Türkiye’de, uzun süre gündüz çalışıp gece nöbet tutan, bu yüzden aşırı yorgunluk ve uykusuzluk sebebiyle ölen bir doktor, haberlere konu olmuştu. Daha uzun süreli yıllık izin kullanabilmek için bayramda arkadaşlarının gece nöbetlerini kendi nöbetleri ile birleştiren doktor ölümden kurtulamamıştı. Uykusuzluğun ölüme sebep olduğunu ortaya koyan deneyler de vardır. Üç dört gün art arda uyumasına izin verilmeyen fareler sonunda ölmektedirler.

Uykunun altında yatan biyolojik mekanizmayı anlama gayreti, ivme kazanmıştır ve bu gizemli konuda araştırmalar hâlâ devam etmektedir. Hayatımızın neredeyse üçte birini uykuda geçiriyoruz. Bununla birlikte, uykunun temel mekanizması ve fonksiyonu henüz tam olarak bilinmemektedir. Uyku ile ilgili olarak birçok teori ileri sürülmektedir. Her birinin kendine göre delilleri vardır ancak kesin sonuçlara henüz ulaşılamamıştır. Eskiden uyku bir dinlenme periyodu olarak düşünülmüştür. Ancak uyku sırasında beynimizin aktivitesi azalmakla birlikte beynin aktif çalışmaya devam etmesi, bu düşünceyi ortadan kaldırmıştır. Beyin, uyku esnasında çalışarak dinlenmektedir denilebilir.

Bilim insanları, şuur durumunu üç döneme ayırmaktadırlar:

  1. Uyanıklık
  2. REM uykusu
  3. Derin uyku.

Bu tasnife göre, uyku da derin uyku ve REM uykusu (hızlı göz hareketli uyku) olarak ikiye ayrılır. Bir gecelik uyku esnasında REM uykusu ile derin uyku arasında bir döngü vardır. Yaklaşık her 90 dakikalık derin uykudan sonra, 5–30 dakika süren REM uykusu ortaya çıkar. Toplam uyku süresinin yaklaşık %75’i derin uyku, kalan %25’i ise REM uykusu ile geçer. Uyanıklıktan uykuya geçiş esnasında REM uykusu görülür. Uykudan uyanırken yine kısa süreli REM uykusu ve uyanıklık ortaya çıkar.

Genel olarak uykunun ilk saatlerinde REM süreleri kısa, son saatlerinde ise uzundur. Kişi aşırı yorgunsa, uykuya başladığı yaklaşık ilk bir saat içinde, REM uyku süreleri aşırı kısadır. Hatta bazen hiç REM ortaya çıkmadan derin uykuya dalabilir. Uykunun ortalarından sonra REM uykusu periyotları daha uzun olarak gerçekleşir. Kişi uykunun tamamından veya REM ve derin uyku gibi sadece bir döneminden mahrum bırakılırsa, uyuma imkânı bulduğunda aynı süre ile daha fazla uyumak zorunda kalır. REM uykusundan mahrum bırakılırsa, daha fazla REM veya derin uykudan mahrum kalırsa, daha fazla derin uyku uyur.

REM Uykusu

Bu uyku döneminde hızlı göz hareketleri olduğundan baş harfleri kullanılarak REM (rapid eye movement) denilmiştir. Bu safhada sadece göz hareketleri değil, bazı el, kol, bacak ve parmak hareketleri de ortaya çıkar. Dıştan bakıldığında kişi sanki uyanıkmış gibi görülür. Ancak burada bilim insanlarının açıklayamadığı bir şey vardır ki o da kişi uyanıkmış gibi hareketli olmasına rağmen onu uykudan uyandırmak çok zordur. Derin uyku dönemindeki kişi ses ve dokunma sinyalleri gibi dıştan uyaranlarla REM uykusuna kıyasla daha kolay uyandırılabilir. Bu sebeple REM uykusuna aynı zamanda paradoksal uyku denilmiştir. Gerçekten de yatakta uyanıkmış gibi olan kişinin uyandırılmasının zor olması bu çeşit uykunun bir paradoks ihtiva ettiğini gösterir. Uykunun içindeki REM dönemlerinde kişinin uyandırılması zorken kişinin REM uykusuyla uyanması da ayrı bir paradoks olarak kabul edilebilir.

REM uykusunda göz ve el hareketleri görülmekle birlikte genel olarak kas sertliği (tonusu) azalmıştır. Kaslar aşırı yumuşaktır; adeta kas felci varmış gibidir. Buna aynı zamanda REM felci denilir.

REM uykusunun sebebi, mekanizması ve hatta faydası kesin olarak bilinmemektedir. İleri sürülen en yeni teori, REM uykusunun asetilkolin salgılanması ile ilgili olduğunu iddia etmektedir. Çünkü asetilkolin genel itibariyle hareketlere sebep olan bir beyin hormonudur. Ancak asetilkolin normalde uyanıklığa sebep olmaktadır. Bu da ayrı bir paradoks gibi gözükmektedir.

REM uykusu döneminde görülen rüyalar uyandıktan sonra daha net hatırlanabilmektedir. REM uykusunda beyin kabuğu (korteks) altındaki beyin yapılarının aktif olduğu, bu sebeple rüyaların hafızaya nakşedilmesinin kolay olduğu var sayılmaktadır. Bilgilerin hafızaya nakşedilmesi (pekiştirme) görevi, beynin alt yapılarından olan hipokampusa verilmiştir.

REM uykusu periyodunda kalp ve nefes hızı daha yüksek ve düzensizdir. Bu durum, kişinin rüyada gördükleriyle ilişkilidir. Bazal metabolizma hızı artmıştır ve uyanıklık kadar yüksek olabilir. Bu dönemde beyin dalgaları ölçüldüğünde (elektroensefalografi=EEG) uyanıklıkta ortaya çıkan beta dalgaları görülür. Sakin bir halde, beynin dinlendiği uyanıklıkta, mesela kapalı gözlerle düşüncelerden uzaklaştığınızda, üzüldüğünüz bir şey olmadığında veya bir problemle zihnen meşgul olmadığınızda, alfa dalgaları ortaya çıkar. Ancak beynin aktif olduğu durumlarda, bir problemle uğraştığınızda veya zihninizi meşgul eden üzücü, endişe verici bir olay yaşadığınızda, beta dalgaları görülür. Beta dalgaları aynı zamanda REM döneminde karşımıza çıkar. Bu da bize REM döneminde beynin aktif olduğunu göstermektedir.

Derin Uyku

Bu uykuya; yavaş dalga uykusu veya delta uykusu gibi isimler de verilmiştir. Bu uyku periyodunda hareketler azalmıştır. Kas sertliği daha yüksektir. Kalp, solunum ve temel metabolizma hızı azalmıştır. Tansiyon düşmüştür. Mide, bağırsak, idrar yolları, hatta karaciğer gibi iç organlar çalışmalarını azaltmış ve gerçek bir dinlenmeye geçmiştir.

Bu dönemde de rüyalar, hatta kâbuslar görülebilir. Ancak rüyaların büyük bir kısmı uyanınca hatırlanamaz. Derin uyku döneminde beyin korteksinin beynin alt yapıları ile alakasının kesildiği farz edilmektedir. Kâbus ile kişi uyanabilir. Uyandığında kâbusun genellikle sadece son kısmını hatırlayabilir.

Derin uykuda EEG’de delta dalgaları ortaya çıkar. Delta dalgalarının ortaya çıkması beyin kabuğunun alt sinir sistemi elemanlarıyla (talamus, hipotalamus, beyin sapı, hipokampus) alakasının kesildiğini ifade etmektedir. Bu durum da kişinin ağrı ve diğer bedeni uyaranlardan azade olarak dinlendiğini göstermektedir.

Geceleri salgılanan melatonin hormonu, kanserden korunma ve yaşlanmayı geciktirmekle görevlidir. Melatonin, kötü kolesterolü (LDL) düşürmede, vücut ısısını, kan basıncını dengelemede rol oynar. Melatonin salgılanması saat 22.00 gibi başlar ve sabah 5.00’e kadar maksimum seviyeye ulaşır. Bu yüzden en ideal uyku, melatonin salınımının başladığı saat 22.00’den sonraki uykudur. Gece lambası, bu hormonun salgılanmasını engellediğinden tavsiye edilmez. Melatonin seviyesini azaltan; stres, sigara, aşırı ışık, gündüz yeterli gün ışığı almama ve vardiyalı çalışma gibi durumlardan kaçınılmalıdır.