Her şey küçük bir sızıntıyla başladı. Nasıl olsa “Sıza sıza göl olur, aka aka yol olur, Yaradan dileyince az çoklardan bol olur”du. Öyle de oldu. Sızıntı’nın ulaştığı gönüller büyük sevinçlerle coştu. Böyle gönüllerin yerinde rahat durması imkânsızdır elbette. Dolup taşan sineler, buluştuğu ve tattığı hayat iksirini, zenginliği, enginliği, kendi gibi susuzluktan kavrulan başkalarına da ulaştırmak ister. Nitekim milletler ve toplumlar tarihi bakımından kısacık denebilecek zaman diliminde, çeyrek asırda hayata hasret ovalar, obalar zümrüt yeşillikler içinde cennet yamaçlarına döndü. Anadolu baştanbaşa nevbaharla bezendi. Derken memleket sınırlarından taştı, atalar vatanı Orta Asya’ya, kadim kuraklıklar diyarı Afrika’ya ve dünyanın pek çok muhtaç topraklarına bereket muştusu yetiştirdi.

Fakat ihtiyaç, suya hasretlik o kadar fazlaydı ki dünyada, küçük sızıntılarla her yere yetişmek imkânsızdı. Bu yüzden kader onları daha fazla ihtiyaç sahiplerine hayat iksiri ulaştırabilsin diye yedi cihana dağıttı. Artık küçük küçük sızıntıların birleşip çağlayana dönüşmesinin vakti gelmişti. Derken “Sızıntı umman oldu, / Can içinde can oldu, / Lütfeyledi Yaradan, / Coştu, Çağlayan oldu.”

Müspet Hareket Alaşımlı İsyan Ahlakı

İçine dönüp kabını marifetle dolduran kişi büyük cihadda muzaffer olmuş demektir. Taşınca dışa yönelip başka muhtaçların imdadına koşacaktır ki bu da küçük cihaddır. İşin gerçeği “Küçük cihaddan büyük cihada dönüyoruz” hatırlatmasına binaen zor olan içe dönük mücadeledir. Önce içinde büyük cihadda muvaffak ve muzaffer olan, hariçteki küçük cihadda elbette muzaffer olacaktır.

Diğer taraftan büyük cihad ve küçük cihad yapışık ve bitişik ikiz gibidir. Birbirini hem besleyerek hem tetikleyerek, sarmal halinde hayatla beraber devam eder giderler. İçte dolan, taşınca şamandıranın mandalına dokunmuş gibi dışa dönük mekanizmanın müteharrik gücünü harekete geçirecektir. Dışa dönük vazifesini hakkıyla yerine getiren, benliğin kontrolünü kaybetmezse, içe dönük yeni mücadele için kuvvet tahkim etmiş demektir.

Dışa dönük mücadelenin iki yönü vardır: 1) emr-i bil maruf, 2) nehy-i anil münker. ‘Mücadele’ veya ‘cihad’ kavramları ilk etapta savaş ve çatışmayı çağrıştırsa da öyle değildir. İşin büyük bölümü, hazzına erilen marifetin, iyilik, doğruluk ve güzelliklerin herkese anlatılması ve aktarılması; kötülük ve çirkinliklerin de kademeli olarak mümkünse fiilen, değilse sözlü olarak bertaraf edilmesi, o da imkânsızsa kalben buğz edilmesidir. Keza din tekliften ibarettir ve asla zorlama yoktur.

Büyük mücadelenin zaferiyle küçük mücadele meydanına çıkan kişi ‘müspet hareket’ düsturundan asla ayrılamaz. Ayrılmışsa büyük mücadeleden teçhizat ve eğitim eksikliğiyle gelmiş demektir. Malum, müspet hareket sadece kendi işine odaklanma, hep yapıcı olma, kötülükleri iyilikle savma, haksızlığa uğrasan bile asla haksızlık yapmama; başkalarını tenkit, ayıplarını ve kusurlarını ifşa, yıkıcı tavır ve davranış gibi kötü hasletlerden uzak durma; sürekli toplumun iyiliği ve ıslahı için çaba sarf etme, asayişi muhafaza, bozulan barış ve huzur ortamının yeniden ihya ve inşasına çalışma; hakkını iktisap veya istirdat ederken dahi hukuk dışına çıkmama; tahriklere ve provokasyonlara maruz kalsan bile kesinlikle bahsedilen üslup ve ahlakından taviz vermeme manalarına gelmektedir.[1]

Bununla beraber, müspet hareket asla pasif ve durağan bir tavır anlamına da gelmez. Zaten marifetle mücehhez kişinin böyle olması da düşünülemez. O, muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’nin terminolojimize kazandırdığı tabirle, ‘aktif sabır’[2] içinde sürekli mevcut şartları değerlendirerek yapılabilecek ne varsa gereğine tevessül edecektir. Nurettin Topçu’nun ‘isyan ahlakı’[3] kavramıyla müesseseleştirdiği yahut Mehmet Akif’in “Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem; … / Yumuşak başlı isem kim dedi uysal koyunum? / Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boynum” mısralarında özetlediği şekilde; içe dönük hayatta alabildiğine munis, mutedil, mütevazı olurken; aynı zamanda dışa dönük vazife ve sorumluluklarda, ‘müspet hareket’ usul ve üslubuyla, hakka saygının gereğini yapma, gerekirse granitten daha sert, çelikten daha mukavemetli durmadır. Aksi takdirde ‘dilsiz şeytan olma’ tehdit ve tehlikesi söz konusudur.[4]Bizim medeniyetimizde, en başta asr-ı saadet olmak üzere, bu ideal kişilik kalıbının örneği pek çoktur.

Batı medeniyetinde de demokrasi ve hukukun üstünlüğü temeli üzerine ikame edilen demokratik toplum düzeninde, kişiler içinde yaşadıkları toplumun bilinçli fertleri olarak, halkı ve yönetimi ilgilendiren her konuda ilgili ve bilgili olmalı, inisiyatif almalı hem karar alma sürecine katılmalı hem de alınan kararların icrasını izlemeli, takip ve kontrolünü yapmalıdır. Görüldüğü gibi dışa dönük hayat ve hareket tarzında, unvan farklı olsa da yapı ve mekanizma aynıdır.

Çiçek Açan Fertlerin Ortak Aklı

Öyleyse isyan ahlakıyla yoğurulmuş kişinin dışa dönük görev ve mükellefiyetlerini layıkıyla yapabilmesi için bilgiyle de donanması ve kendini geliştirmesi şarttır. Hocaefendi bunu ‘bireyin çiçek açması’ kavramıyla ifade etmektedir. Mesela 27 Temmuz 1997’de gazeteci Nevval Sevindi’ye verdiği röportajda konuyu şu ifadelerle özetlemiştir: “Bireysel çiçeklenme teşvik edilmeli, ama çiçeklenen kişi mutlaka ortak akılla hareket etmeli.”[5] Böylece hem kişi mükemmel birikim ve donanım seviyesine ulaşacak hem de böyle kişilerin tecrübe ve bilgisi birlikte işletilerek toplum için maksimum fayda sağlanacaktır.

Bilindiği üzere Hocaefendi 1994’den itibaren[6] değişik vesilelerle, demokrasiden dönüş olmadığını, daima ilerleyeceğini ve geliştirileceğini ifade etmektedir. Fransız Le Monde Gazetesi’nin 25 Şubat 2019 tarihli nüshasında yayımlanan makalesinde, demokrasi ve hukukun üstünlüğü ekseninde İslam Medeniyeti ile Batı Medeniyetinin ortak değerlerine vurgu yapmıştır.[7] Esasen bu makale barış ve huzura hasret dünyamızın geleceği adına lüzumlu bütün unsurları ihtiva etmekte ve ıslahçılar için önemli yol haritası belirlemektedir.

Bu safhada Çağlayan yolcularının, çoğu batı da üretilen ve fakat doğunun değerleriyle de yüzde yüz mutabık olan kavramları ve müesseseleri, en azından genel kültür seviyesinde olsun, çok iyi bilmeleri elzemdir. Ezcümle;

  • Ferdi hayat bakımından kişilik hakkı, yaşama hakkı, ifade hürriyeti, özel ve aile hayatının gizliliği, mahremiyet, haberleşme hürriyeti, kişisel verilerin korunması, unutulma hakkı, din ve vicdan hürriyeti, kişiliğini geliştirme hakkı, bilgi edinme hakkı, mülkiyet hakkı, adil yargılanma hakkı, işkence ve kötü muamele yasağı;
  • Toplum hayatı bakımından da, kuvveler ayrılığı, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı, barış hakkı, çevre hakkı, basın hürriyeti, toplanma ve gösteri yapma hakkı, dernek-vakıf kurma hakkı, itiraz hakkı, düşman ceza hukuku, insanlığa karşı suç, soykırım gibi konular fevkalade ehemmiyeti haizdir.

Böylece kişi idrak ettiği iyilik ve güzellikleri başka gönüllere de ulaştırmak maksadıyla faaliyette bulunurken 1) daha bilgili ve şuurlu olacağından daha verimli sonuç alacaktır ve 2) yürüdüğü yoldaki engelleri bertaraf etmesi, haksız yere kendine engel olmak isteyenlerle baş etmesi daha kolay olacak ve önündeki meşru faaliyet sahasını işgal ettirmeyecektir.

Görüldüğü üzere, artık küreselleşen dünyaya açılan Çağlayan yolcularının, dışa dönük hizmetleri ve faaliyetleri için, bahsedilen konulara yönelik içeriklere de ağırlık verilmesi gerekir kanaatimce. Çünkü dünyanın ve hayatın gelinen bu safhasında, demokrasinin, hukukun, adaletin tesisi ve geliştirilmesi, ancak aynı ortak değerleri paylaşan sair milletlerin mensuplarıyla müşterek çalışma sayesinde mümkündür.

Dipnotlar

[1] fgulen.com/tr/fethullah-gulenin-butun-eserleri/279-kendi-iklimimiz/13920-Fethullah-Gulen-Muspet-Hareketin-Olcusu

www.herkul.org/herkul-nagme/231-nagme-cemaatler-arasi-hosgoru-musbet-hareket-ve-kardeslik/

Aymaz, Abdullah, Emirdağ Lahikası Üzerine-1, İstanbul: Şahdamar Yayınları, 2007, 13. Mektup, s. 52–55.

[2] fgulen.com/tr/fethullah-gulenin-butun-eserleri/264-fgulen-com-turkce/hitabet/bamteli-dosyalari/51433-aktif-sabirla-sabredecegiz; www.herkul.org/tag/aktif-sabir/

[3] www.herkul.org/kirik-testi/isyan-ahlaki-degil-inat-ahlaksizligi/

[4] www.herkul.org/kirik-testi/kirik-testi-zulum-karsisinda-alinacak-tavir/

[5] fgulen.com/tr/turk-basininda-fethullah-gulen/fethullah-gulenle-gazete-roportajlari/yeniyuzyilda-nevval-sevindi-ile/7881-Yeni-Yuzyil-Bireyin-Cicek-Acmasi

[6] Mercan, Faruk, Demokrasiden Geriye Dönüş Yok – Dünden Bugüne Fethullah Gülen’in Düşünce İstikameti, New York: Blue Dome, 2016, s. 245.

[7] www.lemonde.fr/idees/article/2019/02/25/fethullah-gulen-l-echec-de-l-experience-democratique-turque-n-est-pas-du-a-l-adhesion-aux-valeurs-islamiques-mais-a-leur-trahison_5427773_3232.html

afsv.org/gunumuzdeki-turkiye-ornegine-ragmen-islam-demokrasiyle-uyumludur/#.XIOmmyJKjIW