Hayatı ve hadiseleri ülfet sarmalında değerlendirmek, insanoğlunun bir çıkmaz sokağı. Müspet ya da menfî her anın, hareketin ve davranışın hakikî röntgenini çekebilmek ve ortaya çıkacak teşhise göre isabetli tepkiler verebilmek, “insanlık imtihanımızın” olmazsa olmazı.

Hadiseleri dosdoğru anlayabilme çabası ve keşfedilen hikmet parıltılarıyla, taklitten tahkike uzanan sırlarla dolu hayat yolculuğuna itidalle ve isabetle devam edebilme ciddî gayretimiz; kader denk noktasında, ahiret istikbalimizi belirliyor.

Tahkik yolculuğunda karşılaşacağımız “ayrım noktalarını” fark etmeye çalışırken “hadiselerin bizlere neler söylediğini” anlayabilmek ve bu idrake göre hayat tarzımızı yeniden ele almak, nefis muhasebemizi gerçekten yapabilmek en mühim meselemiz.

İşte bu çerçevede kendisiyle yaşamak zorunda kaldığımız, bir anda hayatımıza giren virüs, hâl diliyle; “Başkalarına değil bana ne anlatıyor?” sorusunun cevabını bulmaya çalışıyorum. Kim bilir gözle görülmeyecek kadar bu küçük misafir, belki benimle beraber, sizlere de benzer şeyler fısıldıyordur:

1- Sen güzeli ve başarıyı kendine çok yakıştırıyor, takdir edilmeyi pek seviyorsun ama yanlışını sana anlatan birisinden rahatsız oluyor ve belli etmesen de için için ona kızıyorsun. Bu huyundan vazgeç, tenkit edildiğin noktalarını sorgula ve düzelt.

2- Karşılaştığın menfî durumlarda, fark ettiğin olumsuzlukların izlerini başkalarında arıyorsun. Artık karşılaştığın yanlışların lekelerini kendi üzerinde ara ve bul. “Bende bu durum yok ki?” deme, çünkü sende de bu hâllerin işaretleri var.

3- Gıybet ve dedikodu yapmaktan vazgeç. İslamî kriterlere göre düşün ve konuş. “Falanların ya da falanın yanlışını çevreme anlatayım ki insanlar ders alsın” diye sürekli günaha giriyorsun, bundan derhal vaz geç. Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) birinin yanlışını gördüğünde, bu hâli topluluk içinde ortaya söyler, dinleyenler de kime söylendiğini fark etmez, herkes kendine dersler çıkarırmış. Bazen de hayırhahlık yapar, başkasının olmadığı ve duymadığı bir ortamda ilgili kişiye nasihat eder ve benzer durumlarda da böyle davranılması gerektiğini çevresindekilere ifade buyururmuş. Sen de Resulullah Efendimiz gibi yap ya da sus.

4- Namazlarını vaktinde kıl, rükûnların hakkını ver, Rabbinin huzurunda olduğunu hiç aklından çıkarma ve başka şeyler düşünme.

5- Su-i zan hastalığından kurtar kendini. “Su-i zan edip isabet edeceğime hüsn-ü zan edip yanılmayı tercih ederim” nasihatini esas al.

6- İnternet dünyasında da gıybet ve dedikodu içeren şeyler yazma ve okuma, çünkü yayılma gücü çok fazla olduğu için günahı da çok daha büyüktür.

7- Gözünle, dilinle, kulağınla, belinle, bedeninle, hayallerinle ve düşüncelerinle günah işleme.

8- Çevrendeki insanlara, arkadaşlarına daha çok faydalı olmaya çalış. Bencil ve vurdumduymaz olma. Dertlilerin dertleriyle daha çok ilgilenmeye gayret et.

9- Rabbini gerçekten seversen O da (celle celâluhu) seni çok sever, insanlara da sevdirir. Rabbinin hoşlanmadığı ve rızasının olmadığı gizli veya açık her türlü davranıştan samimi olarak uzak durmaya çalış.

10- Her türlü enaniyetten uzak dur; her türlü gururdan ve övünmeden vazgeç.

11- Peygamber Efendimizi ve Hak dostlarını kendine rehber eyle. Maddî ve manevî her konuda onlara yakınlaşmaya çalış. Beden ve kıyafet temizliğine özen göster.

12- Sen, aciz bir kulsun. Her zaman Rabbine sığın ve dua dua yakararak affını iste, ekstradan lütuflarını dilen.

13- Yaptım veya yaptık diye gizli gizli övünme. Gelen muvaffakiyetleri Rabbinden bil. Tahsis-i nimet olarak gör ve Rabbine şükret. Tevhid ufkunda daha çok yol almaya gayret et.

14- Yaptığın suçlama ve değerlendirmelerde, nefsinin ve şeytanın tesir payının olacağını hiç unutma. Biliyorsun şeytanın en sinsi hüneri, fısıltılarının kendinden geldiğini hissettirmemesi, yalan ve yanlışları hakikatmış gibi göstermeye çalışmasıdır. Rabbine sığınarak tuzaklarla dolu yanlış mülahazaların içinden hakikat incilerini seçmeye azamî gayret göster.

Ey kendisi minicik ama mesajları büyük virüs! Sen, Rabbimizin yarattığı bir virüssün. Mevlamız bizi affetsin, mesajlarını alıp samimiyetle hayata geçirmeyi nasip eylesin ve senin biyolojik hastalık verme misyonundan biz aciz kullarını muhafaza eylesin.

 

Paylaş
Önceki İçerikGülderen
Sonraki İçerikBeraat Özlemi