Vurgunum bakışına, vurgunum duyuşuna,

Hakkın kapısında iki büklüm duruşuna,

Zulme karşı metin ve başın dik oluşuna,

Mütevekkil tavrına, vakarına vurgunum…

 

Hakkın sesi, edep abidesi lisanına,

Nezahet ve nezaket dolu gür hitabına,

Engin ilim, derin hikmet meşbu beyanına,

Sarsılmayan zengin muhakemene vurgunum…

 

Ümmetin ızdırabını taşıyan başına,

Kor gibi yüzünden aşağı akan yaşına,

Bakmayıp ne hastalığına ne de yaşına,

Çilelerle tuttuğun güreşine vurgunum…

 

Vurgunum vatana millete olan sevdana,

Başlar üstünde tutulası yüce davana,

Aldırmayıp nadanlara, Mevlâ’nın yoluna,

Azı dişlerinle sarılışına vurgunum…

 

Herkesi kucaklayan o engin şefkatine,

Okyanuslar kadar geniş ve derin kalbine,

Vefana, dostluğuna, eşsiz sadakatine,

İnce tevazu ve mahviyetine vurgunum…

 

Her hadisenin ardında Hakkı görüşüne,

Her handikabı inayetle çözüşüne,

Kahrın da lütfun da karşısında gülüşüne,

Tevekkül, tefviz, sika ve azmine vurgunum…

 

Bu benden acizdir söylemekten sevgisini,

Bilmem ki, ötede tanır mısın kıtmirini,

Sonsuz hamd ü sena Rabbime, bahşetti seni,

Rabbimin sadık kulu oluşuna vurgunum…

 

Paylaş
Önceki İçerikYaz Dostum
Sonraki İçerikEl Aman!