İslâm dininin kuralları, Kuran-ı Kerim’e ve Allah Rasûlü’nün (aleyhissalâtü vesselâm) söz, hâl ve davranışlarına dayanır. Allah (celle celâluhu); insanı, Kendisini tanıması, sadece O’na kulluk ve ibadet yapması, O’nun yeryüzündeki halifesi olduğunu idrak ederek bu yüksek makama uygun davranış göstermesi için yaratmıştır. Bu konuda Kur’an şöyle der: “Hatırla ki Rabbin meleklere: Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım, dedi. Onlar: ‘Bizler hamdinle seni tesbih ve seni takdis edip dururken, yeryüzünde fesat çıkaracak, orada kan dökecek birini mi yaratacaksın?’ dediler. Allah da onlara: ‘Sizin bilemeyeceğinizi herhalde ben bilirim’ dedi.[i]

İslâmî anlayışa göre insan, kâinatın küçük bir modeli olarak yaratılmıştır. Kâinattaki bütün nesne ve olayların küçük bir örneği insanda mevcuttur. İnsan kendini iyice incelerse, Allah’ın kâinatta yarattığı çok farklı, her biri bir sanat eseri olan varlıkları daha iyi tanır ve onların hayatına saygı gösterir. Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerine göre, insan kendi benliğinin mahiyetini idrak ederse, onunla Allah’ın tabiattaki gizli hazinelerini keşfedebilir.[ii]

Allah (celle celâluhu), Kur’an-ı Kerim’deki çeşitli âyetlerde, bütün yaratıkların hayat haklarına saygı gösterilmesine, insanların dengeli bir biçimde yaşamasına vurgu yapmaktadır. Çünkü bütün varlıklar, kendi dilleriyle O’na ibadet etmektedirler. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulmaktadır: “Yedi gök, yer ve bunların içindekiler O´nu tesbih etmektedir; O´nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur, ancak siz onların tesbihlerini kavramıyorsunuz. Şüphe yok O, halîm olandır, bağışlayandır.[iii]“Sakın dengeyi bozmayın.[iv]

[i]Bakara, 2/30.

[ii]Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Otuzuncu Söz, İstanbul: Şahdamar Yayınları, 2010, s. 584.

[iii]İsra, 17/44.

[iv]Rahman, 55/8.