Yaratma fiilinin önemli bir boyutu, her seferinde yeni bir çeşitlilik ve orijinallik ortaya konulurken beklenmedik icraatlar sergilemesidir. Balık veya kurbağa olup uçanlar, kuş olup uçamayanlar, memeli olup uçan ve yumurta ile üreyenler gibi çok sayıda örnek verebileceğimiz bu durumu, Allah’ın (celle celâluhu) mutlak iradesini icra etmesi, dilediği takdirde, her ortamda ve her sınıf hayvan içinde, farklı donanımda yaratıklarıyla icraatta bulunması şeklinde yorumlayabiliriz. Hiç kimsenin aklına gelmeyecek en olmadık tipte varlıklarla kudretine ve iradesine kimsenin sınır koyamayacağını göstermekte, fakat bunu da yine “esbab perdeli” yani fizik ve kimya gibi ilimlerin keşfettiği yaratılış kanunlarına uygun şekilde yapmaktadır.

Şimdi ele alacağımız balık karada yürüyor, hatta ağaçlara tırmanıyor, çamurların içinden havaya zıplıyor. Öyle davranışlar sergiliyor ki akıl sır ermiyor. “Sudan çıkmış balığa dönmek” deyiminin olumsuz anlamını tersine çeviriyor. Bu harikulade balığın halk arasındaki adı ise tam da bu hususiyetlerine işaret ediyor: Çamur zıpzıpı.

Gobiidae (kayabalıkları) ailesinden olan çamur zıpzıpları, bir açıdan kurbağalar gibi amfibik (iki hayatlı) balıklardır. Afrika’dan Polinezya ve Avustralya’ya kadar Hint-Pasifik’te bulunurlar. Bu olağanüstü balıklar, genellikle gelgit bölgelerinin dere, haliç ve kıyı sularının çamurlarında, Mangrov ormanlarında ve bataklıklarda yaşarlar. Boyları yaklaşık 30 cm olan bu balıkların en meşhur özellikleri, hayatlarının neredeyse dörtte üçünü karada geçirebilme, güçlü göğüs yüzgeçlerini ayak gibi kullanarak yürüyebilme ve yükseklere zıplayabilme kabiliyetiyle donatılmış olmalarıdır.[1]

Bozkır veya kıraç bir arazide yaşayamayan, ıslak ve rutubetli, yakınlarında her zaman su bulunabilecek ortamlarda yaşayabilen bu enteresan canlıların diğer bir dikkat çekici özelliği, dışarı doğru çıkıntı yapan gözleridir. Bukalemunlar ve bazı kabuklu deniz omurgasızlarında görülebilen bu özellik, gözlerin birbirinden bağımsız olarak farklı yönlere dönebilmesi ve çok hareketli olmasıdır. Hem uzağı hem de yakını görebilmek için, aynı camın iki yarısının farklı eğimlerde kesilmesiyle yapılan gözlükler gibi, çamur zıpzıplarının gözleri de hem havada hem de sualtında iyi görebilecek bir hususiyette yaratılmıştır. Bunun için gözlerin korneası, dıştan ve içten ince lamellerle (yaprakçıklarla) bölünmüş olup dış lamellerin kurumaya ve mekanik hasara karşı ek koruma sağladığı düşünülmektedir.[2]

İki farklı özelliği bir arada bulunduran bir gözlük planlamak için hem ışığın kırılması ile ilgili optik kanunları hem de camın mekanik ve kimyevî özelliklerini bilmek gerekir. Peki, bu balığın gözlerinde iki farklı fonksiyonun bir arada bulunmasını, akılsız evrim mekanizmalarıyla izah edebilir miyiz? Ayrıca gözlerin hemen altına, içi su dolu birer kesecik konulmuştur; böylece gözler kurumaya başladığında hemen bu torbalara daldırılarak ıslatılırlar. Böyle bir tedbiri, Müdebbir-i Hakiki’den başka kim alabilir?

Bazı türleri, bitkilerle beslenmeleri için bol miktarda duyu hücresiyle döşenmiş etli dudaklı yaratılmışken, etobur türlerin çeneleri farklı boyutlarda konik sivri dişlerle güçlendirilmiştir.[3]

Normalde balıkların yüzgeçleri yüzmeleri içindir ve kayıkların kürekleri gibi kullanılır. Bu garip balık ise evrimcilerin mantığına göre, “Denizde bulunmaktan sıkılmış, karaya çıkmak istemiş, bu yüzden kalça yüzgeçlerini kaynaştırarak öne doğru kaydırmış, iki yanda yer alan göğüs yüzgeçlerini de geriye doğru uzatarak karada yürüme için harikulade şekilde hususileştirmiştir.” Böyle bir şey mümkün olabilir mi? Ayrıca göğüs yüzgecinin menteşe gibi yapılmış iki kanatçığı, hareketli bir ayak eklemi şeklinde balığın rahatlıkla yürüyebilmesini ve 60 cm kadar yükseğe sıçrayabilmesini sağlarken, kalça yüzgeçleriyle uyumlu bir koordinasyonu, ilmi ve iradesi olmayan bir balık icad edebilir mi? Gövdenin arka kısmındaki anal ve kuyruk yüzgeçleri ise yürüme ve sıçramadan ziyade, yüzmeye destek olmaları için hazırlanmışlardır. Fakat sıçrarken kaslı kuyruk bölgesinden iyi bir kuvvet desteği alır.

Harikulade Soluma Mekanizmaları

Çamur zıpzıplarının, karada yaşayan diğer omurgalılar gibi havada soluk almasını sağlayacak akciğer gibi bir organları yoktur. Öyleyse karaya çıktıklarında nasıl nefes alabilirler? Bunun için sonsuz rahmet ve şefkat sahibi Rabbimiz, bu canlılara birden fazla oksijen alma yolu ihsan etmiştir. Hem derilerinden hem ağız ve boğazlarını döşeyen astar şeklindeki ince ve tek tabakalı mukoza epitelinden ve bütün balıklarda bulunan solungaçlarla nefes alabilirler. Ancak üç türlü nefes almanın da fizikî prensibi difüzyona dayandığından oksijen alabilmeleri için vücutlarının her zaman ıslak olması gerekir. Bu yüzden sadece nemli ortamda yaşayabilir ve çamurda sık sık yuvarlanır veya başlarını ıslatırlar.[4]

Bu kadar farklı yoldan oksijen alınması; derinin, ağız mukozasının ve solungaç epitelinin ince ve bol damarlı olmasıyla mümkündür. Hatta derinin bazı bölgelerinde kılcallar çok yoğun kabarcıklar şeklinde olup kan dolaşımı, bu kılcallar içinde çok verimli bir gaz alışverişine imkân sağlar. Ayrıca solungaçların bulunduğu yutak bölgesi bir odacık şeklinde hazırlanmış olup su baloncukları tutabilirler. Sudan çıkarken veya daha kuru bir ortama geçerken bu odacıklardaki suyu kullanarak hayatlarını sürdürebilirler.[5]

Rahmet Tezgâhında Dokunan Organ: Su Dili

Sualtında yaşayan canlılar, beslenmede genellikle ortamdaki suyu emerek gıdalarını ağızlarının içine çekerler. Fakat karada yaşayan canlılarda durum böyle değildir. Besinlerin ağza alınmasında vazifeli dil gibi çok önemli bir organ yaratılmıştır. Oysa zamanlarının büyük bölümünü karada geçiren çamur zıpzıplarının dili yoktur. Peki nasıl beslenebilirler? Bu husus, belki de çamur zıpzıplarının en hayranlık uyandırıcı hususiyeti olarak düşünülebilir. Çünkü bu noktada, dilsiz bir balığın karada beslenme ihtiyacı bir dua olur ve ilâhî rahmetin kapısına vurur. O anda rahmet tezgâhında dokunan bir organ, yani “su dili” göreve hazırlanır ve balığın imdadına koşturulur. Bu harikulade hadisenin keşfi, bilim insanlarını da hayrete düşürmüştür.

Biyolog Krijn Michel ve Antwerp Üniversitesinden çalışma arkadaşları, çok yüksek hızda, X ışını kayıtlarıyla zıpzıpın şaşırtıcı beslenme davranışlarını gözlemlemişlerdir.[6]

Yaptıkları deneylerde, bir tabağa bir parça karides yerleştirerek balığın bunu nasıl ağzına çektiğini tespit etmeye çalışmışlardır. Video görüntülerine göre, balık avına yaklaştığında ağzından bir miktar su dışarı çıkarmakta, sonra da av ile birlikte içeriye almaktadır. Araştırmacının ifadesine göre, “Balık önce suyu püskürtmekte, sonra hızla suyu emmekte, yani ağzındaki suyu, dil gibi kullanmaktadır.” Böylece “hidrodinamik dil” veya “su dili” olarak isimlendirilen mucizevî hadise sergilenmektedir. Bu şekilde karadaki beslenme, sudakine göre daha iyi olmakta ve avını bir saniyeden daha kısa sürede alıp yutabilmektedir.

Şefkatle Kuşatılan Yuvalar

Çamur zıpzıplarının diğer bir ilgi çekici hususiyeti de yuvalarıdır. Soğuk mevsimi yuvalarında geçirir, ardından buralarda yumurtlarlar. Yuvalarının inşasında, çamurun içine, 1,5 m’yi aşabilen bir tünel kazarlar. Yuvaların genel yapısı, yüzeye iki girişle bağlanan dikey bir tünel ve bir odacıktan oluşur. Yuvaların mimarisi, çok büyük ölçüde mahallî topografya ve gelgit şartlarının tesirinde kalır.[7]

Çamur zıpzıpları hem kendilerini hem de yumurtalarını korumak için, hiçbir mimarî eğitim almadıkları hâlde tünelin en alt kısmına, kavisli bir yumurtlama odası yaparlar. Bu odanın duvarlarına yumurtalarını yerleştirirler ve yumurtalar oksijensizlikten ölmesin diye, sanki fizyoloji biliyorlarmış gibi, sık sık dışarı çıkıp ağızlarına hava depolayarak içeri girer ve odayı sürekli olarak havalandırırlar.

İktidar Savaşları

Çamur zıpzıpları yaşadıkları ortamlarda, kendilerine özel bir bölge belirler ve burada hayat sürerler. Hayatları boyunca bölgelerini ve buradaki nüfusu koruma davranışları gösterirler. Hatta bazen komşu hayvanlarla aralarındaki saldırganlığı azaltmak için bölgelerinin etrafına çamur duvarlar inşa ederler.4 Bölgelerine giren davetsiz misafirlere saldırır, karşılıklı birbirlerine sıçramalar yapar, ağızlarını kocaman açarak birbirlerini yaralamaya ve bölgeden dışarı çıkarmaya çalışırlar. Bunun dışındaki yükseğe sıçrama davranışları ise, genellikle erkek çamur zıpzıplarının, dişi balıkların dikkatini çekmeye çalışırken gözlenir.

Ülfet ve yeknesaklık perdeleri altında gizlenen harika hakikatleri gösterebilmek için bazen havada, bazen suda, bazen de çamurda çırpınıp duran bu varlıkların sıra dışı anatomileri ve davranışları, yaratılışlarındaki mucizeleri her an ruhlarımıza fısıldamakta ve Kadîr-i Mutlak’ın eserlerini tefekkür ederek girilen marifet yoluna işaret etmektedir. Bir an durup varlıktaki bu nağmelere kulak vermek, belki de tefekkür yolculuğumuza büyük bir değer katacaktır.

Dipnotlar

[1] www.britannica.com/animal/mudskipper

[2] David A. Clayton (1993). Mudskippers, A. D. Ansell, R. N. Gibson ve Margaret Barnes, Ed., Oceanogr. Mar. Biol. Annu. Rev., 31, 507-577, UCL Press.

[3] A.g.e.

[4] Abid A. Ansari, Subrata Trivedi, Shalini Saggu, Hasibur Rehman, Mudskipper: A biological indicator for environmental monitoring and assessment of coastal waters, Journal of Entomology and Zoology Studies, 2014; 2 (6): 22-33.

[5] en.wikipedia.org/wiki/Mudskipper

[6] www.scientificamerican.com/article/fish-uses-water-tongue-to-grab-prey-on-land/

[7] Clayton, a.g.e.

Paylaş
Önceki İçerikAşk ve Gurbet
Sonraki İçerikGönül İnsanı