2008 yılından beri doğu illerimizdeki bir dershanede tarih öğretmeni olarak çalışıyordum. Beş aylık hamileyken, 1 Kasım 2017’de gözaltına alındım. Savcıya hamile olduğumu söylediğim halde beni darbe suçlamasıyla tutukladılar.  3 Kasım’da İzmir’de hapse girdim. Hamilelikle ilgili çok sorun yaşadım. 11 kişilik koğuşta 13 kişiydik. Bir ay boyunca yerde yattım. Soğuktan çok etkilendim. Cezaevinde yeterli sayıda yatak yoktu. Yemekler yağlıydı ve yetersizdi. Dört asker ve bir gardiyan eşliğinde, kelepçeli olarak, hastaneye kontrollere gidiyordum. Hastanenin koridorlarında kelepçeli olarak yürütüyorlardı. Artık hastaneye gitmek istemedim; psikolojik olarak tükenmiştim.  Hapishanede erken doğum yaptım. Taleplerime mahkeme hep olumsuz cevap verdi. Doğumdan sonra oğlumu en yakın hastaneye götürdüler. Ciğerlerinin su dolu olduğunu söylediler. Hemşire defalarca cezaevi görevlilerine sıcak çorba ve bol su içmem gerektiğini söylese de bana gerekli yardımda bulunmadılar. Ertesi gün bebeğim hastanede, ben ise hapishanedeydim. Her gün ailem hapishaneye geldi ve anne sütünü bebeğim için hastaneye götürdüler.  İlk sütümü çocuğuma vermem gerekirken lavaboya döktüm. Gazetede haberim çıkınca cezaevi beni doğumdan beş gün sonra hastaneye gönderdi. Her üç saatte bir defa, bir bekçi ve asker eşliğinde yenidoğan yoğun bakım ünitesine gidiyorduk. Bebeğimi bu şekilde emzirdim. Hamilelik döneminde yeterli beslenemediğim için bebeğimin sağlık durumu iyi değildi. Her gün çamaşırlarını elimle yıkıyordum. Daha sonra oğlum da koğuşa getirildi. Koğuşumuzda iki çocuk daha vardı. Bu arada kızımı hiç görmedim. Hapishanede iki bayram geçirdim.  Tahliye edildikten sonra çok bitkindim; sadece çocuklarım için yaşıyordum.  Şimdi Atina’dayız.