Sinir sistemimizde görev yapan sinir lifleri, kalınlıklarına ve uyarı iletme hızına göre, A, B, C olmak üzere üç ana gruba ayrılır. A ve B lifleri miyelinlidir ve daha kalındır, C lifleri ise miyelinsiz ve incedir.

Yağ içeriği yüksek olan miyelin kılıfı, sinir hücrelerinin etrafını sararak onları korur ve uyarıların daha hızlı bir şekilde iletilmesinde vazife görür. Miyelin kılıfı olan bir sinir lifinde uyarılar saniyede yaklaşık 120 metre hızla iletilir. Bu kılıfın olmadığı liflerde ise hız, saniyede ortalama 1 metredir.

En hızlı uyarı ileten lifler A lifleri, en yavaş iletenler ise C lifleridir. A lifleri daha çok şiddetli dokunma ve basınç duyularını iletmede görevlidir. A lifleriyle taşınan uyarılarda, dokunma veya basıncın şiddeti ve derideki yeri, kesin olarak tespit edilebilir. Ancak C lifleriyle taşınan uyarılar, yani soğukluk veya sıcaklık hissi, gıdıklanma, kaşınma ve kronik sızlama şeklindeki ağrıların şiddeti ve yeri tespit edilemez. Hasta kolunun ağrıdığını söyler, ancak ağrıyan nokta belirlenemez.

Omurilik, beyinden bedene ve bedenden (deri, deri altı, eklemler, kaslar, iç organlar vb.) beyne doğru sinir liflerinin geçtiği bir kordon olarak düşünülebilir. Beyinden bedene doğru, daha çok kas kasılması ve salgı bezlerinin çalıştırılmasıyla ilgili emirler taşınır. Bedenden beyine doğru ise başta dokunma ve ağrı olmak üzere uyarılar nakledilir.

Beyinden bedene doğru olan liflerin büyük bir kısmı, uyarıları yavaş ileten, miyelinsiz, ince C lifleridir. Omurilikteki miyelinsiz C liflerinin sayısı, miyelinli A liflerine göre çok daha fazladır. Eğer bütün lifler A lifleri gibi kalın olsaydı, omuriliğin çapı 2 veya 3 metre olacaktı.

Miyelinsiz C lifleri, bilhassa kronik sızı şeklindeki dayanılmaz ağrıların iletilmesinde görev yapar. Romatizma ağrıları, fibromiyalji denilen kas ağrıları, ağır sportif aktiviteler sonrası ağrılar ve şeker hastalığındaki bacak ağrıları bu gruba girer. Ağrı hekime yardımcı olur. Ağrı bilgisi iyi olan hekimler, doğru teşhis ve tedaviyi yaparlar. Bu anlamda ağrı, başlangıçta hoş olmayan, ızdırap veren, ancak teşhis ve tedaviye yol gösteren bir nimettir.

Miyelinsiz C lifleri, zararlı kimyevîmaddelerin hücre ve dokulara zarar vermesi neticesinde uyarılırlar. Onları uyaran en kuvvetli madde bradikinindir. Bradikinin ve histamin gibi maddeler, doku zedelenmelerinde ortaya çıkarlar ve kronik ağrıya sebep olurlar. Bu maddeler bir çeşit mikropsuz iltihap diyebileceğimiz doku zedelenmelerinde, hasarlanmış hücrelerden ortama salınırlar. Ayrıca dokularda oksijen eksikliği sebebiyle meydana gelen doku zedelenmesi de C liflerinin uyarılmasına ve ağrıya sebep olur. Ağrı sebeplerinin başında damar tıkanıklıkları gelir. Damar tıkanıklıkları; dokuda karbondioksit, laktik asit, proteinleri parçalayan enzimler ve potasyum gibi maddelerin ortama salınmasına ve miyelinsiz C sinir liflerini uyararak dayanılmaz ağrılara sebep olur.

Miyelinsiz C lifleri acı biberde bulunan kapsaisin maddesi tarafından kolaylıkla uyarılır ve acı biber deride ve mukozalarımızda (ağız içi, mide, makat, göz) acı ve kronik ağrıya sebep olur. Normalde uyarıları yavaş ileten C lifleri, ağrı ile ilgili sinir sistemi elemanlarının zarar görmesi durumunda aşırı aktif olur ki buna ağrıya aşırı duyarlılık denilir. Bu durumda kişi, normalde ağrıya sebep olmayan dokunma, sıcak, soğuk gibi uyaranlar karşısında aşırı ağrı hisseder. Gözlüğünü takması veya elbisesini giymesi bile şiddetli ağrılara sebep olur.

Ağrıya aşırı duyarlılık kalıcı olursa buna nöropatik ağrı sendromu denilir. Nöropatik ağrı son zamanlarda hekimlerin en çok uğraştığı bir tıbbî problemdir. Bazı hastalar ağrıya dayanamayıp intihar girişiminde bile bulunabilmektedirler. Nöropatik ağrı genellikle ruhi problemlere, psikiyatrik bozukluklara sebep olmaktadır. Standart ağrı kesiciler, nöropatik ağrıda etkisiz kalmaktadır. Nöropatik ağrı hayalîolmayıp gerçek bir ağrı olmakla birlikte fantom ağrısına benzer. Fantom ağrısı, kolu veya bacağı kesilmiş kişilerde ortaya çıkan bir durumdur. Kişi, kolu veya bacağı olmadığı halde şiddetli ağrı hisseder. Ancak nöropatik ağrı gerçek bir ağrıdır ve bu yönüyle fantom ağrısından farklıdır.

Nöropatik ağrının özelliği, ağrıya sebep olacak bir durum olmadan, vücudun bir bölgesinde yanma, iğnelenme, karıncalanma gibi bir uyarının derinden hissedilmesidir. Ayrıca ağrısız bir uyarı, mesela soğuk, bu hastalarda ağrı olarak algılanır. Üzüntü ve stres de ağrı olarak hissedilir. Dokunma dahi şiddetli bir ağrı algısına dönüşür. Bu tür durumlarda vücudun bazı bölgeleri aşırı duyarlı hale gelmiş demektir. Bu hastalar, ufak bir ağrılı uyarıyı çok abartılı hissederler. Nöropatik ağrı, uykuya mani olur. Hastaları daha çok geceleri huzursuz eder.

Nöropatilerin yüzde 30’unun sebebi bilinmemektedir. Her yaşta görülebilir, ama yaşlılarda daha sıktır. En yaygın sebebi şeker hastalığıdır. Ayrıca, B12 ve folik asit eksikliği ve kemoterapi ilaçları veya böcek ilaçlarına maruz kalma durumlarında, kanser, lenfoma, mültipl miyelom gibi kötü huylu urlar, enfeksiyonlar, zona hastalığı, lyme hastalığı, kronik karaciğer ve böbrek hastalıkları, travmatik yaralanmalar, romatoid artrit ve lupus gibi bağ dokusu hastalıkları, genetik bazı hastalıklar (CMT hastalığı), sinir sıkışmaları, tiroit bezinin az çalışması, fibromyalji gibi hastalıklarda nöropatik ağrı ortaya çıkabilir.

Şeker hastalarının yarısında nöropatik ağrı görülür. Yüksek kan şekeri, özellikle el ve ayakların ucundaki sinirlere, beyin ve diğer hayatîorganlara oksijen ve besin sağlayan minik damarların duvarlarını aşındırarak fonksiyonlarını bozar. Sinirlere giden kan akışı bozulur, sinirler hasarlanır. Şeker hastalarında görülen nöropatik ağrıda, artan bir şekilde sinir hasarı oluşur. Arızalanacak ilk sinir lifleri beyinden ve omurilikten en uzaktaki olanlardır. Ağrı ve hissizlik genellikle her iki ayakta da kademeli olarak ilerleyerek simetrik olarak hissedilir. Daha sonra parmaklar, eller ve kollar etkilenebilir. Ellerde eldiven, ayaklarda çorap hissi, geceleri yanma hissi sık görülür. Ara sıra görülen iğnelenme ve bıçak saplanması gibi ağrılar çok rahatsız edicidir.

Nöropatik ağrı alışılmış ağrı kesici ve kas gevşetici ilaçlarla kontrol altına alınamaz. Nöropatik ağrı tedavisinde öncelikli olarak bu ağrıya sebep olan hastalığa yönelik tedaviler yapılmalıdır. Diyabeti olan hastalarda kan şekerinin iyi kontrol edilmesi, B vitamini eksikliği olmaması, stresi azaltmak önemlidir. Efendimiz (aleyhissalâtü vesselâm) tarafından tavsiye edilen hacamat, ayrıca refleksoloji ve akupunktur genellikle iyi gelmektedir.