Sormayın bana artık nerelisin
Bilmiyorum
Memleketim mi?
O artık düştü yetim
O günden beri kanıyor içim
Ateşler içindeyim
Yanıyor kalbim
Batınca her gün ufkumda doğan
Memleket güneşim
Hani nerede abilerim nerede kardeşlerim?
Hâlâ halka halka sohbetlerle süslenir düşlerim
Rüyalarım bile alev alev yanıyor
Hücrelerim hapiste koğuş koğuş kanıyor
Yaşıyor muyum, yanıyor muyum bilmiyorum
Yoksa acıları paylaşmak değil niyetim

Yurdum artık çok çok uzaklarda
Acı tatlı hatıralarda
Uzatsam kollarımı saramam ki uzağım
Gurbete mahkûm garipliğe tutsağım
İçimde olmasaydı hicret ve hizmet ufku
Bir teselli de vermezdi bu hicret yurdu
Anlatamam ızdırabımı, hem yetim hem vatansızım
Güzel yurdum artık, derûnumda gönül sızım
Devrildi şehir şehir diktiğim nice çınarlarım
Kurudu söz ve göz pınarlarım
Kan ağlıyor artık özüm
Değilmiş meğer niyeti dost bildiğim canların
Bağımızdan yemek birkaç salkım üzüm
Yağmaladılar bağlarımı, sürdüler bahçıvanlarımı
Koydular aç ve susuz bakmaya kıyamadığım civanlarımı
On binlerce masum evladımı attılar içeri
Kor düştü yüreğime, memleketimse yangın yeri
Sor dostum, sor, kaldı mı mecalin?
Zor dostum, zor, fakat imanım var
Allah Âdil, Allah Kerîm
Yoksa viranelere destan yazmak değil niyetim

Başını okşamak sünnetmiş yetimin
Benim yerime de okşayın
Darmadağın saçlarını memleketimin
Ellerine takılan ters kelepçeleri çözün
Ayaklarına vurulan prangaları sökün
Yüzünde tebessümler açsın, yeniden göğsünde nilüferler
Başkentini samanyolu süslesin İstanbul’unu Fatihler
Hayal mi dedin? Hayali bile cihan değer
Tekrarı masal değil, sen istersen eğer
Hani zaman hatt-ı müstakim değil, dairevî dönerdi
Hani yatsı olmadan yalancının mumu sönerdi
Haydi kalk, bir Mevlevî gibi dön
Fezada Samanyolu gün gelir zaman da döner
Dalgalanır burçlarında hizmetin sesi pırıl pırıl
Şimşekler çakar dünyanda ışıl ışıl
Yıldırımlar inletir semamızı inim inim
Yakındır rahmet yağmurları, imana dayanır ümidim
Yoksa sana boş bir vaat değil niyetim

İçimdesin memleketim
Bölge bölge, şehir şehir içimde
Bir tarafım Kars bir tarafım Urfa
Bir yanım İzmir bir yanım Bursa
Çanakkale’yi yeniden mi yaşıyorum ne?
Yoksa Anadolu’mu sallanıyor yine?
Akşam mı oldu birdenbire neden karardı hava?

Gözlerine mil mi çektiler ey milletim?
Bunca zulme karşı niçin ebkem kesildin?
Duy beni duy hâlâ yaşıyorsan ey memleketim
Yoksa sana sitem etmek değil niyetim

Artık kimse yok mu?
Kimsen yok mu memleketim?
Seninle birlikte nice masumlar da mı kimsesiz ve yetim?
Kıydılar mı Isparta bağrında açan çiçeklere güllere
Ağlıyor mu Barla, ağlıyor mu Van, harap olan ellere?
Ağla ağla Anadolu’m, sen ağladıkça çağlarsın
Belki de çağlayan olur, daha nice çağları sularsın
Irmağını kurutsalar, Nil olur akarsın
Mehtabını karartsalar, şafak olur doğarsın
Allah’a dua ve tevekkül ettim memleketim
Seni evlatlarından ayırdılar, gözyaşların sicim sicim

Kıvranacak bir gün ayrılık acılarıyla inim inim
Bununla değil gayem zalimlere bir tehdit ya da ima
Ancak değişmez sünnetullah
Ceza amelin cinsindendir daima
Yoksa kimseye beddua etmek değil niyetim

Kanıyor mu senin de altın yüreğin memleketim
Yanıyor ta içten içe benim de ciğerlerim
Ayırdılar mı seni ciğerparelerinden
Çatladı mı rüyan kırıldı mı testilerin?
Yarım mı kaldı yeşeren sevdaların düşlerin?
Oldu mu kalbin paramparça dilim dilim
Yetmiyor ızdırabımı ifadeye benim de dilim
Ses versene memleketim
Nedir bu yaşadığın azab-ı elim?
Niçin lâl oldu dilin?
Yeni bir dirilişin sancıları mı dedin?

Yoksa sırrı fâş etmek değil niyetim

Tasalanma güzel memleketim
Yıllarca toprağına nice tohumlar ektim
Başağa yürüdü bağrında pek çok ilkler
Çınara durdu bereketli toprağında nice çekirdekler
Yaşansa da bugün muvakkat gelgitler
Hâlâ Allah’a ve sana emanet nice yiğitler
Budadılar mı dedin, sildiler mi izleri?
Kuruyan ağaçların bile görmez misin hiç filizlerini
Dik dur, dimdik dur, zira sen memleketsin
Eğilme namertlerin önünde, kim ne derse desin
Yoksa sana kuru bir cesaret vermek değil niyetim

Düşlerdeki Türkiye’m
Her daim yüreğimde dualarımdasın
Sararlar yaranı, kalkarsın yakında ayağa
Seferler düzenlersin yine dört bir bucağa
Döner seferlerinden önden giden atlılar
İnletir salonlarını yeniden olimpiyatlar
Mahzun ve mükeddersin biliyorum ama
Ancak bilirsin, olanda hayır vardır daima
Bak bağrında yetişenler açıldı bütün dünyaya
Yüz binler koşuyor, şükret Allah’a