil ederler. Karıncaların birbirlerine sıkıca tutunarak meydana getirdiği bu yüzen adacık, karınca fertlerinin ağır sel şartlarına karşı sığınılan güçlü bir liman gibi hayatta kalmalarına vesile olur. Binlerce karıncanın birlikte teşkil ettikleri bu sala tutunamayanlar veya kendi başına kendisini kurtaracağını sanarak başının çaresine bakmaya çalışanlar ise şiddetli sel dalgaları karşısında maalesef başarılı olamayıp ölürler.

Karıncaların meydana getirdiği daire şeklindeki bu geçici platform, koloninin sahil-i selâmete çıkacağı ana kadar hayatta kalmalarına ve seyahat etmelerine imkân verir. Bu yüzen karınca adacığı yaklaşık 2–2,5 karıncanın kalınlığı kadar olup suyla temas eden alt tarafında yer alan karıncalar sabit ve muhkem bir şekilde kenetliyken, üstteki karıncalar hareket hâlindedir.[3]Ayrıca platformun üst kısmında pirinç tanesini andıran pupa evresindeki karınca yavruları koruma altına alınır. Karıncalar nesillerinin devamına vesile olacak gençleri ve yavruları, şartların ağırlığına rağmen asla ihmâl etmemekte ve gelecek nesilleri koruma adına kendilerini alt tarafa yerleştirip üst taraftaki yavrularına ihtimam göstermektedirler.

Karınca Toplumunun Yayılması ve Birleşmesi

Georgia Teknoloji Enstitüsünden Dr. David Hu ve ekibi, ateş karıncalarının sel felaketi karşısındaki birlikteliklerinin içyüzünü, laboratuvar ortamında birbirini takip eden birçok deney yaparak, adeta didik didik etmiştir. İşe Atlanta şehrinin yol kenarlarından topladıkları karıncaları laboratuvar ortamına taşıyarak başlayan ekip, sonra karıncaları derin bir cam kavanozda toplamıştır. Kavanozu salladıklarında, karıncaların hızlıca bir araya gelerek top gibi bir şekil aldıklarını gözlemişlerdir. Daha sonra, top görünümlü bu karınca kütlesi yavaşça su üzerine bırakıldığında, binlerce karınca, birkaç dakika içinde, su yüzeyinde sanki oklavayla açılmış yufka gibi düzgün bir daire şeklinde yayılmıştır. Daire şeklindeki karınca platformu, son halini alana kadar üst kısımda bulunan karıncalar etrafa yayılmaya devam etmiştir. Bu heyecan verici gözlem, bilim insanlarının karınca topluluğunun adeta koyu kıvamlı bir sıvıya benzer akışkan gibi hareket ettiğini düşündürmüştür.[4]Nitekim sonraki deneyler de bu tahminlerini kuvvetlendirmiştir. Mesela, ağzına kadar karınca dolu bir cam kaba bir demir bilye bırakıldığında, bu bilyenin yavaşça, sanki koyu kıvamlı bir sıvıda batar gibi aşağıya doğru hareket ettiği gözlenmiştir. Bir diğer deneyde ise, karıncaları preslemek için uygulanan mekanik baskı, karıncaların yek-vücut halinde esnemelerine, kuvvet kalktığında ise eski hallerine dönmelerine sebep olmuştur.[5]Karınca kolonisinin akışkanlık ve elastikiyet özelliklerini aynı anda sergilemesi, karınca topluluğunun, süper-organizma (şahs-ı manevî) mahiyetinde olabileceğini düşündürmüştür.

Bağlanma Keyfiyeti ve Kuvveti

Takip eden ayrı bir çalışmada ise, bir araya gelen karıncaların ağ yapısı içinde kendilerini nasıl tanzim ettikleri ve ağ yapısının devamını nasıl sağladıkları, mikro-ölçekli görüntüleme tomografisi ve taramalı elektron mikroskobuyla incelenmiş, platformun iç düzeni ve karıncaların birbirlerine göre olan yönelimleri gösterilmiş, ağ yapısının özü hakkında yeni tespitlere kapı aralanmıştır.

Neticede, karıncaların bacakları vasıtasıyla kendilerini birim hacimde maksimum bir verimlilik anlayışıyla istifledikleri gösterilmiştir. Bacaklarını birbirlerini aktif bir şekilde kavrayıp bağlantılar kurmak için kullanan karıncalar, bu dolgu ve yığılma işlemini çok hızlı bir şekilde tamamlamışlardır.[6]

Bu yüzen karınca adasının kuvvetini anlamaya yönelik yapılan karıncalar arası çekme-germe deneylerinde ise, karıncaların ağırlıklarının yaklaşık 400 katı bir kuvvetle birbirilerini kavradıkları gösterilmiştir. Karıncaların yüzen sal şeklindeki platform inşalarındaki, birbirine bağlanma keyfiyeti ve kuvvetinin tespitiyle yetinmeyen grup, daha sonra dikkatini platformu su üzerinde tutan temel faktörlere ve platformun bütünlüğünü bozmaya yönelik mekanik tehditlere karşı nasıl bir mukavemet gösterdiğine çevirmiştir.

Su Üzerinde Kalma ve Mukavemetin Gücü

Yüzen canlı karınca adacığının özelliğinde iki faktör tesirlidir. Birincisi, karıncaların gövde yüzeylerinin cilalı bir kıvamda, yani suyu iten (hidrofobik)bir karakterde olmasıdır. İkincisi ise, gövdelerinin üzerinde minik hava keseciklerini bağlayabilme kabiliyetleridir. Göğüs bölgelerindeki zırh biçimindeki hava keseciği, hem karıncaların ortalama özgül ağırlıklarını yaklaşık %75 nispetinde düşürerek suda batmalarını engellemekte hem de platformun alt tabakasındaki karıncalar için adeta bir hava deposu olmaktadır.[7]

Platformu suya batırmaya yönelik yapılan deneyleri ise, karıncalar süratle savuşturmuşlardır. Batma tehlikesiyle yüzleşen karıncalar, hemen hava keseciklerinin hacimlerini artırmışlar, kaslarını hızla germişler ve birbirlerine göre kendilerini yeniden konumlayarak aralarındaki mesafeyi azaltmışlardır. Dolayısıyla birliklerinin dağılmasını önlemek için sanki “kurşundan dökülmüş bir duvar” gibi perçinlenip aralarındaki bağlantı mesafelerini artırarak platformlarını daha da kuvvetli hale getirmişlerdir. Sağanak yağış altındaki davranışlarını tespit için de karınca platformunun üzerine suni yağmur yağdırıldığında, karıncaların birbirleriyle olan bağlantı açılarını normale göre %30 fazlalaştırarak, suyu itme kabiliyetlerini artırdığı gözlenmiştir. Netice itibariyle şiddetli yağışlar, platformun su geçirmezlik derecesini yükseltmiştir.[8]

            Karıncaların Kardeşlik ve Dayanışma Mekaniğindeki Hikmetler

Her ne kadar Dr. Hu’nun ekibi ve diğer araştırmacıların yaptığı ayrıntılı çalışmalar bizlere önemli veriler ve sonuçlar sunsa da, karıncalar arasındaki işbirliğinin sırları henüz tam olarak çözülememiştir. Bu konuda araştırılması gereken belli başlı hususlar şunlardır:

“Karıncaların birbirleriyle olan kenetlenme kuvveti, platform bütününe eşit dağıldığı için platform içinde herhangi bir yarılma veya çatlama müşahede edilmiyor. Bununla beraber, platformun hususi bir bölgesine yapılan müdahalenin, platform geneline eşit bir şekilde dağıtıldığı düşünülüyor. Peki karıncalar arası ağ yapısının nasıl bir iç işleyiş sistemi bulunuyor ki, gelen darbeyi bütün sisteme homojen olarak yayabiliyor? Karıncalar arası iletişim kanallarıyla alâkalı diğer soru ise, karıncaların kimyevî sinyalleşmeyle ve anten temaslarıyla birbiriyle iletişime geçtiği bilinmesine rağmen, bu iletişim sisteminin karıncalar arası ağ teşkilinde ve platform oluşumunda nasıl bir rol aldığıdır.

Cenab-ı Hakk’ın kâinatı yaratırken takdir ettiği kanunların inceliklerini araştırma, şifrelerini çözme ve onlara uygun hareket etme iki açıdan çok mühimdir. Öncelikle, yaratılış kanunlarından ilham alınarak geliştirilen yeni teknolojilerin, gerek insan hayatını kolaylaştırması gerekse ortaya çıkarılan ürünün talep görmesi itibariyle başarılı olduklarını görüyoruz. Ayrıca, kevnî kanunları tam manasıyla idrak edip onlara uygun teknolojiler geliştirmenin, insanlığı Peygamberlerin (aleyhimüsselâm) mucizeleriyle işaretlediği zirvelere ulaştıracağını biliyoruz.[9]İkinci olarak, tekvinî kanunlarla kelamî kanunları birlikte okuyup irtibat noktalarını bulmak, ayrı bir önem taşımaktadır. Hatta bu noktalarla içtimaî hadiseler arasında ince bir bağ kurma, muvaffakiyetlerin kapısını açacaktır. Zira, Sünnetullaha riayet etmeyen sistemler ademe mahkûmdur.[10]

İlhama açık bilim insanları, karıncaların bu özelliklerini örnek alarak yeni materyaller geliştirebilir. Karıncaların hızlı kenetlenme modelleri, acil yardım gerektiren durumlar için tasarlanan robot sistemlerinde kullanılabilir. Ayrıca,“Onlar, (fert veya toplum) olarak bir tecavüze maruz kaldıklarında yardımlaşır (ve tecavüzü birlikte savarlar)[11] âyetini adeta fiilen tefsir eden karıncaların, sel felaketine maruz kaldıktan sonra hızlıca kenetlenmeleri, birliklerini bozmaya yönelen dış tehditlere karşı saflarını daha güçlü perçinleyerek “bünyan-ı marsus”hâline gelmeleri, bizim için bir uhuvvet modeli sergilemektedir. Karıncaların hususi ilhama mazhar olmaları itibariyle meydana getirdiği ağ şeklindeki yapıdan oluşan yüzen platform mükemmel bir düzendedir. Kendisine irade ve şuur ihsan edilen insan ise, bu yönleriyle karıncadan farklıdır ve her bir ferdi, başlı başına bir âlemdir. Dolayısıyla, uhuvvet ve ittifak mevzuu, insan için iradîdir; gerçekleşmesi için de karar, azim ve gayret gerekir.[12]-[13]

 

Afet dönemleri gerek arzî-semâvî (deprem, sel, kasırga vb.) gerekse insan (savaşlar, terör saldırıları, bir gruba yapılan soykırım vs.) menşeli olsun, hercümerç, travma, dehşet ve acziyetin doruğa çıktığı zamanlardır. Aynı zamanda, insanların süratle birbirlerinin yardımına koşmayı gerektiren zamanlardır. Aniden gelen afetler karşısında hızlıca kenetlenerek gerçekleştirilen dayanışma, aynen ateş karıncaları örneğinde görüldüğü gibi, daha sağlam bir direnç geliştirip süreci minimum hasarla atlatıp çabuk iyileşmeye vesile olur. Bu yüzden, ağır şartlarda sımsıkı kardeşlik bağları kurup kurşun gibi sapasağlam bir yapı hâline gelmek için çevreyle olan iletişim bağları yeniden ayarlanmalı, çoğaltılmalı ve kuvvetlendirilmelidir ki yürekler toplu bir şekilde yeniden çarpsın.

 

Dipnotlar

 

[1]Fong, J. ve D. Lee. (2017). “The bizarre physics of fire ants”, Vox. www.vox.com/videos/2017/7/25/16025522/fire-ant-float-physics.

[2]Sumpter, D. J. (2006). “The principles of collective animal behavior”, Philos Trans R Soc Lond B Biol Sci, 361, 5-22.

[3]Mlot, N. J. ve ark. (2012). “Dynamics and shape of large fire ant rafts”, Commun Integr Biol, 5, 590-7.

[4]Mlot, N. J. ve ark. (2011). “Fire ants self-assemble into waterproof rafts to survive floods”, Proc Natl Acad Sci U S A, 108, 7669-73.

[5]Tennenbaum, M. ve ark. (2016). “Mechanics of fire ant aggregations”, Nat Mater, 15, 54-9.

[6]Foster, P. C. ve ark. (2014). “Fire ants actively control spacing and orientation within self-assemblages”, J Exp Biol, 217, 2089-100.

[7]Mlot, N. J. ve ark. (2011). a.g.e.

[8]A.g.e.

[9]Nursi, Bediüzzaman Said (2010). Sözler, Yirminci Söz’ün İkinci Makamı, Mukaddeme. İstanbul: Şahdamar Yayınları.

[10]Nursi, Bediüzzaman Said (2010). Lem’alar, Yirmi İkinci Lem’a, İkinci İşaret. İstanbul: Şahdamar Yayınları.

[11]Ünal, Ali (2007). Allah Kelâmı Kur’an-ı Kerim ve Açıklamalı Meali, Şura Sȗresi, 42/39.

[12]Gülen, Muhammed Fethullah (2013). “Birlik, Dirlik ve Beraberliğin Yolu”, Herkul, www.herkul.org/bamteli/birlik-dirlik-ve-beraberliğin-yolu.

[13]Gülen, Muhammed Fethullah (2010). “Gruplar Arasında Vifak ve İttifak ya da Kardeşlik Muhasebesi”, Herkul, www.herkul.org/bamteli/gruplar-arasında-vifak-ve-ittifak-ya-da-kardeşlik-muhasebesi.

Paylaş
Önceki İçerikZamane Gazeli
Sonraki İçerikEfendim