Diriliş veya yeniden yaratılışla ilgili bazı âyetlerde, kuru ve ölmüş kemikler örnek verilmektedir. Çoğumuzun bildiği, “Çürümüş vaziyetteki o kemikleri kim diriltecek” (Yâsîn, 36/78) mealindeki âyeti hatırlayacak olursak, dirilme konusunda kemiklere dikkat çekilmesinin hususî bir mânâsı olabilir mi? Ayrıca, “Hele o kemiklere dikkat et, onları nasıl birleştirip yerli yerine koyuyoruz, sonra da onlara et giydiriyoruz!” (Bakara, 2/259) mealindeki âyette, önce kemiklerin yaratıldığı, sonra üzerlerine et giydirildiği buyurulur. Demek ki etler elbise gibi, asıl olanı örten, kemikler ise üzerinin örtülmesi gereken asıllar olarak anlaşılabilir. Nitekim diğer bir âyette de “Mudgayı (bir çiğnem et görünümündeki varlığı) kemiklere dönüştürür, sonra da kemiklere et giydirip yeni bir yaratılışa mazhar ederiz.” (Mü’minûn, 23/14) buyurulmaktadır.

Bediüzzaman Hazretleri de kâinat kitabını okuma adına, insan vücudunun çeşitli organlarını dünyanın değişik kısımlarına benzetirken insanın kemiklerini, yeryüzüne sağlamlık veren direkler gibi vazife yapan dağlara benzetmektedir. Bütün bunlardan, kemiklerin vücudun sağlamlığı ve diriliği adına dikkate alınması gereken dokular olduğunu işârî bir mânâ olarak anlayabiliriz.