Sarı duvarlı,
Hasretten çalma şu evlerde,
Meselen gurbetse;
Gölgene bile ak düşmüş, demektir.
Şu çıkmazlığın sokaklarında,
Anılar… Anılar ki
Beton gibi geçer canevinden.
Düşünmek;
Hele ki dertlenmek gibi bir işe yeltendiysen,
Yenilmeyi her seferinde göze alıp
Uzun gecelerde gamlara daldın, demektir.
Yok, yok! Böyle olmaz deyip
Bir çıkış arıyorsan,
Dik durmayı öğrenmeli;
Çölde direnen çiçek olmalısın inadına.
“Bir yol bulmalı, feraha çıkmalıyım!” diyorsan,
Şu vuslatın kalesini, diyorum;
Fethetmeli!
Fethetmeli ki
Yaşamak adına umut doğurmalı;
Yeni bir çocuk gülmeli orada!
Henüz keşfedilmeyen denize
Ulaşılmalı tepesinden…
Mademki gidenlerin arkasından yakışan
En güzel söz türkülerdir.
O hâlde,
Çan sesleri arasından,
Ağaçları büyük,
Sokakları boş bir şehirden
Çocukluğumuza seslenelim.
Tekrar ve tekrar
İçimize dönelim…
Öyle bir dönmek ki bu;
Bir beste olsun dillerde!
Arkamızdan,
Kavuşma türküleri çalınsın her yerde.

Paylaş
Önceki İçerikGül Ey Annem!