Kornea, yenilenme kabiliyeti çok yüksek, sinir yönünden çok zengin olduğu hâlde kan damarı içermeyen, ağırlığının %75–80’i su olan, çok önemli görevler üstlenmiş bir dokudur. Gözün ve bünyesindeki kornea ve komşu dokuların hayatî faaliyetlerinin sürdürülmesinde, enfeksiyon unsurları gibi haricî amillere karşı koruyucu bariyer olmada ve görme keskinliğinin devam etmesinde gözyaşının oynadığı rol büyüktür. Gözün ön kısmında yer alan, damarsız ve saydam bir yapı olan kornea epitelinin gelişip olgunlaşmasında görev alan büyüme faktörleri, vitamin ve nöropeptid gibi maddeler de gözyaşından tedarik edilir.

Gözyaşı; elektrolitler, su, müsin, A vitamini, antimikrobiyal proteinler, immünoglobülinler ve büyüme faktörlerini içeren, göz yüzeyini koruyan, jel kıvamında sıvıdır.[i] Büyük oranda göz yüzeyinin ve burun mukozasının uyarılması sonucu refleks olarak salgılanır ve bir kişide günde ortalama 10 ml gözyaşı üretilir. Gözyaşının büyük kısmı, gözyaşını gözden dışarıya taşmasını engelleyecek şekilde uzaklaştıran bir boru hattı gibi çalışan, ileri derecede karmaşık ve hâlâ tam olarak anlaşılamamış nazolakrimal sistem tarafından emilerek ve buharlaşma yoluyla kaybedilir.[ii] Gözyaşı; antimikrobiyal, besleyici ve optik özelliklere de sahiptir. Ancak gözyaşı yetersizliğinde bu denge bozulur ve epitel doku hasarı ile sonuçlanabilir. Gözyaşı yapımı yaşlanma, uyku, anestezi ve burun hassasiyetinin azalması gibi durumlarda azalır ve kuru göz hastalığı ortaya çıkabilir.[iii]

Kuru göz sendromu; gözyaşının azalması veya buharlaşmasının artması neticesinde, göz yüzeyinin hasarına yol açan göz kuruluğudur ki gözde yanma, batma hissi, bulanık görme ve görmede azalma gibi semptomlara sebep olur.[iv] Normal şartlarda, 65 yaşın üzerindeki kişilerde ve kadınlarda kuru göz rahatsızlığına daha sık rastlanır.

Kuru göz semptomlarının birinci basamak tedavisinde, günümüzde sun’i gözyaşı damlaları kullanılmaktadır. Ancak bu damlalar yetersiz yağ ihtiva ettiği için mevcut gözyaşının buharlaşma oranlarını artırabilmekte ve yeterince epitel yenilenme ve tamiri sağlayamamaktadır. Bu yüzden daha etkili tedavi arayışları sürmektedir. Bir bebek için anne sütü ne anlama geliyor ve formül mamalar ile yeri nasıl doldurulamıyorsa, göz yüzeyi için de fıtrî gözyaşı o kadar değerlidir. Bu bağlamda kan, anne sütü, hiyalüronik asit, kordon kanı gibi vücut sıvıları kullanılarak alternatif gözyaşı üretme çalışmaları devam etmektedir.

[i] Nichols BA, Chappino ML, Dawson CR. Demonstration of the mucous layer of tear film by electron microscopy. Invest Ophthalmol Vis Sci1985;26:464-73.

[ii] Hurwitz JJ. Physiology of the lacrimal drainage system. Hurwitz JJ (ed). The Lacrimal System. Philadelphia: Lippincott-Raven; 1996. 23-8.

[iii] Polak BCP. Side effects of drugs and tear secretion. Documental Ophthalmology 1987;67:115-17.

[iv] The Definition and Classification of Dry Eye Disease:Report of the Definition and Classification Subcommittee of the International Dry Eye Workshop. The Ocular Surface 2007;5:75-92.