“Gündüz orucu için sahur yemeğinden ve gece ibadetine kalkmak için kaylûleden yararlanın”(İbn Mâce, Savm, 22) mealindeki hadis-i şerifte Efendimizin (sallallâhu aleyhi ve sellem) hususi bir dinlenme vakti olarak kaylûleden, yani öğle uykusundan bahsettiği bilinmektedir. Ayrıca Enes (radıyallâhu anh) şöyle demiştir: “Bizler Cuma namazını vaktinde eda eder ve namazdan sonra kaylûle yapardık”(Buhâri, Cuma, 40).

Bu beyanlar ışığında, kaylûlenin vakti ve süresi hakkında bir araştırma yapılması zarurîdir, çünkü Efendimizin her türlü beyanı, davranışı veya bazı hadiseler karşısındaki tutumu, bir Müslüman için uyulması gereken düsturlardandır.

Modern psiko­loji kitapları uykuyu “şuur hâlinin geçici olarak değiştiği bir durum olarak”tarif eder. 1950’li yıllarda uyku“pasif teori”ile açıklanarak dimağı uyanık vaziyette tutan iç insiyakların (dürtülerin) şiddeti azaldığında, beynin uy­kuya girdiği düşünülüyordu. Buna göre uyanıklık, bedenin normal hali, uyku ise uyanıklık haline bir ara verme olarak bilinirdi. Fakat 1960’lı yıllarda, sinir fizyolojisi hakkındaki bilgilerin artmasıyla uykunun pasif bir hâdise olmadığı, aksine çeşitli canlı türleri için değişiklikler gösterecek şekilde önce­den programlanmış aktif bir süreç nite­liği taşıdığı ve bu program gereğince safhalar halinde ortaya çıktığı fikri hâkim olmuştur.

İnsanın iç âlemiyle, yakın temasta bu­lunduğu dış âlem arasında, zaman kavra­mı bakımından farklılıklar vardır. Dış çevre­mizde bir gün, yirmi dört saat olacak şekilde ayarlanmıştır. Bedendeki iç âlemin uyku ve uyanıklık yönünden günlük süresi ise gece-gündüz farkının bulunmadığı, ses ve ısı değişikliklerinin giderildiği ve sos­yal uyarıların ortadan kaldırıldığı uyku laboratuvarlarında yapılan çalışmalarda yirmi beş saat ve daha fazla olarak tespit edilmiştir. Bu çalışmaların diğer önemli bir sonucu da kontrol altında deneye tabi tutulan kişilerin hepsinin öğle saatlerinde uyuduklarının gözlenmesidir. Buna dayanarak uyku uzmanları, insanın fıtrî yapısının öğle ve gece saatlerinde olmak üzere en az iki defa uyumaya göre programlandığını belirtmektedir.

İnsanlar günlük hayatlarında fıtrî uy­ku davranışlarını yalnızca bebeklik döneminde gösterebilme şansına sahiptir. Ni­tekim bebekler gündüzleri sık sık uykuya dalar ve uyanırlar. Okul çağına geldiklerin­de, sosyal çevre ve şartlar, gündüz uyu­malarını engellemeye başlar. Erişkin ha­yatta ise kişinin ne zaman ve ne kadar uyuyacağını, artık bedenin ihtiyacı değil, toplumun hayat tarzı belirler. Buna rağ­men iç âlemdeki uyuma isteği büsbütün yok olmaz, zira öğle saatlerinde kişi­nin gevşeyip dikkatinin dağıldığı bilin­mektedir. Bu durumun öğle yemeği, iklim ve şahsî farklılıklara bağlı olmadığı tespit edilmiştir. Trafik ve iş kazalarının yakla­şık dörtte birinin bu saatlerde vuku bul­duğu belirlenmiştir.

Öğle uykusunun bir özelliği, insana bir­kaç dakika içinde derin bir uykuyu ya­kalama imkânı vermesidir. Bu uyku es­nasında, beyin dalgalarının ölçümü sonu­cunda, dinlendirici derin uykunun bir belirtisi olan delta dalgalan tespit edilmektedir. Delta dalgalı bir uykudan sonra gözünü açan kişi dinlenmiş ve tazelenmiş olarak uya­nır. Kaylûle yapan insandaki verimliliğin artışı bu sebeptendir. İnsan öğle vakti bu kısa uykudan sonra on iki saat kadar uyanık kalabilmektedir. Nite­kim İslâmî kaynaklarda kaylûle, gece iba­detlerine rahat kalkabilmek için yararla­nılacak bir imkân olarak gösterilmekte ve zihni açık tuttuğu ifade edilmektedir.

Uyku ve beyin araştırmacıları, öğle uykusu uyuyan çalışanların, işlerinde daha az hata yaptığını göstermektedir. Mekânın yeterince sakin ve sessiz olması şartıyla, kaylûle vakti yatakta uyu­makla masa başında, koltukta uyumanın uyku niteliği yönünden bir farkının olma­dığı, bu şekilde 30–40 dakika kadar uyumanın bile günün geri kalan kısmını gerilimsiz ve enerjik geçirme imkânı sağ­ladığı belirlenmiştir. Gündüz uykusunu terk etmemeyi tavsiye eden Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) Öğleyin kaylûle yapınız. Muhakkak şeytanlar öğle vaktinde kaylûle yapmazlar” şeklindeki beyanıyla bu önemli hakikati vurgulamaktadır.

Berlin’deki Charite Üniversitesi Tıp Fakültesi Disiplinlerarası Uyku Bozuklukları Merkezi’nin müdürü Ingo Fietze’ye göre, bu uyku fıtrî bir fenomendir, bilhassa geceleri vardiyalı çalışanlar gibi belli şartlardaki insanlar için şarttır. Zira gece boyunca yeterli uyku alınmazsa, ertesi günün enerji verimi düşmekte, altı saatten fazla çalışma mümkün olmamaktadır.

Fietze’ye göre, öğle uykusunun faydalı olması için önemli bir ön şart, bu uykunun en fazla 40 dakika sürmesidir. Bu sürede kalkılmazsa, derin uyku fazını girilir ve hem uyanmak zor olur hem de bütün gün uykuyla geçtiği için gerekli mesai yapılamamış olur. Bunun için saatin alarmını kurmak, öğle uykusunun 40 dakikadan uzun sürmemesine ve sağlıklı kalkılmasına yardımcı olur. Nitekim bir araştırmada, 30 dakikadan daha az süren öğle uykusunun çok faydalı olduğu, fakat 40 dakikadan sonra ve uyku bir-iki saate çıktığında, metabolik sendromu olan, kilolu kişilerde, tip-2 diyabete yakalanma, kalb hastalığı ve inme riskinin arttığı tespit edilmiştir. Fietze’nin verdiği diğer önemli bir tavsiye ise otururken uyumaktır; bu sayede otomatik olarak uyanırsınız. Bu şartlar yerine getirilirse, öğle uykusu sağlıklıdır ve sonraki üç ila dört saat boyunca zinde bir şekilde çalışmak mümkün olur.

Oxford Üniversitesi’nde nöroloji profesörü olan Russell Foster’a göreyetersiz uyku, ilk önce beynin problem çözme ve hafızaya depolama performansına tesir etmekte, sonra da kalp hastalığı, tip-2 diyabet, obezite, bunama, depresyon ve şizofreni gibi birçok hastalık riskini artırmaktadır.

İç Saatimiz Genetik Olarak mı Çalışır?

İnsanların çoğu öğle uykusunun gelmesini, öğle yemeğinin bir neticesi olarak görür ve öğleyin yemek yenilmese uyku gelmeyeceğini sanırlar ki bu yanlıştır. Çünkü iç saatimiz, İlahî takdire göre fonksiyon gören genlerimiz tarafından programlanır. Aslında, yetişkin bir kişinin gece ve öğlen saatlerinde iki kez uyuması normal biyoritmidir.

Almanya’daki Bamberg Kliniği’nde Psikiyatri, Psikoterapi ve Psikosomatik Bölümü’nün başkanlığı yapan, uyku araştırmacısı Göran Hajak’a göre, yorulduğumuzda ve uyumaya karşı direndiğimizde, bu bir stres kaynağı demektir. Stres bedene ve ruha zarar verir. Öğle saatlerindeki bu uykunun, gece uykusundaki gibi derin olması gerekmemektedir. Kısa bir süre yeterlidir ve vücudun bu molaya ihtiyacı vardır. Meselâ, ressam Salvador Dali öğle vakti sandalyede otururken eline bir kaşık alır ve gözlerini kapatır, kasları gevşediğinde kaşık elinden düşüp ses çıkarınca uyanırdı. İhtiyacı olan uyku süresi bu kadardı.

Kaylûle, vücut ve beynin zindeliğini yenilemekte büyük bir ehemmiyet gösterdiğinden Cornell Üniversitesi sosyal psikologlarından James Maas tarafından “takviye edici kısa uyku”olarak adlandırılmıştır.

Öğle uykusu için hususi bir yatak veya yatak odası aramaya da gerek yoktur. Hatta öğle uykusu kuş gibidir, uyumaya niyetlenip de yatak ve oda aramaya kalktığınızda uçup gider. Önemli olan yorgunluğun nerede ve ne zaman ortaya çıkacağını, iç saatinizden takip etmenizdir. Çalışma sandalyenizde otururken bir dakikalığına gözlerinizi kapatıp kollarınızı koltuğun uygun bir yerine koyup gevşediğinizde, 30 saniye içinde bir rahatlama başlar. Öğle uykunuzun belli bir saatte geldiğini biliyorsanız, işinize bir süre ara verebilirsiniz. Dinlenme pozisyonuna geçtiğinizde, derin bir rahatlama ile birlikte uykunuz gelecektir.

Asrımızın ekonomik ve sosyal hayatının şartları sebebiyle, gündüz sekiz saat aralıksız çalışmak mecburiyetindeymişiz gibi bir anlayışına sahip insanlar, gün ortasında uyumayı tembellik sayabilirler. Aslında öğle sonrası kaylûle, daha fazla çalışma gücü ve iş verimi sağladığı gibi iş kazalarından da korur.

Tony Schwartz, The New York Times’ta neşredilen bir makalesinde, “Kısa süreli öğle uykuları, yetersiz veya zayıf bir gece uykusunu telafi etmek için güçlü ve yüksek verimli bir yol olabilir”demektedir. Schwartz, “Öğle uykusu uyuyanlar, tembellikleitham edilmemeli, aksine sürdürülebilir bir performans artışından dolayı kutlanmalıdır”şeklinde düşünmektedir.

Nature Neuroscience’da yayınlanan bir çalışmada, araştırmacılar gün boyunca çalışılan bir konu hakkında dört ayrı test yaptılar. Her testte performans giderek azaldı, ancak testler arasında 30 dakikalık bir uyku molası veren katılımcıların performansında gerileme olmadığı görüldü. Atina Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Harvard Halk Sağlığı Okulu’ndan bilim insanları 23.681 Yunan erkek ve kadın üzerinde çalıştı. Kaylûle yapanların, özellikle erkeklerin, %64 oranında, daha az kalb krizi riskine sahip olduğunu gördüler. Dolayısıyla kaylûle, iyi bir diyetten ve düzenli egzersizden daha az gayret ve disiplin gerektirdiği için kalbinizi korumak için eşsiz bir metottur.

Uzmanların çoğu, 10 ila 20 dakika süren bir uyku tavsiye etmektedirler. Uyku ve beyin uzmanları gibi psikiyatristlerin de bir kısmı, öğle uykusunun sağladığı aşağıdaki faydalar üzerinde hemfikirdirler.

  1. Hafıza desteği sağlar.

Bir araştırmada, 10, 20 ve 30 dakikalık düzenli uykunun, hafıza testleri başarısını ve devam eden iki buçuk saat boyunca yapılan uyanıklık performansını artırdığı tespit edilmiştir.

  1. Kan basıncını düşürür.

Uygulamalı Fizyoloji Dergisi’nde yayımlanan bir araştırmada, kaylûle alışkanlığının, stres sebebiyle kalb krizinden ölümlerde %40–60 kadar bir azalma sağladığı gösterilmiştir. Gözleri kapatıp derin nefes alarak dinlenmenin bile tansiyonu düşürdüğü ve bunun da kalb krizi riskini azalttığı görülmektedir.

  1. Sinirlerinizi yatıştırır.

Berkeley Üniversitesi’nde yapılan farklı çalışmalarda, öğle saatlerindeki uykunun strese sebep olan öfke ve korku gibi ruhî hallerin şiddetini azalttığı gösterilmiştir.

  1. Uyanıklığı artırır.

Millî Uyku Vakfı, NASA’da vazifeli ve gece uykuları düzenli olmayan askerî pilotlar ve astronotlar üzerinde yaptığı bir çalışmada, 40 dakikalık bir öğle uykusunun vücut ve beyin performansını %34 ve uyanıklık hâlini de %100 artırdığı ifade edilmektedir. Bilhassa araba kazası riskini azaltmak için öğle uykusu, çok önemli bir rol oynamaktadır.

  1. Zihnin cevvaliyetini ve verimini artırır.

James B. Maas ile Rebecca Robbins’in 2011 yılında yazdıkları Başarı için Uykuadlı kitaplarında, uykunun hayatımızda oynadığı kritik rol hakkında bazı tavsiyeler bulunmaktadır. Ayrıca Robbins, Uyku: İş Sağlığı Psikolojisi Dergisi ve Kronik Hastalığı Önleme dergisi gibi birçok hakemli dergide yayımlanan makalelerinde, “Gündüz uykusu, üretici ve orijinal düşünmeyi geliştirir, zihnî işlemleri hızlandırır, hafızanın geçmişte depoladıklarının geri çağrılmasını kolaylaştırır ve hafızayı yavaşlatan, tabiri caizse örümcek ağlarını temizler”ifadelerini kullanmaktadır.

  1. İrade gücünü artırır.

Beynimiz sabahleyin zinde ve taze durumdayken daha güçlü bir irade ortaya koyar. Uykudan mahrum olduğumuzda irade zayıflar; dikkat dağınıklığı, uyarılara karşı hislerde zayıflama, bilhassa iç dürtüler şeklindeki nefsanî isteklere karşı zaaf gösterme riski artar.

Bunlara ilave olarak, öğle uykusunun kilo vermeye yardımcı olduğu ve ruh halini iyileştirdiği hususunda da inandırıcı deliller vardır.Günün ortasında, iş yoğunluğu sebebiyle herkesin uykuya dalması kolay değildir. Ancak sadece sessiz bir şekilde dinlenme, yavaşça nefes alıp verme, altıya kadar nefeslerimizi saymak bile beynimizi yavaşlatmaya yardımcı olur ve potansiyel olarak tamir edici olabilir.

Öğle Uykusu, Beyninizi Yeniden Başlatmak Gibidir

Öğle uykusuyla beyindeki yenilenme sürecini, bazı araştırmacılar “bir günde iki sabah yaşamak”şeklinde tarif etmektedir. Ayrıca şahsın kilosuna ve bünyesine bağlı olarak, 20–25 dakikalık bir uykunun, beyni sekiz saat uyumuş kadar şarj edebileceğini gösterdiler. Vincent Walsh, Sanayi İnkılabından sonra insanlığın yanlış bir çalışma programına girdiğini, bütün uykunun bir geceye sıkıştırılmasının ve gündüz uykusunun iptal edilmesinin büyük bir hata olduğunu söylemektedir.

Klinik Endokrinoloji ve Metabolizma Dergisi’nde yayımlanan bir araştırmaya göre, öğle uykusu, stresi hafifletmeye ve bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olmaktadır. 30 dakikalık bir öğle uykusu, o gece tecrübe edilen kötü bir uykunun hormonal tesirini telafi edebilmekte, uyku yetersizliğinin zararlı tesirlerine karşı bedeni korumakta ve bağışıklık sisteminin iyileşmesine yardımcı olmaktadır. Brice Faraut da öğle uykusunun, bağışıklık ve nöroendokrin faaliyetine bağlı eksikliği telafi ettiğini söylemektedir.

Dr. Sara Mednick, Takviye Edici Uykuya Alış, Hayatını Değiştirisimli kitabında, ”Gündüz uykusu, uyku bozukluğunuzu tedavi etmenin bir yolu olabilir. 15 ila 20 dakikalık bir uykudan inanılmaz faydalar elde edebilirsiniz. Sistemi sıfırlayıp uyandıktan sonra bir zindelik ve performans artışı elde edersiniz”demektedir.Mitsuo Hayashi ve Tadao Hori, yaptıkları bir çalışmada, çok iyi bir gece uykusundan sonra bile, kaylûlenin zihni performansı artırdığını tespit etmişlerdir.

Kerâhet Vakti ile Karıştırılmamalı 

Bazı çalışmalarda, gündüz uykusununsersemlik ve yorgunluğa sebep olduğundanbahsedilmektedir, fakat bunun kerâhet vaktini bilmeyenlerin yaptığı çalışmalar olduğu anlaşılmaktadır. İkindi sonrasındaki kerâhet vaktinde uyumanın beyni sersemlettiği konusunda Peygamber Efendimizin ikazı vardır. Sünnet-i Seniyyesiyle bizlere fıtrî bir hayat tarzı konusunda rehberlik yapan Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), kaylûleyi teşvik edip kerâhet vaktinde uyumadan men etmektedir.

 

Kaynaklar

Androniki, Naska ve ark. (2007). “Siesta in Healthy Adults and Coronary Mortality in the General Population”, Arch Intern Med. 2007;167(3):296-301.

Hayashi, Mitsuo; Hori, Tadao (1998). “The effects of a 20-min nap before post-lunch dip”, Psychiatryand Clinical Neurosciences. 52 (2), s. 203–4.

Lahl, Olaf ve ark. (2008). “An ultra short episode of sleep is sufficient to promote declarative memory performance”, Journal of Sleep Research. 17 (1), s. 3–10.

Maas, James B.; Wherry, Megan L. (1998). Miracle Sleep Cure: The Key to a Long Life of Peak Performance. London: Thorsons.

Sripal, Bangalore, (2007). “Siesta,All-Cause Mortality, and Cardiovascular Mortality: Is there a “Siesta” at Adjudicating Cardiovascular Mortality?”,Arch Intern Med. 2007;167(19):2143.