Bundan yaklaşık 15 yıl önceydi. Bir akşam arkadaşımla Taksim’deki bir otelde düzenlenen, aylık dermatoloji toplantısına gidecektik. İstanbul’a yeni gelmiştim ve henüz trafiğe çıkacak cesaretim yoktu. Arkadaşım ise ehliyetini birkaç hafta önce almıştı. Arabasına bindik; biraz endişeyle “Bir sıkıntı olmadan oteli buluruz, değil mi?” dedim. Arkadaşım kendinden son derece emin bir şekilde, “Merak etme, şimdi kızım bize yolu söyleyecek” dedi ve benim meraklı bakışlarım arasında, eline aldığı cihaza gideceğimiz otelin adresini yazıp cihazı arabanın ön camına astı. “Şimdi sağa dönün.” direktifi ile çıktığımız yolculukta, “Hedefinize ulaştınız.” sözünü duyana kadar, bu cihaz bizi talimatlarla yönlendirdi. Şu an için hepimizin bildiği navigasyon cihazı ile tanışmam böyle olmuştu.

Kökeni Latince ve Fransızcaya dayanan “navigasyon”; seyrüsefer veya gemi yolculuğu anlamlarına gelmektedir.[1] Bu sistem, hedefe en kısa veya en hızlı şekilde ulaşmamızı sağlar. Sistemin çalışması için kullanılan donanım, GPS (Küresel Konumlama Sistemi) olarak adlandırılır ve dünya üzerinde engelsiz bir görüş hattında, dört veya daha fazla uydu ile her türlü hava şartında, yer ve zaman bilgilerini sağlayan uzay tabanlı bir yön bulma sistemidir. Amerikan Savunma Bakanlığı için 1960’lı yıllardan itibaren tasarlanmaya başlanmış, 1994 yılında tam olarak işler hale gelmiş ve daha sonra sivil kullanıma da izin verilmiştir.[2]

Konumumuzu tespit eden, hedefimizi yazıp “Başlat” tuşuna basınca, gidilecek yönü hem ekranda harita şeklinde gösteren hem de sesli olarak komutlar veren, rotadan saptığımızda tekrar hesaplama yapan navigasyon cihazları da böylelikle hayatımıza dâhil olmuştur.

Günümüzde yön bulmak bu kadar kolayken “Eskiden insanlar bunu nasıl yapardı acaba?” diye düşünmeden edemiyor insan. Gerçekten de zaman ve yön tayini, her dönemde insanoğlunun çözmesi gereken önemli problemlerden olmuştur. Karada ve denizde yeni yerler keşfetmek, ticaret, avlanma, göç ve sefer gibi sebeplerle yaptığı seyahatlerde bu durum onun için karşılaştığı zorlukların başında gelmiştir. İnsanoğlu bu problemini aşmak için Güneş’i ve navigasyon yıldızları olarak isimlendirilen parlak yıldızları, özellikle de Kutup Yıldızı’nı kullanmıştır. Ayrıca bunlardan faydalanarak güneş ve yön pusulaları yapmış ve istikametini bu şekilde bulmuştur.[3] “Yol bulmada yararlanacağınız daha birçok alametler, işaretler koydu. Yıldızlarla da bir kısım insanlar yol bulurlar.” (Nahl, 16/16). “Karanın ve denizin karanlıkları içinde size yıldızlardan faydalanıp yol bulma imkanı veren O’dur. Gerçekten bilmek ve öğrenmek isteyen kimseler için ayetlerimizi açıkça bildirdik.” (En’am, 6/97). Bu âyet-i kerimelere kulak verdiğimizde, insanoğlunun; kâinat kitabının dünyaya bakan yönünü doğru okuduğu zaman, ondan çok güzel istifade ettiğini görüyoruz. Ayrıca bu okumaları neticesinde, yaratılmış varlıklardan ilham alınarak çok güzel icatlar da yapılmıştır.

Bu icatlardan biri olan navigasyon sistemlerine, hayatımıza girdiği günden bu yana, çok farklı bir hayranlığım var. Bu cihazın beni büyüleyen kısmı; bizi hedefimize en kısa yoldan veya en kısa sürede götürmesi değildi. Aslında ben onun, her hatalı manevramızdan sonra, “Rota yeniden hesaplanıyor” deyip bize yeni bir yol haritası sunmasını çok sevmiştim. Üstelik bunu yaparken bizi hiçbir zaman kınamıyor, “Yine aynı hatayı yaptın.” veya “ Yeter artık, bu kaçıncı hata, başının çaresine bak!” da demiyor ve bizi asla başkaları ile kıyaslamıyordu.

Coğrafi düzlemde yaptığı yolculuklarda hedefine daha hızlı ve güvenli bir şekilde varmak için bu kadar gayret sarf eden insan, acaba hakikat yolculuğunda bir kılavuz ihtiyacını göz ardı edebilir mi?

Kılavuza Olan İhtiyaç

İnsanın dünyadaki yolculuğu bir kılavuz ile başlamıştır. Allah (celle celâluhu), Hazreti Âdem’den (aleyhisselâm) itibaren her dönemde, yoldan sapmış kavimlere peygamberler göndererek insanlığın rotasını yeniden tespit etmiştir. Bütün peygamberler, bilhassa Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), ümmetine karşı son derece müşfik olmuştur. Enes bin Malik (radıyallâhu anh) rivayet ediyor: “Resûl-i Ekrem’e tam on sene hizmet ettim. Bana bir defa olsun ‘Öf!’ dahi demedi. Yaptığım bir işten ötürü ‘Neden yaptın?’, yapmadığım bir işten ötürü de ‘Şunu yapmalı değil miydin!’ diye kızması vaki değildir.”[4]

Bir navigasyon cihazı bile bizi doğru yönlendirmek için uydulardan kendisine ulaşan verileri eşzamanlı değerlendiriyorsa, bizim de bu dünya hayatında yönümüzü doğru belirleyebilmemiz için ciddi bir gayret sarf etmemiz gereklidir.

“Resûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz, Ebû Zer hazretlerinin şahsında bütün ümmet-i Muhammed’e şöyle buyurmuştur: ‘Gemini bir kere daha elden geçirerek yenile, çünkü deniz çok derin. Azığını tastamam al, şüphesiz yolculuk pek uzun. Sırtındaki yükünü hafif tut, çünkü tırmanacağın yokuş sarp mı sarp. Amelinde ihlaslı ol, zira her şeyi görüp gözeten ve hakkıyla değerlendiren Rabb’in senin yapıp ettiklerinden de haberdardır.’”[5]

“Her mü’minin kendi iman gemisini yenilemesi, ahiret azığını tedarik etmesi ve sırtındaki yükünü hafifletmesi lazımdır; ne var ki ötelere yolculuk için hazırlık mahiyetindeki bu ameller de ancak Allah’ın rızası gözetilerek yapılırsa gerçek kıymetine ulaşacaktır.”[6]

İnsanın Mahiyetindeki Yol Kılavuzu

İnsanın mahiyetinde, istikametten çıktığında ona bunu hatırlatan ve tekrar sırat-ı müstakime yönelmesini sağlayan manevî cihaz, şehadet âlemi ile gayb âleminin kesişme noktası, her iki âlemden gelen şeylerin birbirine kavuştuğu yer ve insanın şuurlu bir fıtratı olan vicdandır.[7] Vicdanın görevini hakkıyla yapabilmesi için gayesine uygun bir şekilde işletilmesi gerekmektedir. Buna rağmen bir günah işleyerek rotadan saptığımızda, tekrar hedefe kilitlenmek için ihtiyacımız olan şey, şüphesiz samimi bir tevbedir. Rabbimiz sonsuz merhametiyle şöyle buyuruyor: “Günahları işledikten sonra, arkasından tövbe edip iman edenler için Rabbin elbette gafur ve rahimdir.” (A’raf, 7/153). Mevlamız bize, rotamızı yeniden belirleme fırsatı veriyor.

Dipnotlar

[1] www.etimolojiturkce.com

[2] tr.wikipedia.org/wiki/GPS

[3] www.academia.edu, Deneysel Arkeoloji/Antik Çağlardan Ortaçağda Navigasyon Yöntemleri ve Cihazlar; Osman Eryurt, Remzi Mehmet Fertan: 360 Derece Tarih Araştırmaları Derneği.

[4] Müslim, Fedail 52.

[5] Deylemî, el-Firdevs bi-me’sûri’l-hitâb 5/339 (8368).

[6] www.herkul.org/kirik-testi/dort-maddelik-nasihat/

[7] Bediüzzaman Said Nursî, Mesnevî-i Nûriye, İstanbul: Şahdamar Yayınları, 2010, s. 228.

Paylaş
Önceki İçerikİnsan
Sonraki İçerikŞefkat ve Affetme