Uta Luise Zimmermann’ın yaşadıkları, hürriyetlere konan engellerin yıkılmaya mahkûm olduğunun ispatıydı. Utanç Duvarı olarak adlandırılan Berlin Duvarı’nın ayırdığı binlerce insandan birisi olan Uta Hanım, kızını altı yıl boyunca göremeyişini hüzünlü bir çehreyle anlatıyordu. Böylesi derin acılar yaşayan Zimmermann; aydınlık çehreli eğitim gönüllüleriyle tanışmış, onları sevmiş ve kaleme sarılmıştı. Hizmet gönüllülerinin hicret hikâyelerini kaleme almak kendisine nasip olmuştu.

“Kendi ülkenizde evladınızın mülteci konumuna düşmesi size neler hissettirdi?” sorusunu cevaplayan Zimmermann’ın yaşadıklarının hiç de kolay olmadığı, gözlerindeki yaşlardan belliydi. Ayrılık zamanında kızının henüz 18 yaşında bile olmadığını vurgulayan Zimmermann şunları dedi:

“Tabiî ki çok üzücüydü. Kızım gittiği yere çabuk uyum sağladı. Burada olduğu gibi oradaki okulunda da başarılı oldu. Oradaki insanlar kızımı kabul ettiler. Kızım şiirler yazıyordu; devletin duymak istemediği şiirler… Batı Almanya’ya kaçtığı zaman, 18 yaşından küçük olduğu için, kızımı geri almam gerektiğiyle ilgili bana baskı yaptılar, ama bunu yapmadım. Üniversitede açığa alındım. Şehir dışına çıkma yasağım vardı. Başka bir üniversiteden bir profesör, “Senin çalışmalarını bir kongrede tanıtabilirim” dedi. Bunu bana yardımcı olmak için yapmadı. Benim çalışmama izin vermediler ve çalışmalarımı çaldılar.”

“Kızımla Altı Yıl Görüşemedim”

Kızından ayrı geçen zamanlarda çeşitli zorluklara maruz kalan Zimmermann kavuşma günlerini ise şöyle anlatıyor: