İnsanlık, tarih boyunca gerek salgın hastalıklar gerekse savaşlar sebebiyle büyük dehşetler yaşamıştır. 2019 yılı sonlarında Çin’in Vuhan şehrinde başlayan Korona virüsü hastalığı, diğer adıyla Covid-19, 2020 yılı başlarında bütün dünyaya yayılarak bir pandemi oluşturdu. Yüz binlerce insan bu hastalık sebebiyle vefat etti. Yayılmayı önlemek için ülkeler ciddi tedbirler aldılar. Dünya Sağlık Örgütü, ısrarla risklere dikkat çekti ve herkesi tedbirli olmaya davet etti. Hastalık, farklı dinlere mensup insanları bir araya getirdi ve dünyanın birçok yerinde bu felaketin bir an önce bitmesi için dua programları düzenlendi.

Bazı ülkelerde seyahatler kısıtlandı ve sokağa çıkma yasakları uygulandı. Yolcu uçakları aylarca uçmadı. Restoranlar, berberler ve AVM’ler kapandı. İnsanlar uzun süre evlerinde kapalı kaldı. Dünyanın her yerinde salgınının nasıl önlenebileceği konuşuldu ve çözüm önerileri tartışıldı. Aşı ve ilaç geliştirme konusunda başarılı çalışmalar yapıldı. Birçok kütüphane ve müze, internet üzerinden karşılıksız hizmetler sunmaya başladı.

Korona salgınının gündeme gelmesi ve bazı yasakların başlamasıyla birlikte bütün dünyada insanlar hemen hemen aynı tepkiyi gösterdi. Marketlerde önce organik gıdalar, sonra normal gıdalar ve temizlik malzemelerinin olduğu raflar boşaldı. Kuru, konserve veya dondurulmuş gıdalar, raflarda yerini alır almaz hemen satın alındı. Çiçekçilik gibi bazı sektörler ise olumsuz etkilendi.

İnsanlığın en önemli ihtiyaçlarından birisinin beslenme olduğu gerçeği tekrar tecrübe edildi. Tahıl ihraç eden ülkeler, kendi tüketimlerini garanti altına almak için ihracatı durdurdu. İyi yönetilen ülkeler gıda bakımından kendi kendilerine yeterli olabilmek için yeni politikalar uygulamaya başladılar. Ziraî üretimin önemi tekrar anlaşılmış oldu.

 

Şehir Bahçeciliği      

“Bu dönemde neler yapılabilir? ‘Şehir bahçeciliği’ olarak tanımlanan, yerleşim yerlerinde bulunan boş araziler, okul, ibadethane ve ev bahçeleri, hatta uygun bina çatıları, meyve ve sebze üretimde kullanılabilir mi?” gibi sorular akla gelebilir.

Meyveler, sebzelere göre daha uzun bir sürede üretilebilen gıda maddeleridir. Mesela elma, armut gibi meşhur meyve ağaçları, üç yıldan önce ekonomik miktarda ürün vermezler. Bundan dolayı “şehir bahçeciliği” ifadesi daha çok “şehir sebzeciliği” anlamında kullanılır. Şehir sebzeciliği bizim kültürümüze uzak olmayan bir uygulamadır. Evliya Çelebi, Seyahatname’sinde, Anadolu’da muhteşem bahçelerin bulunduğundan ve bahçıvanlığın çok ileri seviyede olduğundan bahseder. Osmanlı döneminde ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında, suyun bol olduğu İstanbul, Bursa ve Edirne gibi şehir merkezlerinde veya yakın civarlarında, küçük arazilerde sebze yetiştiriciliği geleneksel olarak yapılmaktaydı.

İstanbul’un Beykoz ilçesinde, Sultan Abdülmecid’e (1823–1861) armağan edilen Beykoz Kasrı’na ait bahçeler buna güzel bir örnektir. Kasrın bulunduğu tepenin şekline göre parselasyonu yapılmış, farklı büyüklüklerde set halinde bulunan beş bahçe bulunmaktadır. Aynı yerde “Tokat Bahçesi” ismiyle kurulan bahçede meyve ağaçları yanında, çok güzel sebze bahçeleri de kurulmuştur.

Kanuni Sultan Süleyman döneminde, Şeyhülislam Ebussuud Efendi’nin de teşvikiyle, Haliç’teki Karaağaç’ta tesis edilen “Ebussuud Bahçesi”, Anadolu’da yeni sebze çeşitlerinin yayılmasında öncü bir rol oynamıştır. Bu kültür öylesine benimsenmiş olmalı ki Avrupa ülkelerine işçi olarak giden halkımız, bu geleneği oralara taşımış ve ihtiyaç duydukları sebzeleri, uygun yerlerde yetiştirmişlerdir.

Son yıllarda en küçük bir fırsatı bile üretim amaçlı değerlendirme anlayışı büyük oranda terk edildi. Hatta bu fırsatlar, tüketim amaçlı kullanılmaya başlandı. Şehirlerde bulunan bahçelere çim ekildi; tavukların yem olarak kullanabileceği yemek artıkları, kavun, karpuz kabukları ve tohumları, yeşil sebze atıkları çöpe atılır oldu. Binalar arasında kalan boş arsaları yabanî bitkiler doldurdu. Ne yazık ki genel anlamda ziraî üretimden uzaklaşıldı ve özellikle ülkemiz, tarım ürünlerinde kendi kendine yeterli ülkelerden birisi iken, ithalatçı ülkeler grubunda yer almaya başladı.

 

Tarihî Dersler

Tarih boyunca insanlığın yaşadığı savaşlar, felaketler ve musibetler; çok ciddi maddî ve manevî tahribata sebep olmuştur. İnsanlar hayatlarını devam ettirmede zorlanmıştır. Ülkeler hayatın normalleşmesi adına farklı önlemler almış ve projeler uygulamıştır.

Dünya Savaşları sırasında ve sonrasında Amerika, Kanada, İngiltere ve Almanya gibi ülkeler; insanların gıda ihtiyaçlarının karşılanmasına katkı sağlamak ve savaş travmasını atlatmalarına yardımcı olmak maksadıyla bazı şehir merkezlerinde, “Zafer Bahçeleri” ismiyle bilinen üretim alanları projesini uygulamışlardır.

Proje gereğince bahçenin bir kısmı sebze üretimi, bir kısmı da tavuk kümesi olarak değerlendirilmiştir. Kümeslerden yumurta ve tavuk eti yanında, sebzelerin ihtiyaç duyduğu gübre de elde edilmiştir. 1943 yılında ABD’nin ürettiği sebzelerin üçte biri Zafer Bahçelerinden temin edilmiştir.

 

Verimli Bir Proje

İnsanlar virüs yayılımını önlemek için evlerde âdeta hapis kaldı. Yaşlı insanlar çocukları ile bile görüşemediler. En yakınları, evlerindeki hayvanları veya saksıdaki çiçekleri oldu. İmkânı olan insanlar, evlerinin bahçelerinde, uygun arazi veya arsalarda domates, biber, patlıcan, kabak, lahana grubu, soğan veya yaprakları tüketilen sebzelerden yetiştirebilirse, toplumla daha çok kaynaşma ihtiyacı hissedeceklerdir. Toprağın işlenmesi, sebzelerin çeşitleri, hasat edilmesi, verimi ve kalitesi gibi ortak sohbet konuları ortaya çıkacaktır. Projenin uygulanmasıyla birçok insan toprakla tanışmış olacak, sebze üretimi artacak ve insanların ruh hâletine olumlu bir katkı sağlanacaktır. Dalında olgunlaşıp hasat edilerek tüketilen sebzeler daha lezzetlidir, ayrıca bu tür sebzelerin besin değeri daha yüksektir.

Şehir içlerinde bulunan boş arazilerin sebze üretimi maksadıyla kullanılması birçok yönden faydalı olacaktır. Bu alanlarda üretilecek sebzeler, halkın taze sebze tüketmesine fırsat verecektir. Hasat edilen sebzeler, kısa bir sürede sofralarda yer alacaktır. İnsanlar toprak işleme, sulama, gübreleme ve diğer bakım işlerini yaparken olumsuz düşüncelerden de sıyrılacaktır.

Peki, bu öneri nasıl hayata geçirilebilir? Günümüzde iletişim araçları çok etkili ve hızlı olup aynı zamanda yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Teknolojik seviyenin daha düşük olduğu 1918 ve 1948 yıllarında, bu projeler etkin bir şekilde uygulanmıştır. O yıllarda ilgili kurumlar bahçe, toprak, sebze ve yetiştirme teknikleri ile ilgili broşürler hazırlamış ve vatandaşlara ulaştırmışlardır. Günümüzde bu çalışma, daha kolay ve hızlı yapılabilir. Hemen hemen herkes cep telefonu kullanmaktadır. İlgi duyanlar, ihtiyaç duyacakları bilgileri internet ortamından edinebilir.

Pandemi dönemi uzadıkça evde kalmak zorunda olan çocuklar da olumsuz etkilenmektedir. Bu dönem bir fırsata çevrilebilir mi? Karantina döneminde yeni beceriler kazanılabilir mi? Süreci daha kolay geçirebilmek için birçok uzman; sağlıklı beslenme, düzenli uyku yanında egzersiz ve kitap okuma gibi meşguliyetleri önermektedir. Ebeveynlerin çocukları ile daha eğlenceli, kolay ve ucuz bir şekilde uygulayabileceği projelerden birisi, evde veya balkonda, gölgede yetişebilen biber gibi sebzelerin veya çiçeklerin yetiştirilmesi olabilir. Çocuklar iki kilogram kadar ağırlıktaki saksılarda bu bitkileri yetiştirdiklerinde, bir şeyler yapabileceğini görmekte, ilgileri ve merakları artmaktadır. Her çocuğun buradaki sorumluluğu şüphesiz yaşı ile uyumlu olmalıdır. Bu şekilde çocukların canlılara yaklaşımı olumlu yönde gelişecek ve böylece empati duyguları da kemâle erecektir.

Karantina döneminde evde fazla zaman geçirmeye bağlı olarak sosyal medyanın kullanımı da artmıştır. Hastalık hakkında neşredilen, ilmen teyit edilmemiş bilgiler, insanlarda stres ve endişenin artmasına sebep olmuştur.

İnsanların pandeminin sebep olduğu travmadan bir an önce kurtulması, toplumların geleceği bakımından büyük önem taşımaktadır. Bu süreçte toprağı, suyu, sebzeleri ve meyveleri daha yakından tanıyıp Rabbimizi tarif edip sevdiren âyetleri ilme’l-yakîn ve ayne’l-yakîn okuma fırsatı bulabiliriz. Nitekim bir âyet-i kerimede şöyle buyrulmuştur: “Gökten su indiren O’dur. Sonra Biz onunla her çeşit bitkiyi çıkarırız. O bitkiden bir filiz, ondan da büyüyüp birbirinin üstüne binmiş taneler, başaklar çıkarırız. Hurma tomurcuklarından sarkan salkımlar, üzüm, zeytin ve nar bahçeleri yetiştiririz.” (En’âm, 6/99).

Paylaş
Önceki İçerikÖzlemin Şarkısı
Sonraki İçerikTakva